Gizliilimler.Org

Gizli dünyaların kapısını aralamaya hazır mısın?

Tanzimat Edebiyatı

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Haberler:

Sayfa: [1]
*GönderenKonu:

Tanzimat Edebiyatı

(Okunma sayısı 2795 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4306
  • Profili Görüntüle

Tanzimat Edebiyatı

« : Ocak 01, 2013, 10:18:30 ÖS »
Tanzimat Edebiyatı

Tanzimat edebiyatı, Avrupaî Türk edebiyatının ilk devresidir. 1860-1896 yıllarını kapsar. Tanzimat, siyasî anlamda 1839 Tanzimat Fermanıyla belirir. Edebî açıdan Tanzimat, 1860'da çıkarılan "Tercüman-ı Ahvâl" ile başlar. 1839-1859 yılları arası, Tanzimat döneminin Avrupaî etkisine örnek oluşturacak bir değişme görülmez. Bu oluşumdan önce imparatorluğun kültürel yapısını tamamlayan çalışmalar dikkati çeker. Prof. Dr. Ömer Faruk Akün'e göre "Tanzimat Edebiyatı" sözüyle Türk edebiyatında Tanzimat'ın ilan olunduğu 1839'dan Servet-i Fünûn edebiyatının doğduğu 1856'ya kadar bir zamanı içine alan yenilik devresi anlatılmak istenir. Oysa Tanzimat, 1839-1876 yılları arasındaki devre sayılmıştır.

Batılılaşma sürecinde 1832'de kurulan "Tercüme Odası"nın büyük bir yeri ve önemi vardır. Ali, Fuat ve Saffet Paşalar, bir mektep özelliği taşıyan bu ocakta yetişmişlerdir. Batılılaşma yolunda fikir ve sanat hayatına hizmet veren Tercüme Odası'ndan sonra "Mabeyn Mektebi", "Tophane Kalemi" ve "Gümrük Kalemi", aynı doğrultuda işlevlerini sürdürürler.

Bu dönemde Ceride-i Havadis, Tercümân-ı Ahvâl, Tasvîr-i Efkâr, Muhbîr, Hürriyet, Diyojen, İbret, Hâdîkâ, Tercümân-ı Gerçek gibi gazetelerle Mecmua-i Fünûn, Hazine-i Evrak, Mecmua-i Ebuzziya, Mâlûmat vb. dergiler, yenilik hareketinin yerleşmesinde etkili olurlar. Batı uygarlık ve kültürüne ait haber ve bilgileri aktarma görevi üstlenirler.

Tanzimat döneminde okul hayatına dönük çalışmalar da yoğunluk kazanır."Encümen-i Dâniş", Reşit Paşa'nın 2. başbakanlığı sırasında Fransız akademisi örnek alınarak kurulan bir Türk akademisidir. Eğitim ve kültür alanında gerekli çalışmaları düzenlemek görevi üstlenir. 21 Temmuz 1846'da kurulur. 18 temmuz 1851'de Reşit Paşa'nın nutkuyla açılır. Çeşitli bilimsel ve teknik eserler yazma ve tercüme etmek ve Türkçeyi geliştirmek yolunda çaba gösterilmesini amaçlar. Reşit Paşa ve Ali Paşa arasındaki düşünce farklılığından ve Reşit Paşa'nın başbakanlıktan ayrılmasından sonra 1852'de Encümen, önemini yitirir ve dağılır.

Değişen şartlar içerisinde 1858'de Reşit Paşa’yla 1861'de Abdülmecit'in ölümü üzerine Tanzimat'ın ilk dönemi tamamlanmış olur. Buna rağmen açılan yolda çalışmalar devam eder. Kültüre büyük bir önem verilen bu devrede Mekteb-i İbtidaî (ilkokul)'ler, Rüştiye (ortaokul) ve idâdî ler, Dârülfünûn (yüksek okul), Mülkiye-i Tıbbiyye, Mekteb-i Mülkiyye, Mekteb-i Hukuk, Dârül Muallimîn-i Aliyye (Yüksek Muallim Mektebi), Dârul Muallimât (erkek ve kız öğretmen okulları)'lar açılır. Böylece ülkede Batı kültürüyle yetişen yeni bir kuşak ortaya çıkar.

Böylesine zengin bir birikimle yetişen aydınların çalışması, edebiyata olumlu yönde yansır. Yeni Türk edebiyatının kurucuları, işe gazetecilikle başlar. Bu dönemde edebiyat, fikir ve sanat dergilerinin sayısı 100 kadardır.

Şinasi, Tercümân-ı Ahvâl'de önce kendi "Şair Evlenmesi"ni, sonra Kostaki Efendi'nin "Heyet-i Sabıka-i Kostantaniye"sini yayınlar. Gazeteyi çekici hâle getirmek için değişik konularda makalelere yer verir. Şinasi, Agâh Efendi'yle çıkardığı Tercümân-ı Ahvâl'den sonra, 1862'de tek başına "Tasvîr-i Efkâr"ı çıkarmaya başlar. Gazetecilikteki sayfa düzenlemesinin ilk güzel ve başarılı örnekleri sergilenir. Bu gazete, Şinasi'nin makale ve küçük bendleriyle ilgi görür. Sade bir Türkçeyle okuyucuya açılır. Böylece gazeteciliğe bağlı olarak makale türü edebiyatımıza girer. Gazetede şu tefrikalar görülür:

Emmerich de Vattel'in "Hukuk-i Nâs"ı, Ahmet Vefik Efendi'nin "Secere-i Evsâl-i Türkiye"si ve "Hikmet-i Tarih"i, Kâtip Çelebi'nin"Düstûru'l-amel fî ıslahi'l-halel" ve "Teraziü'l-hak fî ihtiyârü'l-ahak"ı, Salih Efendi'nin "Tarih-i Tabii"si, Behçet Molla'nın Buffon'dan çevirdiği "Tarih-i Tabii"si.

Gazetenin yazı hayatımıza kazandırdığı makale, siyasî, fikrî ve edebî yazıların yanında sosyal sorunları da dile getirmede önemli bir araç olur. Şinasi'nin Tercümân-ı Ahvâl "Mukaddime"si, Namık Kemal'in Tasvîr-i Efkâr'daki "Lisân-ı Osmânînin Edebiyâtı Hakkında Mülahazât-ı Şâmildir"i, Ziya Paşa'nın Hürriyet'teki ünlü "Şiir ve İnşâ" başlıklı yazıları, geniş yankılara neden olan ciddî ve önemli makalelerdir.

Şinasi, gazeteciliğe edebiyatımızda ve dilimizde öncü olur. Namık Kemal, Ali Suavî, Ebuzziya Tevfik, Şemseddin Sami, Ahmet Mithat, Muallim Naci, Mizancı Murat ve Beşir Fuat gibi yazarlar, bu dönemde makaleleriyle tanınan isimlerdir.

Tanzimat edebiyatında yenileştirilen ilk tür, şiirdir. Şinasi, La Fontaine, Lamartine gibi Fransız şairlerinden yaptığı çevirilerle yeni şiirin kapısını açar. "Münâcât", "İlâhi" şiirleriyle kasideler, "Arz-ı Muhabbet" manzumesi ve "Eşekle Tilki" hikâyesiyle sade Türkçe kıtalarla klasik Türk şiiri ilk olarak eski şekillerden ayrılır. Bunda Şinasi'nin "Tercümân-ı Manzûme"si etkili olur. Bu eseriyle Türkçeye Batılı şiir örneklerini getirir. Lamartine'nin "Souvenir"inden çevirdiği 4 kıta, kafiye sistemi ve şekliyle ilk yeni manzûme örneğidir.

Ziya Paşa, gazel ve şarkılarında dil ve söyleyiş; Namık Kemal ise söyleyiş ve şekil bakımından eski şiirden ayrılırlar. Recâizâde Mahmut Ekrem, şiirin konusunu genişletir ve onları izler. Abdülhak Hâmit, bazen şekil bakımından eskiye bağlı kalmakla birlikte, Türk şiirine yeni söyleyişler getirir. Tabiata açılır; fakat konuşma dilinden uzaklaşır. Buna karşılık Tanzimat şiirindeki Batılılaşma hareketinin asıl büyük şâiri odur. Tanzimat devresinde eskiye bağlı kalmakla birlikte, Batılı şiir tarzında başarılı örnekler veren diğer bir kişilik de Muallim Naci'dir.

facebookta paylaş

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda



Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4306
  • Profili Görüntüle

Ynt: Tanzimat Edebiyatı

« Yanıtla #1 : Ocak 02, 2013, 10:53:48 ÖÖ »
Tiyatro

1839-1856 yılları arasında edebiyatımıza giren bir başka yenilik de tiyatro alanında olmuştur. Tanzimat'tan sonra tiyatro kumpanyaları, İstanbul'da faaliyet göstermeye başlar. Abdülmecit, güzel sanatlara eğilimi olan bir insandır. Müziğe ve tiyatroya özel bir ilgi gösterir. Türk aydınları, 1839'dan sonra Fransızca öğrenmeye başlar. Fransız kültür ve edebiyatıyla yoğrulurlar. Abdülmecit'in Batı'dan gelen yeniliklere ve sanat olaylarına sevgisi üzerine, İstanbul'da küçük bir saray tiyatrosu yapılır. Burada, bazı piyeslerle bazı opera ve operetler oynanır. Beumarchais'den Shakespeare'ye ve Goldoni'ye kadar bütün bir tiyatro repertuarı sergilenir. Namık Kemal-Hamit mektebinin eserlerinden önce, İstanbul'da romantik tiyatro ve komedi örnekleri görülür. 1860'da Hoca Nazım, Ermeni oyunculardan oluşan bir kumpanya kurar. Böylece tiyatro çalışmaları halka iner ve Türkçe temsiller gösterime girer.Bizde ilk tiyatro örneği, 1844'den sonra yazılır. Hayrullah Eendi'nin "Hikâye-i İbrahim Paşa be-İbrahim-i Gülşenî", ilk örnek olur. Onu Şinasi'nin "Şair Evlenmesi" izler. 1860-1880 yılları arasında Türk tiyatrosu hızlı bir gelişme gösterir. Şinasi, Namık Kemal, Şemsettin Sami, Ahmet Mithat, Ali bey, Ali Haydar Bey, Ahmet Vefik Paşa, Recaîzâde Ekrem ve Abdülhak Hamit, bu dönemin en verimli yazarları arasında görülürler.

Edebiyatımızda tercüme ve adapte piyes dalında Ahmet Vefik paşa, başta gelir. Molière'nin bütün oyunlarını dilimize kazandırır. 1870'te "Kokona Yatıyor" ve "Misafir-i İstikbal" adlı iki piyesle Ali Bey dikkat çeker. Molière'den adapte ettiği "Ayyar Hamza" ile şöhrete ulaşır.

Namık Kemal'in "Celâlettin Harzemşah Mukaddimesi", tiyatro sanatı hakkında topluca bilgiler vermesi bakımından edebiyatımızda özel bir yere ve öneme sahiptir. Bunu Abdülhak Hamit'in "Duhter-i Hindû Mukaddimesi" izler.

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda



Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4306
  • Profili Görüntüle

Ynt: Tanzimat Edebiyatı

« Yanıtla #2 : Ocak 02, 2013, 10:33:00 ÖS »

Hikâye ve Roman

Tanzimat'la birlikte edebiyatımıza giren bir başka tür de hikâye ve romandır. Hikâye türünün ilk örneği, Yusuf Kâmil Paşa'nın Fenélon'dan yaptığı "Télémaque" (Telemak) adlı çevirisidir. 1959'da yapılan bu çeviri, 1962'de yayınlanır. Böylece Türk okuyucusu, Batı edebiyatının ilk örnekleriyle karşılaşır. Bunu "Sefiller" ve "Robinson Crouse" izler. Teodor Kasap, 1872'de "Monte Cristo" ile "Topla Şeytan"ı çevirir. Recaîzâde Mahmut Ekrem, Chateuaubriand (Şatobriyan)'dan "Atala"yı tercüme eder. Bernardin de Saint Pierre'nin "Paul et Virgine"siyle Türk okuyucusu, Batı edebiyatının hikâye ve roman örnekleriyle tanımış olur.

Batı hikâyeleri yolunda ilk eserler, 1870'de Ahmet Mithat Efendi'nin "Kıssadan Hisse" ve "Letâif-i Rivâyât" ile başlar. Bunu Emin Nihat'ın"Müsâretnâme"si takip eder. Romanda ilk örnekler, 1872'de Şemsettin Sami'nin "Taaşşûk-u Talât ve Fıtnat", 1875'te Ahmet Mithat'ın "Felâtun Bey ile Râkım Efendi", 1876'da Namık Kemal'in "İntibah" adlı romanlarıdır. Daha sonra Recaîzâde Mahmut Ekrem'in "Araba Sevdâsı", Namık Kemal'in "Cezmi", Sami Paşazâde Sezâî'nin "Sergüzeşt" ve "Küçük Şeyler", Nâbizâde Nazım'ın "Karabikik" adlı romanları, bu türde yazılmış başlıca eserlerdir.

Türkçede ilk târihî roman, Ahmet Mithat Efendi'nin 1871'deki "Yeniçeriler" adlı romanıdır. Nâbizâde Nâzım'ın "Karabibik" adlı hikâyesi, realist ve natüralist çizgide köy edebiyatından söz eden ilk örneklerdir. Bu telif örnekler, Tanzimat devrinin sonlarına doğru yoğunluk gösterir.

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda



Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4306
  • Profili Görüntüle

Ynt: Tanzimat Edebiyatı

« Yanıtla #3 : Ocak 03, 2013, 12:20:43 ÖÖ »

Tenkit

Edebiyatımızda tenkit türünün gerçek ürünlerini de Tanzimat'tan sonra görürüz. Modern Türk edebiyatını kurmak, yerleştirmek isteyen Türk aydınları, yeni yetişen kuşağın eski edebiyatla olan ilgilerini kesmeye çaba göstermişlerdir. Bu nedenle edebiyatımızda "eski-yeni" tartışması başlamıştır. Divan Edebiyatı'nın esası olan ve özü üzerine yoğunlaşan bu tartışmalar, Ziya Paşa ve Namık Kemal tarafından yönetilir. Ziya Paşa, "Şiir ve İnşa" makalesinde Divan Edebiyatı'na karşı çıkar ve Halk Edebiyatı'nı benimser. 1874'te "Harabât"a yazdığı ön sözünde ise bu düşüncenin aksini öne sürer ve bu ikilik içinde kalır. Buna karşılık Namık Kemal, "Lisân-ı Osmânî'nin Edebiyâtı Hakkında Bâzı Mülâhazât-ı Şamildir." adlı makalesiyle 1876'da "Harabât"ı tenkit amacıyla yazdığı "Tahrîb-i Harâbât" ve "Takip" adlı eserinde Divan Edebiyatı hakkındaki olumsuz düşüncelerini savunur.

Abdülhak Hamit'in "Duhter-i Hindû" önsözü, Recaîzâde Ekrem'in III. "Zemzeme Mukaddimesi" ile "Takdir-i Elhan", tenkit ve deneme türünün bilinen örnekleridir. Bizde edebî tenkitin yoğunluk örnekleri, Recaîzâde Ekrem'in "Tâlim-i Edebiyat"ının çıkışından sonra görülür.

Recaîzâde Mahmut Ekrem ile Muallim Naci arasındaki eski ve yeni edebiyat, şiir dili ve nazım tekniği üzerine yaptığı tartışmalar, bu dönemin doruk noktasındaki tartışmalardır.

Bu dönemde tenkitlerin mektup yoluyla gerçekleştiği dikkatleri çekiyor. Namık Kemal'in "İrfan Paşa'ya Mektup"u, Beşir Fuat'la Muallim Naci ve Ahmet Mithat arasındaki mektuplaşmalar vb.

Mizancı Murat'ın Mizan'da yayınlanan "Edebiyatımızın Numûne-i İmtisalleri"; Beşir Fuat ile Menemenli Tahir'in "Edebiyat-Fen", "Romantizm-Realizm" ve "Şiir-Hakikat" üzerine tartışmaları, anılmaya değer tenkit örnekleridir.

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda



Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4306
  • Profili Görüntüle

Ynt: Tanzimat Edebiyatı

« Yanıtla #4 : Ocak 03, 2013, 03:46:10 ÖS »
Tanzimat edebiyatında görülen diğer edebî türler ve temsilcileri üzerinde de kısaca durmak gerekirse, bu dönemde ilk edebiyat tarih çalışması, Abdulhalim Memduh'un "Tarih-i Edebiyat-ı Osmâniyye"sidir. Muallim Nâci'nin "Osmanlı Şairleri" ile "Esâmî"si ve Fâik Reşat'ın "Eslâf"ı, şuârâ tezkerelerinin genişletilmiş şekilleri olarak bu kategoride yer alırlar.

Tarih: Cevdet Paşa, "Tarih-i Cevdet"; Mustafa Nuri Paşa, "Netâyic'ül Vukuât", Diyarbakırlı Sait Paşa, "Mirât'ül-iber" (İbretler Aynası); Hayrullah Efendi (Abdülhak Hamit'in babası), "Hayrullah Efendi Tarihi"; Namık Kemal, "Devr-i İstilâ", "Barikâ-i Zafer", "Evrâk-ı Perîşân" ve "Kanije Muhasarası".

Mektup: Akif Paşa, "Şeyh Müştak'a Mektup"; Namık Kemal'in Ebüzziya'ya Mektupları, Namık Kemal - Recaîzâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit ve Sezâî arasında, ayrıca Muallim Naci, A. Mithat ve Beşir Fuat arasındaki mektup ağı.

Hâtırât: Ziya Paşa, "Defter-i Amal"inde Rousseau'nun etkisi altındadır. Çocukluk anılarını anlatır. Kitap haline getirilmemiştir.

Seyahat: Sadullah Paşa'nın 1878'de Şarlotenberg Sarayı ile Paris Sergisi'ni anlatan yazıları.

Mizah: İlk örnek, Edhem Pertev Paşa'nın "Av'ava-nâme"sinde görülür. 1870'de Teodor Kasap'ın çıkardığı "Diyojen" gazetesi, bu türün başarılı örneklerini verir. Ali Bey'in "Lehcetü'l-Hakâyık" ve "Seyyâreler"i, mizah edebiyatının bilinen ilk eserleridir.

Tanzimat'ın siyaset, cemiyet ve edebiyat alanlarında göstermiş olduğu gelişmeler, ana çizgileriyle böyledir. Toplumu yönlendirmede basının rolü büyüktür. Bu nedenle aydınlar, basına önem verirler. Dergi, gazete ve kitapların modern hayata geçişte etkin gücünden yararlanırlar. Yeni düşünceler topluma aktarılırken; edebiyat, üzerine düşen misyonunu gerçekleştirmiş olur. Namık Kemal, 1876'da Tasvîr-i Efkar'da yayınlanan "Lisân-ı Osmânî'nin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülâhazât-ı Şâmildir" başlıklı makalesinde "Edebiyat, düşüncesini geliştirir, toplumu eğitir, milletin yaşantısını sürdürür ve onu besler." der. Divân Edebiyatının gerçekçi olmadığını ileri sürer. Dilin yeni anlatım özelliği kazanması, bunun için de yazı dilinin konuşma diline yaklaştırılması gerektiği üzerinde durur. Bu, bir bakıma halka doğru açılmadır. Nitekim Ziya Paşa, 1868'de "Hürriyet" gazetesinde yayınlanan "Şiir ve İnşâ" makalesinde, yeni Türk edebiyatının Halk edebiyatına bağlanmakla doğacağına işaret eder. Anlatımda halkın seviyesine inmeyi arzular. Divan edebiyatının millî bir edebiyat olmadığını söyler. Böylece Tanzimat dönemi sanatçıları, eski edebiyattan uzaklaşır ve çevresine, çevresindeki olaylara ve insanlara bakmasını öğrenir. Tanzimat'ın birinci dönem sanatçıları (Şinâsî, Ziya Paşa ve Namık Kemal), Sanatı toplum yararına kullanmaya çalışır.

1875 yılından sonra Tanzimat edebiyatı, toplumsal yarardan ayrılarak Batı'daki romantizmin etkisine girer. Anlatımda ise süse önem verir. Dil, sanatın emrinde gelişme gösterir. "Sanat, sanat içindir." anlayışı, halkın konuşma dilinden ve sade Türkçeden uzaklaşmasına neden olur. Ağır bir dil ortaya çıkar. Bu dönem sanatçıları, sanatı ön plana atarlar.

Tanzimat döneminin başlıca sanatçıları şunlardır: Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Şemseddin Sami, Ahmet Vefik Efendi, Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Muallim Naci, Sami Paşazade Sezai ve Nabizade Nazım.

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda

Sayfa: [1]