Gizliilimler.Org

Gizli dünyaların kapısını aralamaya hazır mısın?

Tanzimat Edebiyatı'nın Özellikleri

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Haberler:

Sayfa: [1]
*GönderenKonu:

Tanzimat Edebiyatı'nın Özellikleri

(Okunma sayısı 2199 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4306
  • Profili Görüntüle

Tanzimat Edebiyatı'nın Özellikleri

« : Ocak 04, 2013, 07:46:32 ÖS »
Tanzimat Edebiyatı'nın Özellikleri

A. Sanatçılar

Tanzimat edebiyatı, Batı, özellikle de Fransız edebiyatını örnek alarak varlığını sürdürmüştür. Bu dönemde edebiyatımıza giren yenilikler Batı'dan alınmış olmakla birlikte; dönemin sanatçıları, Doğu'nun etkisinden kurtulabilmiş değildir. Doğu ile Batı arasındaki bu ikilem, Tanzimat edebiyatının en belirgin yanıdır. Sosyal ve kültürel alanda gözlenen durumlar da bu ikilemi doğrulamaktadır. Bu nedenle yeni edebiyatımız, ne bütünüyle batılı, ne de bütünüyle doğuludur. Çünkü bu dönemin sanatçıları, batılı gibi düşünmüş; fakat doğulu gibi yaşamışlardır ve tişmiş oldukları eski kültürün etkisinden kurtulamamışlardır. Buna rağmen Batı uygarlık sanatını kavramaya ve benimsemeye çalışmışlardır. 18. yüzyıl düşünürlerinden Montesquieu, J. J. Rousseau ve Volter'i okuyarak yenilik yapma düşüncesine bağlanmışlardır. Bu nedenle zulme ve haksızlığa karşı savaş açmışlardır. Vatan, millet, hürriyet, hak, adalet, kanun ve meşrutiyet gibi kavramları savunabilmek için sanatı toplum yararına kullanmışlardır. Tanzimat'ın ilk kuşağı (Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal), bir ideal uğruna çalışan dava adamları olarak görülmektedir. Gazeteci ve politikacıdırlar. İhtilalci bir düşünceye sahiptirler ve halk adına konuşurlar. Aktif ve korkusuzlardır.

Onların bu tutumu, Divan şiirinin dar kalıplarından çıkıp topluma dönmelerine ve sosyal sorunlarla uğraşmalarına neden olmuştur. Şinasi ile dile gelen "hak", "adalet", "medeniyet", "millet", "hükümet","reisicumhur" gibi sosyal içerikli ve meşrutiyet ile ilgili kavramlar, Ziya Paşa'da "müsavât (eşitlik)", "hürriyet" ve "cumhuriyet" gibi değerlerle zenginlik kazanır. Namık Kemal'de ise "hak", "adalet","hürriyet" ve "vatan" temaları, asıl amaç olur. Birinci kuşağın şiire, akla dayalı ve somut yaklaşımı karşısında Recaîzâde Mahmut Ekrem, daha somut sanat ölçüleri içinde görülür.

Dilin sadeleştirilmesi, konuşma diline gidilmesi, konuşma dilinin yazı dili ile bütünleşmesi, Şinasi ile gündeme gelir. Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Cevdet Paşa ve Şemsettin Sami, gerekli desteği verir ve gayret gösterirler.

Ziya Paşa, "Şiir ve İnşâ" adlı makalesinde, eski şiire karşı çıkar. Halk şiirini gerçek Türk şiiri olarak kabul eder. Daha sonra Harâbât antolojisi"Mukadime"sinde bu görüşün aksini savunur ve Divan şiirini benimser. Bu ikilem karşısında Namık Kemal, eski şiir geleneğini yıkmaya çalışır. "Tahrîb-i Harâbât" ve "Tâkîb"de Ziya Paşa'yı eleştirir. Namık Kemal, bu tavrını"Bahâr-ı Dâniş Mukaddimesi" ve "Mukaddeme-i Celâl"de de sürdürür.

Tanzimat'ın Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal'den oluşan birinci mektebi, kendi içinde bile mücâdele edip siyasî ve sosyal değerleri ön sıraya alırken, Recaîzâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit ve Sezaî'den oluşan ikinci mektebin mensupları, bireysel konulara ağırlık verirler. Bir bakıma şiiri sanat açısından ele aldıkları için "Sanatın maksadı güzelliktir." düşüncesine hizmet ederler. Recaîzâde Mahmut Ekrem, işin teorisiyle uğraşır ve "ölüm" temasını işler. Aynı şekilde Abdülhak Hamit de "ölüm" temasına geniş yer verir. Tanzimat'ın 2. kuşağı, kır ve şehir hayatının yanında eski şiirin ana temalarından olan "aşk"a da yeni bir ruh kazandırırlar. "Sanat, sanat içindir." anlayışından ayrılmazlar.

Bir yanıyla Tanzimat'ın ilk ve ikinci kuşak sanatçıları, birbirlerine zıt yapıda karşımıza çıkar. Birinci kuşak, aksiyonuyla; ikinci kuşak ise estetik anlayışıyla ayrı dünyaların insanı olurlar. İlk grup, korkusuz ve aktiftir. İkinci grup ise kendi içine dönük pasif insanlardır. Ancak sanat adına konuşmaya devam ederler. Her iki grubun sanatçıları da kültürlüdür. Okuyan ve edebî türlerde eserler veren şahsiyetlerdir.

facebookta paylaş

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda



Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4306
  • Profili Görüntüle

Ynt: Tanzimat Edebiyatı'nın Özellikleri

« Yanıtla #1 : Ocak 05, 2013, 02:43:19 ÖÖ »
B. Genel Görünüm

Tanzimat edebiyatı, eski edebiyata bir tepki olarak doğar. Bu nedenle geçmişe değil geleceğe yöneliktir. Doğu'ya değil Batı'ya bağlıdır. Sanat anlayışında somuta önem verir. Batı'da yapılan çevirilerin etkisiyle sanatçılar, sosyal konulara ilişkin kavramları öğrenirler. İlk devre sanatçıları, yöneticilere karşı toplumu koruma görevini üstlenirler. Vatan ve millet sevgisi, bu dönemde canlılık kazanır.

Gazete, tiyatro, dil ve tarih alanlarında yapılan çalışmalar, dil üzerinde etkili olur. Yazı dilinde cümlelerin yapısı değişir ve kısa cümleler kullanılır. Süslü anlatımdan uzaklaşılır. Sadeleşmede istenilen sonuç elde edilemez.

Fikir alanında gazete, dergi ve kitap yoluyla tartışmalar başlar. İnsan hakları, gelenek ve görenekler, alafrangalılığın yarattığı züppelik, mirasyedicilik, evlenme, aşk ve aile ilişkileri gibi konular, hikâye, roman ve tiyatronun konuları arasında yer alır.

Tanzimat döneminde sanatçılar, din ve millet arasında sıkışıp kalır. Batı, milliyeti ön sıraya alınca; Tanzimat da "Osmanlıcılık" fikrine bağlanır. Din ile dünyayı ayırmak gerektiği çizgisine varılır. Böylece Tanzimat edebiyatı, Türkçülük bilincine erişir. Ahmet Vefik Paşa, Süleyman Paşa ve Şemsettin Sami, Türkçülük duygusunu dile getiren ilk devre Türkçüleri arasında yer alırlar.

Tanzimat edebiyatı, şiirde şekil bakımından eskiye bağlı kalmış, öz bakımından yenilikler getirmiştir. En büyük yeniliği, nesirde gerçekleştiren bu edebiyat, makale, tiyatro, roman, hikâye, hatıra ve tenkit gibi türleri edebiyatımıza sokmuş ve gelişmelerine imkân sağlamıştır. Gazete ve dergiler, makale, fıkra, sohbet, deneme ve eleştiriler yoluyla bir düşünce edebiyatının doğmasını sağlar.

Tanzimat edebiyatı, halka yönelme, halkı aydınlatma ve eğitme hareketidir. Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal ve Ahmet Mithat, bu görevi üstlenir. Recaîzâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit ve Sezaî, yenilik yolunda yürürken; batılı anlamda örnekler verirler. Klasizm, romantizm ve realizm akımlarının etkisinde kalırlar. Romantizm ve bütün güzelliği, tabiat ve hakikat, bu edebiyatla görülmeye başlar.

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda



Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4306
  • Profili Görüntüle

Ynt: Tanzimat Edebiyatı'nın Özellikleri

« Yanıtla #2 : Ocak 05, 2013, 10:50:04 ÖS »

C. Şiir
  • Şiirde şekil değişir. Yeni nazım şekilleri, Fransızcadan yapılan çeviri şiirlerde görülür. Divân şiirindeki "parça güzelliği" yerine "konu birliği" ve "bütün güzelliği"ne önem verilir.
  • Eski şekillere başvurulur. Aruz vezni kullanılır. Heceye de önem verilir. Aruz ölçüsüne yenilik getirilir.
  • Kafiyede de değişiklik görülür. Kafiye, nazımın esas öğesi olarak ele alınmaz. Kafiyenin kulak için olduğu kabul edilir. Hamit, sarma ve çapraz kafiye düzenini karışık biçimde kullanır. Ekrem, sarma tipi kafiyeye itibar eder.
  • Şiirde muhteva genişler. Şiirin rûhu değişir. Tabiat, ilk kez kendi varlığı ile şiire girer. "Zerrâttan şümûsa kadar her güzel şey şiirdir." anlayışı önem kazanır. Ekrem ve Hamit, tabiatı dıştaki renkleriyle görür ve tabiat üstünde düşünürler.
  • "Hak", "adalet", "kanun", "medeniyet" ve "devlet" gibi kavramlar şiire girer ve Tanzimat şiiri, eski şiirden öz bakımdan ayrılır.
  • Başlangıç devrelerinde klasik şiir, genel olaraksa romantik şiir etkili olur. Felsefî düşünce, şiire yansır. "Ölüm", "varlık", "yokluk", "yaşanan dünya", "ahiret", "aşk" vb temalar yoğunlaşmaya başlar.
  • Öz Türkçe ile yazılmış birkaç şiir dışında halk dili şiirde görülmez. Şinasi'nin halk diline yaklaşma çabası, beklenen sonucu vermez.

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda



Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4306
  • Profili Görüntüle

Ynt: Tanzimat Edebiyatı'nın Özellikleri

« Yanıtla #3 : Ocak 06, 2013, 10:40:42 ÖS »

D. Nesir

Tanzimat edebiyatıyla nesrin konusu ve türleri genişler. Tanzimat'tan önceki edebiyatımız, manzum ağırlıklıdır. Şiir, edebiyatımızın estetik yanını oluştururken; nesir, sanat dili değil de ilim dilidir. Tanzimat edebiyatıyla bu anlayış yıkılır. Nesirde sanat ve edebiyat adına önemli rol oynanır.

Tiyatro, hikâye, roman, makale, tenkit, hatıra, deneme, mektup, tarih vb türler, edebiyatımıza girer. Bu türler, bütün yönleriyle insanı kucaklar. Edebî tenkit ve edebiyat teorileri, modern anlamıyla varlık gösterir.

Tanzimat nesri, insanı ve toplumu konu edinir. Tema, insan ve toplumla ilgilidir. Sanatçı, insan ve toplumu gördüğü gibi ele alır ve somut konulara yönelir. Sanatçı, serbesttir. Kendisini bağlayan kurallar yoktur.

a. Tiyatro:
  • Tanzimat tiyatrosu, toplum konularını ve tarihin ders veren olaylarını ele alır.
  • Tiyatro, bir eğlence ve eğitim aracı olarak kabul edilir.
  • Oyunlar, genellikle komedi, trajedi, dram ve melodram niteliği taşır. Komedilerde klasizm akımının; dramlarda ise romantizm akımının etkisi görülür. Dramlar, tarihî ve romantik çizgidedir.
  • Dönemin tiyatro eserleri, teknik bakımdan yetersiz görülür. İlk eserlerde dil, Şinasi ile halka yaklaşır ve Hamit ile halktan uzaklaşır. Sahne dilini aramaya koyulur.
  • Tiyatroda yoğunlaşan, Hamit'tir. Oyunlarında olağanüstü olaylara yer verir. Tiplerinde aşırı özellikler üzerinde durur. Konuşmalarda süslü anlatıma yer verir. Tiyatro oynanmak için değil okunmak için denenen bir tür olur.
  • Batı tiyatrosu örnek alınır. Yoğun biçimde Noliere, Racine, Corneille, Goldoni, Shakespeare etkisi görülür. Çeviri ve adapte çalışmaları yaygınlık kazanır.
  • Bir kısım oyunlar, fert, aile ve toplum hayatını düzeltme amacına yöneliktir.
  • Kahramanlık duyguları, vatan ve millet sevgisi geliştirilir. İdealist bir sanat anlayışı ortaya çıkar.
b. Roman:
  • Hikâye ve romanda konular, yaşanmış ya da yaşanabilir günlük olaylardan alınmıştır. Tarihî olaylara da yer verilmiştir.
  • Hikâye ve romanların bir kısmı halka, bir kısmı da aydın tabakaya seslenir.
  • Hikâye ve romanlarında sosyal hayatımızla ilgili sorunlar üzerinde durulur. Yanlış evlenmeler, görmeden evlenmeler, mutsuz evlenmeler, birden çok evlilikler, yasak aşklar gibi konular işlenir. Aşk konusu işlenirken, evlilik dışı ilişkilerde Türk kadını küçük düşürülmez.
  • Tanzimat romanında "esaret" konusu, geniş ölçüde ele alınır. Bu romanlarda tutsaklığın romantik ve melânkolik bir duygunun yansıması olduğu sergilenir. Esir insanların ev ve toplum içindeki acıklı durumları anlatılır. Kölelik durumu açık bir biçimde tanıtılır.
  • Batılılaşmayı yanlış anlayan ve yorumlayan gençlere yer verilir.
  • İlk dönem hikâye ve romancılarında romantizmin, ikinci dönem yazarlarındaysa realizmin etkileri görülür.
  • Romanlarda olayların kuruluşunda rastlantılara çok yer verilir.
  • Romanlarda olağanüstü olaylar ve kişilerin anlatıldığı görülür.
  • Romanlarda tasvir, gerçek yerini bulmuş değildir. Portreler, olaylarla ilişki derecelerinde değil ayrı olarak verilmiştir. Yer tasvirleri, olay kahramanlarının kişiliklerinin oluşmasını anlatmak için değil, eseri süslemek için yapılmıştır.
  • Kişiler, çoğu kez tek boyutludur. İyiler tamamen iyi, kötüler tamamen kötüdür.Olayların sonucunda iyiler ödüllendirilir, kötülerse cezalandırılır. Hikâye ve romanlar, bir ibret dersiyle sonuçlanır.
  • Yazar, kişiliğini gizleyemez. Romanın çeşitli yerlerinde olaylara ve düşüncelere karışır. Bu durum, teknik bir kusur yaratır. Ahlâk dersi vermek konumunda görülen yazar, halkı eğitmeyi amaçlar.
  • Birinci dönem yazarları, Osmanlıca'yı sadeleştirme amacındadırlar. Hikâye ve romanda konuşma diline yaklaşan sadeleşme vardır. Öncelikle Ahmet Mithat, halkın anlayabildiği bir dil kullanır.
  • Yazarlar, tasvir ve tahlillerde hüner göstermek için uzun cümlelerle kurulu bir anlatım seçerler ve süslü bir söyleyişe yönelirler.

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda

Sayfa: [1]