Gizliilimler.Org

Gizli dünyaların kapısını aralamaya hazır mısın?

10 Kasım Atatürk'ü Anma Konuşması - 3

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Haberler:

Sayfa: [1]
*GönderenKonu:

10 Kasım Atatürk'ü Anma Konuşması - 3

(Okunma sayısı 229 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimdışı Hikmet Çiftçi
Süper Moderatör
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
********
Ruh Hali: Huzurlu
Rep Puanı: 141
Üye No: 793
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
İleti: 856
Nice dostlar gördük, içten gülen güldüren...

  • Profili Görüntüle

10 Kasım Atatürk'ü Anma Konuşması - 3

« : Kasım 10, 2017, 05:17:38 ÖS »

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk,
ebediyete intikalinin 79. yıldönümünde çeşitli törenlerle anıldı. (Akşehir / Konya)

10 KASIMLAR YAS DEĞİL, ŞUUR VE İNANÇ GÜNÜDÜR.

Değerli Arkadaşlarım,
Sevgili öğrenciler…

Bundan 97 yıl önce, 1938’de apansız bir fırtına kopmuş, gönüllerde ise acımasız bir deprem…
Alıntı:
YIL OTUZ SEKİZ, ON KASIM PERŞEMBE
HATIRDAN ÇIKMAYACAK BİR SONBAHAR
SARSILIYOR İSTANBUL YEDİ TEPE
YAMAN ESMİŞ DOLMABAHÇE’DE RÜZGÂR.


- 10 KASIM / Cahit Sıtkı TARANCI -

Ve bugün de o rüzgârın esintisi yüreklerimizde en şiddetli helecanlar oluşturmakta.
Gün olarak Atamızın ölüm gününün bir gün sonrası. Yani bugün 10 Kasım 2017 cuma.
Milletçe hepimizin başı sağ olsun, cumamız mübarek olsun, diyor ve Atatürk’ü anmak ve anlamak için O’nun "din" hakkında söyledikleriyle konuşmama devam ediyorum.

DİN ve LAİKLİK:
“Dinme, bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, ona da öyle inanıyorum. Şuura (bilince) ters, ilerlemeye negel hiçbir şey kapsamıyor.”

“Yüce dinimiz, çalışmayanın insanlıkla ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler, çağdaş olmayı inançsız olmak sayıyorlar. Asıl inançsızlık onların bu inanışıdır. Bu yanlış yorumu yapanların amacı, insanların inançsızlara esir olmasını istemek değil de nedir?”

“Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir.”

“Din ve mezhep, herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiçbir kimse hiçbir kimseyi ne bir din, ne de bir mezhep kabul etmeye zorlayabilir. Din ve mezhep hiçbir zaman politika aracı olarak kullanamaz.”

“Türkiye Cumhuriyetinde her yetişkin, dinin seçmekte hür olduğu gibi, belirli bir dinin merasimi de serbesttir. Yani ibadet hürriyeti vardır. Tabiatiyle ibadetler, güvenlik ve genel adaba aykırı olamaz. Siyasi gösteri şeklinde de yapılamaz.”  

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ ŞEYHLER, DERVİŞLER, MÜRİDLER ve MENSUPLAR MEMLEKETİ OLAMAZ. EN DOĞRU, EN HAKİKİ YOL MEDENİYET YOLUDUR.”

Görüleceği üzere, bazılarının dedikleri gibi Atatürk asla dinsiz değildi. Bilakis, dinine gerçeğe inandığı gibi gerçekten inanan bir liderdi. Dinsizliği asla tasvip etmemiştir. Hatta bazı kimselerin, inanç sahiplerini gütmek niyetiyle dinlerinden uzaklaştırıp yönetme, hükmetme arzusunda olduklarını açıkça ifade etmişlerdir.

Tabii ki okumadan, gerçekleri görmeden, mukayese kabiliyetimizi geliştirmeden, olayları görünen ve görünmeyen yönleriyle anlayıp algılamadan yani vicdanımızı ve aklımızı kullanmadan yolumuzu bulmamız da kolay olmayacaktır. Bunun içindir ki önce “akılcı” olmak zorundayız.
Şimdi de Atatürk’ün akılcılıkla ilgili sözlerinden örnekler verelim.

AKILCILIK:
“Bilinç, daima ileriye ve yeniliğe götüren, geri dönüş kabul etmez bir özellik olduğuna göre Türkiye Cumhuriyeti halkı ileriye ve yeniliğe uzun adımlarla yürümeye devam edecektir. Şuura (bilince) bir hastalık bulaşmadıkça geri gitmek veya durmak hatıra –akla- bile gelemez.”

“Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi yeterli değildir. Muhakkak ufkun ötesini de bilmesi ve görmesi gerekir.”

“Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır.”

Anlıyoruz ki dinsizlik, başkalarına hizmet etmek için doğru yoldan sapma yani vicdanını, irfanını kaybetmek; şuursuzluk ise başkalarının dediklerine bilmeden, onların söylediklerini tartmadan, değerlendirmeden körü körüne inanmak demektir.
Kısaca başkalarının aklına mahkûm ve mecbur olmak demek...

Sevgili gençler…
Şuurumuzu, inanç ve imanımızı kaybetmeden yol almamız en doğru ve en gerçekçi olandır.

Millî varlığımıza düşman olanlarla asla dost olmayalım. Böylelerine karşı şu dizeyi aklımızdan çıkarmayalım.

“TÜRK’ÜM VE DÜŞMANIM SANA, KALSAM DA BİR KİŞİ”

Kabrinde müsterih uyu, ey namdar atam!..
Evladının bugünkü adı sade intikam!..

                          -Kin / Emin Bülent Serdaroğlu -

“EĞER BİR MİLLET BÜYÜKSE, KENDİSİNİ TANIDIKÇA DAHA BÜYÜK OLUR.”

Bedenen aramızdan ayrılan, ancak gönüllerimizdeki sevgisi, şuurumuzdaki düşünceleriyle ilelebet yaşayacak olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve silah arkadaşlarına, bütün şehitlerimize minnet ve şükranlarımı sunuyor, hepsini saygıyla yâd ediyorum.



“Yüce Rabbim cennetiyle mükâfaatlandırsın inşallah” duasıyla sözlerime son veriyorum.

Cumanız hayırlara vesile olsun.

Altay Tigin
10 Kasım 2017 -  CUMA

facebookta paylaş

Kayıtlı

Nice dostlar gördük, içten gülen, güldüren
Nice dostlar gördük, dıştan gülen, öldüren…

Sayfa: [1]