Gizliilimler.tr.gg

Gizli dünyaların kapısını aralamaya hazır mısın?

Sümela Manastırı

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Sayfa: [1]
*GönderenKonu:

Sümela Manastırı

(Okunma sayısı 1041 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Mesgul
Rep Puanı: 180
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4276
Sessiz...

  • MSN Messenger - lusiyen@hotmail.com

  • Profili Görüntüle
  • E-Posta

Sümela Manastırı

« : Haziran 23, 2013, 01:49:40 ÖS »






Sümela Manastırı

Sümela Manastırı, Trabzon'un Maçka ilçesinin Altındere köyü sınırları içerisinde yer alan (Eski Yunanca adı: Panagia) deresinin batı yamaçlarında Kara (Eski Yunanca adı: Mela) tepesi üzerinde deniz seviyesinden 1.150 metre yükseklikteki eski Yunan Ortodoks manastır ve kilise kompleksi olup, tam adı Panagia Sümela (Παναγία Σουμελά) ya da Theotokos Sümela'dır.[1]

Trabzon’un Maçka İlçesinin Altındere Köyü sınırları içinde, Altındere vadisine hakim Karadağ’ın eteklerinde sarp bir kayalık üzerine kurulmuş olan Sümela Manastırı, halk arasında “Meryem Ana” adıyla anılır. Vadiden yaklaşık 300 metre yükseklikte bulunan yapı, bu konumuyla manastırların şehir dışında, ormanlarda, mağara ve su kenarlarında kurulma geleneğini sürdürmüştür. Meryem Ana adına kurulan manastırın “Sümela” adını “siyah” anlamına gelen “melas” sözcüğünden aldığı söylenmektedir. Bu ismin manastırın kurulduğu koyu renkli Karadağlar’dan geldiği düşünülmekte ise de, "Sümela" kelimesi buradaki Meryem tasvirinin siyah rengine bağlanabilmektedir. Ünlü tarihçi J.P.Fallmerayer’in de (1790-1861) yılında buraya geldiğinde dikkatini çektiği gibi renginin koyu, hata teşhis edilemeyecek derecede siyah oluşu bu adın esasının teşkil etmiş olması mümkündür. Gürcü resim sanatında, 12. yüzyılda sanat âleminde siyah Madonna ismi altında tanınan birtakım Meryem ikonlarının yapıldığı ve yayıldığı bilinir.

Buranın başlıca gelir kaynağı olan bir Meryem Ana resminin eksikliğine ve mûcizeler yarattığına halkı inandırmak böylece onun değerini büyütmek için uydurulduğu kolayca sezilen rivayete göre, güya bu resim, İsa’nın havarilerinden Lukas tarafından yapılmış. Lukas’ın terekesinden Atina’ya geçmiş fakat Theodosius devrinde, 4. yüzyılda resim kendiliğinden buradan ayrılmak istemiş, birgün melekler tarafından gökte uçurularak Trabzon dağlarındaki bu kovuğa getirilip bir taşın üzerine bırakılmıştır. Tam bu sıralarda Atina’dan Trabzon’a gelen Barnabas ve Sophronios adlarında iki keşiş de bu ücra dağın ıssız yamacında bu resmi bulmuşlar ve burada Anakaya Kilisesini inşâ ettirmişlerdir. 6. yüzyılda imparator Justinianus’un manastırın onarılarak genişletilmesini istemesi üzerine generallerinden Belisarios tarafından tamir edildiği de söylenmektedir. Yine başka bir efsaneye göre, büyük bir kasırga sırasında Meryem’in yardımıyla canını kurtaran 3. Alesios burasını yeni bir tesis halinde inşâ ettirmiş, zengin vakıflar bağışlamış bir Khrysobullos yeni bir ferman ile de bu vakıflarını sağlam esaslara bağlamıştır.

Manastırın 1650′ye kadar dış kapısı üzerinde görülebilen 1360 tarihli, beş mısralık bir manzum kitabede 3.Alesios, bu tesisin kurucusu (ktetor), “Doğu ve Batı (=Iberia)’nın hakimi imparator” olarak gösterilmişti. Alesios 1361'deki bir güneş tutulmasını burada karşılamıştır. Bu prensin sikkelerinde güneş resmi bu olayla ilgili kabul edilmektedir. 1365 tarihli “vakfiyesi” ile de manastırın bütün idari şartlarını, arazisini, gelirlerini düzene koyduktan başka, Trabzon’a gelecek bir tehlikeyi, bir Türk akınını önlemek üzere, buradaki keşişlerin daima uyanık bulunmalarını da bildirir.

Sümela Manastırı’nın kuruluşu bilimsel verilere göre 13. yüzyıla kadar inmektedir. Kısacası Trabzon Sümela Manastırı, Trabzon Komnenoslar olarak bilinen ve 1204'te Trabzon’da kurulan Komnenos Prensliği’nden 3.Alexios (1349-1390) zamanında manastırın önemi artmış ve fermanlarla gelir sağlanmıştır. Doğu Karadeniz kıyılarının Türk egemenliğine girmesini takiben Osmanlı Padişahlarından Yavuz Sultan Selim (1512-1520) manastıra iki şamdan hediye ettiği, ayrıca Trabzon fatihi 2.Mehmet’in de manastırın haklarını tanıdığı ve birçok manastırda olduğu gibi Sümela’nın da haklarının fermanlarla korunduğu bilinmektedir. Manastırla ilgili Sultan 2.Beyazıt, 1.Selim, 2.Selim, 3.Murat, İbrahim, 4.Mehmet, 2.Süleyman, Mustafa ve 3.Ahmet tarafından fermanlar da çıkarıldığı bilinmektedir.[2]

14. yüzyılda Türkmen akınlarına maruz kalan kentin savunmasında ileri karakol görevi üstlenen manastırın statüsünde Osmanlı fethinden sonra bir değişiklik olmamıştır. Yavuz Sultan Selim'in Trabzon’da ki şehzadeliği sırasında iki büyük şamdan buraya hediye ettiği, Fatih Sultan Mehmed, 2. Murat, 1. Selim, 2. Selim, 3. Murad, İbrahim, 4. Mehmed, 2. Süleyman ve 3. Ahmed'in de manastırla ilgili birer fermanları bulunmaktadır. Osmanlı döneminde manastıra sağlanan imtiyazlar, Trabzon ve Gümüşhane bölgesinin İslamlaşması sırasında özellikle Maçka ve kuzey Gümüşhane'de Hıristiyan ve gizli Hristiyan köyleriyle çevrili bir alan oluşturmuştur.[3][1]

Sümela Manastırı’nın 18. yüzyılda birçok bölümü yenilenmiş, bazı duvarlar fresklerle süslenmiştir. 19. yüzyılda büyük binaların ilave edilmesiyle manastır muhteşem bir görünüm kazanmış, en zengin ve parlak dönemini yaşamıştır. Bu dönemde son şeklini alan manastır pek çok yabancı seyyahın ziyaret ettiği, yazılarına konu edilen bir yer haline gelmiştir. Bu yazarlar arasında, Ghikas (1755), Stephan (1764), Hysilantes (1775), G.Palgrave (1826-1888) sayılabilirler. Trabzon’un 1916-1918 yılları arasındaki Rus işgali sırasında manastıra el konulmuş, 1923′den sonra tamamıyla boşaltılmıştır. Sümela Manastırı’nın başlıca bölümleri; Ana kaya kilisesi, birkaç şapel, mutfak, öğrenci odaları, misafirhane, kütüphaneyle kutsal ayazmadır. Bu yapılar topluluğu oldukça geniş bir alan üzerine inşâ edilmiştir.

Manastırın girişinde su getirdiği anlaşılan büyük su kemeri yamaca yaslanmış durumdadır. Çok gözlü olan bu kemerin büyük bölümü restore edilmiştir. Dar uzun bir merdivenle manastırın ana girişine ulaşılmaktadır. Giriş kapısının yanında muhafız odaları bulunmakta, buradan bir merdivenle iç avluya inilmektedir. Solda, manastırın esasını teşkil eden ve kilise haline getirilen mağaranın önünde çeşitli manastır binaları bulunmaktadır. Sağ tarafta kütüphane yer almaktadır. Manastırın kütüphanesinde evvelce kataloğu yapılan ve çoğunluğu 17-18. yüzyıllara ait çeşitli el yazmalarından 66 tanesi Ankara Müzesi’nde, içinde minyatürler olan ve Bizans eseri 1000 tanesi İstanbul’da Ayasofya Müzesi’ndedir. Ayrıca 150 kadar da taş baskı kitap vardır. Sultan Selim’in hediye ettiği şamdanlar 1877′de çalınmıştır. Manastıra ait başka bir Meryem ikonası da Oxford’da özel bir koleksiyondadır. 1436 tarihli işlemeli gümüş madalyon ile 1438 tarihli işlemeli bir örtü de Atina’daki Benaki Müzesi’ndedir. Yine sağda yamacın ön yüzünü kaplayan büyük balkonlu bölüm keşiş odaları ve misafir odaları olarak kullanılmıştır ve 1860 yılına tarihlenmektedir. Avlunun etrafındaki binalarda odalardaki dolapları, hücreleri, ocaklarıyla Türk sanatının etkileri de görülmektedir.

Manastırın ana ünitesini meydana getiren kaya kilisesinin ve ona bitişik şapelin iç ve dış duvarları fresklerle donatılmıştır. Kaya kilisesinin içinde avluya bakan duvarda 3. Alexios dönemine ait fresklerin varlığı tespit edilmiştir. Şapeldeki freskler ise 18. yüzyılın başlarına tarihlenmektedir ve üç ayrı devirde yapılan üç tabaka görülmektedir. En alt tabakanın freskleri daha üstün niteliktedir. Her tabakada konuların da değiştiği dikkati çekmektedir. Buradaki fresklerin 1710-1732 yıllarında yapıldıklarını bildiren yazılar tespit olunmuştur. Halbuki mağara kilisenin inde avluya komşu duvarda 3.Alexios devrine ait freskler de tespit edilmiştir. Bugün bu portrelerden hiçbir iz kalmamıştır. Dışarıda kaya sathına işlenmiş ve bugün yalnız üst şeritleri kalabilmiş olan büyük bir mahşer sahnesinin dökülen sıvalarının altından başka sahnelerin gün ışığına çıktığı görülmektedir. Üzerinde bir ejderle süvari iki aziz (Georgios ve Demetrios) tasvir edilmiş bulunan küçük bir şapelin duvarında tabakanın altında üç tabaka daha resim bulunduğu tespit edilmiştir. Nitekim bir yerde en alt tabakada imparator kıyafetinde diademli bir figürün üstünde diademli başka bir figür bunun üstünde de matemorphosis, yan itabor adında İsa’nın görünüşünün değişmesi (suretinin değişmesi) sahnesi işlenmiş bulunmaktadır. Bu durum karşısında Sümela Manastırı’nın eski ve o nispette de değerli duvar resimleri, sıvaların tamamen dökülmediği yerlerde alt tabakalarda da mevcuttur.

Kutsal suyu toplayan şadırvanda sivri kemerleriyle Türk Mimarisi karakterindedir. Sümela’nın yüz metre kadar kuzeyinde yine dağ yamacına oyulmuş erişilmez durumda ve içinde freskleri olan şapeller bulunmaktadır. Sümela Manastırı’nda 1998′den beri Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca yürütülen bir proje dahilinde zarar gören duvarlar temizlenip restore edilerek koruma altına alınmıştır. Manastırın ana bölümü üst çatıyla kaplanmış olup, Ana Kaya Kilisesindeki freskler temizlenerek sağlamlaştırılmıştır. Ve sonuç olarak ziyaretçilerin Sümela Manastırı’na daha rahat ve güvenli bir şekilde ulaşabilmeleri için patika yol doğal yapı bozulmadan genişletilerek yeniden düzenlenmiştir.[2]

<a href="http://www.youtube.com/watch?v=ObXtxwfDXVQ" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=ObXtxwfDXVQ</a>

Sümela Manastırı Kütüphanesi

Trabzon'un tarih sahnesindeki bilinen ilk kütüphanesi Maçka'daki Sümela (Meryemana) Manastırı Kütüphanesi'dir. İmparator Konstantin döneminde (M.S. 325-364), imparator tarafından Sümela Manastırına pek çok el yazması kitap hediye edilmiştir. İstanbul, Batı Roma İmparatorluğu'ndan ayrıldıktan sonra Bizans İmparatoru Justinianus (527-568), hem Trabzon'un tahkim edilmesini, hem de bu manastırın genişletilmesini emrederek, buraya zengin bir kitaplık bağışlamış, ceylan derisi üzerine yazılmış değerli kitaplar hediye ettiği kaynaklarda yazılmaktadır. Justinianus kiliseye el yazmalı kitaplar dışında keşişlerin eşyalarını saklamaları için bir de gümüşten sandık hediye etmişti.[4] 640 Yılında Bizanslı çapulcular, hem manastırı yağma etmişler hem de bu kitaplığı yakmışlardı. İstanbul'un 1204 yılında Haçlılar tarafından işgalinden sonra Trabzon'a kaçan ve "Komnenler" (Komnenos) İmparatorluğunu Kurân Alexios Komnenos'un oğlu ve torunları, Sümela Manastırını genişletme ve onarma yarısına girdiler. Nitekim, Alexsios III, tacını Sümela'da giymek için bütün saray halkını manastıra götürmüş ve imparator olduktan sonra da bugünkü manastırı 72 oda ve büyük bir kitaplık ile yeniden yaptırmıştı.7 3. Alexios'un dedesi 2. onnes zamanında (1280-1285) Sümela kilisesinin dinî bir merkez haline getirilmesine başlanmış olmasına rağmen 3. Alexios Komnenos bu tesisin en eski kurucusu sayılır. 3. Alexios'un Sümela'ya özel bir ilgi gösterdiği, çıkardığı fermanlarla bu tesisin varlığını sağlam esaslara bağladığı, kaynaklarda belirtilmektedir. Sümela Manastırı kütüphanesinin kurulmasından sonra buraya pek çok değerli kitaplar hediye edilmiştir. Alexios III'ün Trabzon'daki imparatorluğu sırasında (1349-1390) manastırın durumu değişmiş, buraya 17 adet el yazması kitap hediye etmiştir.[5][6]

Ünlü Alman tarihçisi J. P. Fallmerayer (1790-1861), 1840 yılında Trabzon'a yaptığı bir seyahati sırasında Sümela’yı ziyaret ederek, çeşitli bilgiler vermiştir. Fallmerayer'in burada kaldığı günlerde, kitaplar ışıksız bir mağarada toplanmış bulunuyordu. Alman tarihçi, bir dayama merdivenle içine girilebilen bu mağaramsı kütüphanede fazla önemli bir şey bulamadığını, ekseriyetle Avrupa baskılı kitaplar gördüğünü yazmaktadır.[7] 1860 Yılına doğru birtakım misafir odalarıyla beraber kütüphane olarak kullanılan bir salon da inşâ edilmiştir. Kütüphane bölümü, giriş kapısından sonra içeriye inen merdivenlerin sonunda sağda yer alır. Ön duvarı tamamen yıkıldığından, iç duvarında duvara gayet süslü iri harflerle yazılmış "Bibliotheka" (kütüphane) kelimesi avludan görülür.[8][6]

1923'te Rumların Yunanistan'a gönderilmesi sırasında kesişler en değerli eşyalarını St. Barbara Kilisesine gömerek diğer Rumlar gibi göç etmişlerdi. Tarsicio Succi adlı İtalyan papazın belirttiğine göre; Türk hükümetinden izin alan Amprosios adlı keşiş 25 Kasım 1931'de St. Barbara'ya gelerek Sümela'ya ait olan bu kıymetli eşya ve eserlerin bir kısmını Yunanistan'a götürmüştür. Bugün bu eşyalar, Atina'daki Bizans Müzesi'nde sergilenmekte ve "Türkiye'deki Bizans Eserleri" adlı periyodikte sürekli olarak aleyhimizde bir propaganda kanıtı olarak Meryemana Manastırının bugünkü durumu yayınlanmaktadır.[9][6]

Google Map



Kaynaklar

[1] tr.wikipedia.org/wiki/Sümela_Manastırı
[2] tmo.gov.tr/Upload/Images/SubeHarita/Kultur/trabzon.pdf
[3] Özhan Öztürk, "Karadeniz Ansiklopedisi", s. 1043.
[4] Özkan Tüfek, "Sümela", İstanbul 1978, s. 80.
[5] Mustafa Uzunlar, "Trabzon Yakınlarında Sümela Manastırı" (Basılmamış Bitirme Tezi), Erzurum 1991, s. 11.
[6] Dündar Alikılıç, "Tarih Boyunca Trabzon Havalisinde Kütüphaneler", A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitü Dergisi, sayı:17, Erzurum 2001, s.306-308.
[7] Semavi Eyice, "Trabzon Yakınında Meryemana Manastırı", Belleten c. XXX, Ankara 1966, s. 257.
[8] Özkan Tüfek, a. g. e, s. 90.
[9] Uzunlar, a. g. e, s. 27.

facebookta paylaş

Kayıtlı

Yaşamadığımı Hüdhüd’ten başka bir bilen yok.



Çevrimdışı @Bircan
Süper Moderatör
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
*************
Ruh Hali: Sekercik
Rep Puanı: 403
Üye No: 762
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: ♥Ben, düşler ülkesinin gel-git akıllısıyım...♥
İleti: 3079
'Alıştığın gün, Alıştığınla barıştığın gündür.'

  • Profili Görüntüle

Ynt: Sümela Manastırı

« Yanıtla #1 : Haziran 26, 2013, 04:32:00 ÖS »
Ne zaman adını duysam, okusam içimi cız ettiren bir yer burası benim...

Hani bazen kalbinizin size rehberlik ettiği yerler vardır.
Bilmediğiniz bir yer sizi çeker kendine, işte Sümela benim için öyle bir yer...
Ve Türkiye sınırları içinde görmeyi istediğim üç yerden biri, dilerim kısmet olur...Parmak uçlarımla duvarlarına bir kez dokunabilirim. Havasını soluya bilirim.

Kayıtlı

Kapımıza değil ; Kalbimize vuran buyursun !

Sayfa: [1]