Gizliilimler.tr.gg

Gizli dünyaların kapısını aralamaya hazır mısın?

Hititler

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Sayfa: [1]
*GönderenKonu:

Hititler

(Okunma sayısı 1553 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimiçi Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 1
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4333
  • Profili Görüntüle

Hititler

« : Haziran 03, 2012, 04:20:07 ÖÖ »


Hititler (M.Ö.2000-M.Ö.700)

Hititler, 2000'li yıllarda Hattuşaş (Boğazkale) merkez olmak üzere, Labarna tarafından kurulmuş bir uygarlıktır. Bu devletin Karadeniz'in kuzeyinden Anadolu'ya geldikleri tahmin edilmektedir. Ülke, prensler tarafından yönetilmekteydi. Hükümdarın eşi olan Tavananna denilen prensesler de, yönetimde söz hakkına sahipti. Anadolu da köklü bir kültür oluşturan Hititler, çevrelerinde kurulan uygarlıklardan etkilenmişler ve doğal olarak, onları da etkilemişlerdir. Kızılırmak kıvrımı etrafında yaşayan Hititler, daha sonra Anadolu'nun büyük bir kısmına sahip oldular.

Devlet; Eski Devlet, Yeni Devlet ve Geç Hitit Şehir Devletleri olmak üzere 3 dönem yaşadı. Suriye egemenliği için Mısırlılarla savaşlar yapılmış, savaş sonunda tarihe ilk yazılı antlaşma olarak geçen Kadeş Antlaşması'nı imzalamışlardır. Bu antlaşma ile; Kuzey Suriye ve Kadeş, Hititlere verildi. Kadeş'in güneyinde kalan Suriye topraklarıyla Filistin, Mısırlılara bırakıldı. Devlet yönetimini kolaylaştırmak için Pankuş ismi verilen meclis oluşturmuşlardır.



Hattuşaş

Hitit kralları, egemenliğin Tanrı tarafından verildiğini düşünüyorlar ve Tanrı'ya hesap vereceklerini düşünüyorlardı. Bu yüzden de, yaşadıkları önemli olayları, savaşları, barışları... Anal ismi verilen yıllıklara yazmışlardır. Böylece ilk Tarih yazıcılığı başlamış oldu. Frigler, Urartular ve Asurlar'ın saldırıları sonunda Hititler 700'ler de yıkıldı. Hitit toprakları yağmalandı. Batı topraklarını Frigler, Doğu topraklarını Urartular ele geçirdi. Daha sonra Anadolu'ya giren Asurlarsa tamamını ele geçirdi

Asur Ticaret Kolonileri dönemi, sosyal ve siyâsal yeni görüşlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Yerel Prenslerle yönetilen Anadolu'da, Mezopotamya'daki gibi merkezi devlet fikri gelişmiş ve sonucunda iç savaşlar başlamıştır. Hint-Avrupalı bir kavim olan Hititler, M.Ö. 3000 yıllarının sonunda küçük gruplar halinde Kafkaslar üstünden Anadolu'ya girerek yerli halk Hatti nüfusuyla karıştılar.

Hititler, Babillilerin Anadolu' dan çıkma zorunda kalmasıyla devlet yönetimini ellerine almışlardır. Anadolu'nun yerli halkıyla kaynaşıp Hitit Devleti'ni kurmuşlardır. Bu devletin kurucusu Labarna'dır. Başkentiyse Boğazkale-Hattuşaş'tır.



Büyük Mabet-Hattuşaş

Hitit tarihi, M.Ö. 1650-1450 eski krallık ve M.Ö. 1450-1200 Hitit İmparatorluk Devri olmak üzere 2 aşamada incelenir. Hititler Anadolu'da egemenliği kurduktan sonra Suriye'ye seferler düzenlemişlerdir. M.Ö. 1274'te Mısır'la yaptıkları Kadeş Savaşı sonrası, M.Ö. 1269'da tarihteki ilk yazılı anlaşma olan Kadeş Anlaşması'nı gerçekleştirmişlerdir. Hitit Devleti'nin kuruluşundan itibaren, sanattaki Mezopotamyalı unsurlar kaybolarak, Anadolu'nun yerli sanatıyla birleşmiştir. Sanatta, boyutları büyümüş anıtsal eserler ortaya çıkmıştır. Tapınaklar, saraylar, sosyal yapılar, kaya kabartmaları ve orthostatlarla önceki sanattan ayrılır. Hitit Devleti M.Ö. 1200'lü yıllarda deniz kavimleri göçü ve kuzeyden Kaşka kavmi saldırılarıyla yıkılmıştır.

Hitit Siyasi Tarihi

M.Ö. 1800 yılları, Anadolu tarihinin başlangıcı yerli Aglutinant dil grubuna ait Hattiler ve Hint Avrupalı Hititler hakkında ilk bilgilerin edinildiği dönemdir. Bu çağ, Hitit kültürünün başlangıç ve gelişme aşamalarının kaynağıdır. Milattan Önce 2500-2000 yılları arasında Kuzey Kapadokya ve Orta Karadeniz bölgesinde gelişmiş kültürün temsilcisi Hattiler'di. Şehir devletleri tarafından yönetilen bu bölgenin güçlü şehirleri, kral mezarları, hazineleri, Hatti kültürünün simgeleridir. Milattan Önce 2000 yılları sonlarında büyük savaşlar sonucunda çıkan yangınlarla sona eren bu çağı, Asur Ticaret Kolonileri dönemi izler. Yazılı kaynaklardan Hititlerin, Anadolu'ya M.Ö. 3. binin son yıllarında, 2. binin başında küçük gruplar halinde, girmeye başladıkları ihtimali çıkmaktadır. Hititlerin Anadolu'ya kuzey Karadeniz üstünden ya da kuzeydoğudan, Kafkaslar üstünden geldikleri ve Kızılırmak kavisinin kuzey kesimine yerleşmiş oldukları değerlendirilmektedir.

Aslanlı Kapı-Hattuşa

Birbirini izleyen akınlarla Orta Anadolu içlerine yayılan Hititler, zamanla etki alanlarını genişletmişler, Hattili Prenslerin arazilerine hakim olmuşlardır.

Asur Ticaret Kolonilerinin geç evresinde Kuşşara Kralı Pithana ve oğlu Anitta tarih sahnesine çıktılar. Onlar Hitit diline Naşili adını veren Kaniş/Neşa'yi zaptedip krallığın ilk merkezi yaptılar. M.Ö. 1700'lerde Kuşşara kralı Anitta, Hattuş Krali Pijusti'yi yenip şehrini tahrip ettiğini anlatmaktadır: “Geceleyin yaptığım bir saldırıyla şehri aldım. Yerine yaban otu ektim. Benden sonra her kim kral olur ve Hattuş'u yeniden iskan ederse gökyüzünün Fırtına Tanrısı'nın laneti üstünde olsun.”

Hattuşa, M.Ö. 17. yüzyılın 2. yarısında, Hitit Kralı 1. Hattuşili tarafından başkent olarak seçilir. Eski Hitit Devleti'nin kurucusu 1. Hattuşili, Kızılırmak kavisi içindeki çekirdek ülkede birliği sağladıktan sonra, Kuzey Suriye ve Yukarı Fırat Bölgesi'nde Hurri Ülkesine karşı yönettiği akınlarla, kendisini izleyecek Hitit Krallarına bir Dünya devleti olma amacının işaretini veriyordu. Murşili istilalara güneyde devam ederek ve Suriye'deki şehir devletlerini devreden çıkartarak, Mezopotamya ticaret yollarını kontrol altına aldı. Halep ele geçirildi ve ordu Babil'e kadar ilerleyerek Hammurabi hânedânlığına son verdi. Fakat, Murşili'nin Hantili tarafından öldürülmesi, bir karışıklık dönemi getirdi. Hantili idareyi ele aldıysa da o da öldürüldü. Hantili'den sonra tahta geçen Zidanta ve 1. Huzziya'da, Hantiliyle aynı kaderi paylaşarak öldürüldüler.

Bu dönemde Hitit devleti, Torosların güneyindeki ülkeleri, Güney ve Güneydoğu Anadolu'daki diğer bölgeleri yeniden Mitanni Krallığı'na kaptırdı. Telipinu tahta geçince, saraydaki kan davalarını durdurmayı başardı. Önceki kralların uzak bölgelere yaptıkları seferleri durdurarak, Anadolu'yu kendi içinde tutarlı bir idari teşkilat altına almaya çalıştı. Bu amaçla eyalet sistemini kurdu. Telipinu fermanı olarak bilinen fermanı yayınlayarak, taht verasetini belli kurallara bağladı.

Geleneksel Hitit tarihi, çağ ayrımına göre, Telipinu devrini “Orta Krallık” adı verilen dönem izler. Bu dönem krallarından 1. Tuthaliya ve 1. Arnuvanda'nın dikkatleri zaman zaman Hitit etki alanının Batı Anadolu'ya uzanması yolunda yoğunlaşmışsa da Hititler 1. Hattuşili ve 1. Murşili'nin başarılarından sonra, yeniden Kuzey Suriye'de etkili olma isteğinden vazgeçmemişlerdir. Tuthaliya'nın Ege Kıyılarında Aşşuva'ya kadar uzanan başarılı bir askeri harekatının anlatıldığı, savaş ganimeti olup Çorum Müzesi'nde sergilenen tunç kılıç üstündeki yazıt, bu anlamda yorumlanmaktadır.

Aynı zamanda 1. Tuthaliya Hititlerin amansız düşmanı Kaşkalar'la da baş etmek zorunda kalmıştır. Metinlerde; Tuthaliya zamanında, Fırat'ın yukarı yatağında kalan bölgelere ve Kuzey Mezopotamya'da Hurrilere karşı yapılan askeri harekatlardan söz edilmektedir. Bu başarılarla 1. Tuthaliya'nın Hatti ülkesinde krallığın gücünü yeniden sağladığı anlaşılmaktadır. Fakat 1. Tuthaliya'nın hükümdarlık alanı genelde Anadoluyla sınırlı kalmıştır.

1.Şuppiluliuma tahta geçince, öncelikle Anadolu'daki egemenliğini sağlamlaştırmıştır. Daha sonra Suriye ve Kuzey Mezopotamya'nin kimi bölgelerini Hitit Krallığı' na katmıştır. Kaşka'larla savaşmış, Ugarit Kralı 2. Nigmeduyla bir anlaşma yapmıştır. Şuppiluliuma Mısır'da Tutankhamon' un ölümünden sonra çıkan çatışmaları fırsat bilmiş, Kargamış' ı alarak Mitanni Krallığı' na son vermiştir.

Hitit Surları Destinasyonu

2.Murşili'nin, Anadolu'nun kuzeyindeki ve batısındaki seferleri, Hitit çekirdek ülkesinde vebanın hüküm sürdüğü ve giderek artan Asur etkisiyle Suriye'de huzursuzlukların yaşandığı bir döneme rastlamıştır. Bu arada Asur, Yukarı Mezopotamya'nın batısında Yukarı Belih Bölgesi'ne ve onu sınırlayan Kargamış'a kadar etki alanını genişletmişti. Büyük Kralın 9. hükümdarlık yılında Kargamış'ı yöneten Piyaşşili, Kizzuvatna ülkesinde, birlikte bir kült törenine katıldıkları sırada öldü. Suriye'de huzursuzluklar tekrar başladı, Kral'ın ordusunun başına geçerek Kargamış'a gelmesi ve Piyaşşili'nin oğlunu tahta geçirmesiyle Kargamış Ülkesi'ni düzene sokmuş ve Kuzey Suriye yeniden Büyük Hitit Kralı'nın sıkı denetimi altına girmiştir.

Babası Murşili'nin ardından fazla zorluk çekmeden tahta geçen 11. Muvattalli, 20 yıldan fazla 'Büyük Kral' olarak hüküm sürmüştür. O'nun küçük kardeşi Hattuşili, askeri birliklerin başı, saray memuru, kuzey sınırının sürekli huzursuz bölgelerinde ve Hattuşa'da Vali olarak Hükümdara birçok alanda hizmet vermiştir. Bu dönemde Muvattalli sarayını, Tanrı ve atalarının heykelleriyle birlikte Hattuşa'dan Tarhuntaşşa'ya taşımıştır. Muvattalli zamanında Orta Suriye'deki Amurru bölgesi nedeniyle, Hititler'in anlaşmazlığa düştüğü ülke Mısır'dı. Bu anlaşmazlık Kadeş Savaşı'na yol açtı.

Günümüzde Mısır'daki Abydos, Luksor, Abu Simbel'in duvarları ve Ramsesseum'un pylonlarının üstündeki kabartmalarda, Yakındoğu'nun geçmişindeki en ünlü savaşlardan biri olan Kadeş Savaşı'nın tasviri görülmektedir. Kabartmalara 2.Ramses'in Hitit Kralı 2. Muvattalli'yi yenerek elde ettiği zaferin kutlandığı hiyeroglif metinler eşik etmektedir. Firavun çok iyi hazırlanarak savaş alanında bizzat bulunmasına rağmen, savaşın asıl galibi Hititler olmuştur. Amurru yeniden Hitit yönetimi altına girmiş, ayrılıkçı yerel kral Benteşinaysa Anadolu'ya sürülmüş, Kadeş Kalesi Hitit denetiminde kalmıştır.

Hitit Devleti Haritası

Büyük Kral 2. Muvattalli öldüğünde, eski bir kurala uyulmuş ve imparatorluğun en güçlü adamı olan kardeşi Hattuşili yerine, oğlu 3. Murşili/Urhi-Teşup tahta geçmiştir. O, başkenti Tarhuntaşşa'dan, yeniden Hattuşa'ya taşımıştır. Büyük Kral ile imparatorluğun 2. adamı Hattuşili arasındaki uzlaşmacı tutum, zamanla bozulmuş ve Büyük Kral'ın, amcası Hattuşili tarafından tahttan uzaklaştırılmasına sebep olmuştur. 3. Hattuşili bu durumu tanrıların karar verdiği bir “Hak Sorunu” olarak göstermiştir. Yasal bir biçimde tahta geçmediğinin bilincinde olduğu için 3. Hattuşili, dinî ve diplomatik görevlerine çok sıkı bir şekilde bağlıydı. Kült görevlerinde Büyük Kraliçe Puduhepa kendisine yardımcı olmaktaydı.

Bölgede 2. Muvattalli döneminden ve Kadeş Savaşı'ndan bu yana 2. Ramses hüküm sürmekteydi. Hattuşili Asur ve Babil Hükümdarlarıyla olduğu gibi, 2. Ramsesle de hükümdarlar arasındaki olağan ilişkilerini sürdürmüştür. 1. Şuppiluliuma' dan beri süregelen savaş durumunu sona erdirmiş ve Mısır ile barış antlaşmasını imzalamıştır. Antlaşma Hattuşa'da ortaya çıkarılan ve günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesinde bulunan kil tabletten anlaşılmaktadır. Akadça yazılmıştır. Ayrıca Mısır-Karnak Ramesseum'da da Mısır hiyeroglifiyle kaleme alınmış kopyaları görülmektedir. 2. Ramsesle yapılan barış antlaşması, Hattuşili'nin hükümdarlık döneminde ulaştığı bir zirvedir. Bu başarı kendisinin rakipleri Asur ve Babil ile Ege'deki rakibi Ahhiyava karşısındaki konumunu güçlendirmiştir.

Kurallara uygun olmaksızın tahta çıkmış olmasına rağmen, 3.Hattuşili önemli politik başarılar ve uluslararası takdir kazanmıştı; ancak Hattuşa'da tahtına çıkacak kişiyle ilgili düzenlemeyi yapmak da kendisi için önemliydi. Önceden seçilen varisten vazgeçilmiş ve yerine Prens 4. Tuthaliya seçilmişti. Tuthaliya tahta çıktıktan sonra, Tarhuntaşşa Kralı Kuruntayla antlaşma yapmış ve Tarhuntaşşa ülkesinin sınırları yeniden çizilmiştir. 2. Muvattali'nin oğlu olarak hânedândan gelen Krala, imparatorluk hiyerarşisi içinde Karkamış Kralıyla aynı düzeyde yer verilmiştir.

Hitit İmparatorluğu'nun bilinen son hükümdarı 4. Tuthaliya'nın oğlu 2. Şuppiluliuma, baş gösteren yiyecek sıkıntısıyla daha da gerginleşen duruma rağmen kimi askeri başarılar elde etmiştir. Hattuşa'da bugün Güneykale olarak adlandırılan kesimdeki bir yazıtta, 2. Şuppiluliuma'nın askeri birliklerinin Orta ve Güneybatı Anadolu'da başarıyla savaştığından, Tarhuntaşşa'da da hükümdarın yeniden otorite kurduğundan söz edilir. Çivi yazılı belgeler de, Kargamış Kralı ve doğrudan Büyük Kral tarafından denetlenen Alaşiya ülkesiyle antlaşma yapıldığı belirtilir.

Hitit İmparatorluğu'nun M.Ö. 1200'den kısa bir süre sonra yıkılma nedeni hâlen tam olarak anlaşılamamıştır. İmparatorluğu'n yıkılmasına çeşitli etkenlerin neden olduğu değerlendirilmektedir. Son büyük kralın hüküm sürdüğü dönemde, halk içinde huzursuzluklar ve Hitit aristokrasisinde giderek artan çatışmalar baş göstermiştir. Hitit Devleti'nin ayakta olduğu son yıllara tarihlenen yazılı kaynaklar, sefalet içinde olduğu belirtilen Anadolu'ya Suriye ve Mısır'dan büyük miktarlarda tahıl sevk edildiğini kanıtlamaktadır. Aynı zamanda Anadolu'daki huzursuzluklar ve Suriye üstündeki Hitit etkisinin azalması da Hitit İmparatorluğu'nun yıkılmasında neden ya da sonuç olarak değerlendirilmektedir.



Hitit Dili

Arkeolojik araştırmalarda Hitit yerleşimlerinde bulunan yazılı belgeler, Anadolu'da aynı dönemde Hint-Avrupa dillerinin en eskisi Hititçe'den başka, yine aynı dil grubuna ait Luvi ve Pala dillerinin, ayrıca Hurrice, Hattice ve Akadça'nın yazı dili olarak kullanıldığını göstermektedir. Çivi yazısıyla yazılan bu dillerde her işaret bir heceyi simgeler. Hititlerin kullandığı bir başka yazı türü de Luvi dilinde yazılan ve hiyeroglif denen resim yazısıdır. Hititlerin kullandığı ve Mısır hiyeroglifinden tamamen farklı olan bu hiyeroglifte, heceler hatta kelimeler tek bir işaretle temsil edilebiliyordu. Hiyeroglif daha çok mühürlerde ve kaya anıtları gibi büyük yazıtlarda tercih edilmekteydi. Hititlerde okur yazarlık yalnızca çok küçük bir gruba ait bir beceri olarak kabul edilirdi. Çivi yazısını kralların da okuyamadıkları, aldıkları mektupların sonunda yer alan ve yazıcıya hitap ettiği anlaşılan “sesli oku” ibaresinden anlaşılır. Çivi yazısıyla yazılmış metinler arasında yıllıklar, törensel metinler, tarihi olaylara ilişkin belgeler, antlaşmalar, bağış belgeleri ve mektuplar vardır. Bu yazı kil tablet üzerine, kalem yerine kullanılan sivri uçlu bir araçla, kil daha ıslakken kazılarak yazılıyordu. Kil tabletlerin, özellikle yangın geçirip sertleşmiş olanları, günümüze kadar iyi durumda gelmiştir. Ahşap ve maden tabletlerin varlığı yine metinlerden bilinmektedir. Hattuşa'da 1986'da bulunan ilk madeni tabletin üstünde “Hitit Kralıyla Tarhuntaşşa Kralı arasındaki bir antlaşmanın” metni vardır.

Arazi Bağış Belgesi (ön ve Arka Yüz-Hititler)-Çorum Müzesi

Hitit Dini

Hitit dinî çok tanrılı bir dindir; panteonun içinde binlerce Tanrı ve tanrıça vardır ve bunların birçoğu diğer kavimlerin dinlerinden alınmıştır.

Hititler'de tanrılar tıpkı insanlar gibidir. Fiziki şekilleri insan gibi olduğu kadar, ruhen de onlarla aynı olup, insanlar gibi yerler, içerler, kendilerine iyi bakıldığı sürece insanlara iyilik ederler; ancak ihmal edildikleri zaman hemen intikam almaya, insanları en acımasız yöntemlerle cezalandırmaya hazırdırlar. Bir Hitit metni insanlarla tanrıları birbirleriyle kıyaslamakta ve tanrı- insan ilişkilerini bey-hizmetçi ilişkilerine benzetmektedir.

Tanrılar Alayı-Yazılıkaya-Hattuşa

Hitit devletinin panteonu Anadolu ve Suriye şehirlerinin çeşitli yerel panteonlarının zamanla bir araya getirilip birleştirilmesinden oluşmuştur.

Hitit devletinin başlangıcından itibaren baş tanrı, fırtına tanrısıdır. Kozmik dönemi sağlayan, krallığı ve ülkenin düzenini koruyan fırtına tanrısıdır. Kral, efendisi adına ülkeyi yönetir.

Hitit İmparatorluğu'nun Yapısı

Siyasal yapısı itibariyle Hitit Devleti, Kral ve üyeleri kraliyet ailesinden gelen kişilerden oluşan politik bir kurumdu. Yönetimin politik organı Panku'dur. Herhangi bir politik sorun olduğunda Panku Kral tarafından toplantıya çağırılmaktaydı.

Hitit Kraliyet ailesi, dışarıya karşı kapalı bir topluluk değildi. Krallık kalıtsaldı, ancak, Kral olabilecek 1. ve 2. dereceden erkek olmaması durumunda, 1. dereceden bir prensesin eşi de Kral olabilirdi. Kral tarafından belirtilen veliahdın Panku'nun onayını aldıktan sonra bağlılık yemini etmesi gerekiyordu. Krallık yanında, kurumsallaşmış bir Kraliçelik de vardı. Kraliçenin politik hayatta önemli görevler üstlendiği 3. Hattuşili'nin eşi Puduhepa'nın icraatlarından anlaşılmaktadır. Fakat Hitit devlet yapısında Kral, mutlak güçtü.

Kadeş Savaşı ve Barış Antlaşması

M.Ö. 1274'te 2. Ramses'le Muvattalli arasında Kadeş önünde büyük bir meydan savaşı yapılmış ve Kadeş Barış Antlaşmasıyla sonuçlanmıştır. Bu antlaşmaya bağlı olarak 2. Ramses savaştan önce aldığı yerleri boşaltmış, Kadeş Şehri Hititlere kalmıştır.

Kadeş Barış Antlaşması sırasında orduda çıkan bir isyanda, Muvattalli öldürülmüştür. Antlaşma, onun yerine geçen 3. Hattuşili tarafından imzalanmıştır. Bu antlaşma dünya tarihinde eşitlik ilkesine dayanan en eski antlaşmadır. Antlaşma çivi yazısıyla gümüş plakalar üzerine Akadça olarak yazılmıştır. Ayrıca Kralın mührünün yanında Kraliçenin mührü de vardır.

Bu antlaşmanın gümüş levhalara kazınmış olan asıl metinleri kayıptır. Mısır'da tapınakların duvarlarına kazınan antlaşmanın bir nüshası da, Boğazköy kazılarında kil tablet olarak bulunmuş olup İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

Kadeş antlaşmasının Hattuşa'da bulunan çivi yazılı tabletinin büyütülmüş kopyası, New York'ta Birleşmiş Milletler Binasında asılıdır.



Kadeş Antlaşması Metni

“Mısır Memleketi Kralı, Büyük Kral, Kahraman Ra-maşe-şa mai Amana'nın Hatti memleketlerinin büyük Kralı Hattuşiliyle iyi dostluklarının, kardeşliklerinin ve büyük krallıklarının devamı için yaptıkları antlaşmadır.

Bunlar, Mısır memleketi Büyük Kralı, bütün memleketlerin kahramanı, Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral, kahraman Minmua-rea'nın oğlu, Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral, kahraman Min-pahirita'rea'nın torunu, Rea-Maşeşta-Mai Amana'nın, Hatti memleketi Kralı, Büyük Kral, Murşili'nin oğlu, Büyük Kral, Hatti memleketi Kralı, kahraman Şuppiluliuma'nın torunu, Büyük Kral, Hatti memleketi Kralı, kahraman Hattuşili'ye söylediği sözlerdir.

Aramızda daima olarak iyi kardeşlik ve iyi sulh kurdum. Mısır memleketiyle Hatti memleketi arasındaki ilişkilerde iyi kardeşliğin ve iyi sulhun tesisi için şunları söylüyorum: İşte, Mısır memleketiyle Hatti memleketi arasındaki ilişkiye gelince, ezelden beri Tanrı onlar arasında düşmanlığa müsaade etmediğinden antlaşma ebedidir. Büyük Kral, Mısır memleketi Kralı, Rea-Maşeşa Mai Amana, güneş ve fırtına tanrılarının münasebeti gibi öyle edebi bir ilişki tesis etti ki, o aralarında daima düşmanlık yapmaya mani olur.

Mısır memleketi Kralı, büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana gümüş bir tablet üzerine kardeşlik Hatti memleketi Kralı, büyük Kral Hattuşiliyle bugünden itibaren aramızda iyi sulh ve iyi bir kardeşlik tesisi için bir muahede yaptı. O benim kardeşimdir, ben de onun kardeşiyim ve onunla daima sulh halindeyiz. Bize gelince: Bizim kardeşliğimiz ve sulhumuz evvelce Mısır memleketi arasındaki sulh ve kardeşlikten daha iyi olacaktır.

Bak, Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana Hatti memleketi Kralı, Büyük Kral Hattuşiliyle sulh ve kardeşlik halindedir.

Bak, Mısır memleketi Kralı Rea-Maşeşa Mai Amana'nın oğulları Hatti memleketi Kralı, Büyük Kral Hattuşili'nin oğullarıyla ve kardeşleriyle sulh ve dostluk daimidir. Onlar da bizim gibi kardeş ve sulh halindedir.

Mısır memleketiyle Hatti memleketi arasındaki ilişkiye gelince: Onlarda bizim gibi daima kardeşlik ve sulh halindedirler.

Mısır memleketi Kralı, büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana istikbalde her hangi bir şey almak için Hatti memleketine girmeyecektir. Hatti memleketi Kralı, Büyük Kral Hattuşili de istikbalde herhangi bir şey almak için Mısır memleketine girmeyecektir.

Bak Güneş ve Fırtına tanrılarının Mısır memleketiyle Hatti memleketi için getirmiş oldukları ilahi nizam, onlar arasındaki sulh ve kardeşliktir, düşmanlık değildir. Bak Mısır memleketi Kralı; Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana bugünden itibaren iyi durumu muhafazada sebat edecektir. İşte Mısır memleketi Hatti memleketiyle daimi sulh ve kardeşlik halindedir.

Eğer yabancı bir memlekette bir düşman Hatti memleketine gelirse ve Hatti memleketi Kralı, Büyük Kral Hattuşili bana “Ona karşı koymak için bana yardıma gel” diye bir haber gönderirse Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana piyadesini süvarisini gönderecek onu öldürecek, Hatti memleketi için ondan intikam alacak.

Eğer Hatti memleketi Kralı, Büyük Kral Hattuşili tâbi beylerine kızarsa, onlar ona karşı bir kusurda bulunursa Mısır memleketi Kralı Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana'ya haber gönderirse Mısır memleketi Kralı piyadesini ve süvarisini ona gönderir. O kimlere kızmışsa onları imha eder.

Eğer dış memleketlerden yabancı bir düşman Mısır Kralı kardeşin Rea-Maşeşa Mai Amana'ya ve Mısır memleketine karşı gelirse ve onun kardeşi Hatti memleketi Kralı Hattuşili'ye “Ona karşı koymak için bana yardıma gel” diye bir haber gönderirse Hatti memleketi Kralı Hattuşili piyadesini, süvarisini gönderecek ve benim düşmanımı öldürecek.

Eğer Mısır Kralı Rea-Maşeşa Mai Amana tâbi beylerden birine kızarsa, onlar ona karşı birleşirlerse ve ben Hatti Kralı kardeşim Hattuşili'ye “Haydi” dersem Hatti memleketi Büyük Kralı Hattuşili piyadelerini ve savaş arabalarını gönderecek, o kimlere kızmışsa onların hepsini mahvedecek.

Bak, Hatti memleketi Kralı Hattuşili'nin oğlu babası Hattuşili'nin birçok yıllarından sonra Hattuşili'nin yerine Hatti memleketi Kralı olacak. Eğer Hatti memleketinin asilzadeleri ona karşı birleşirlerse Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana piyadelerini ve savaş arabalarını Hatti memleketinin hatırı için onlardan intikam almak üzere gönderecek. Hatti memleketinin Kralının ülkesinde asayişi temin ettikten sonra memleketleri Mısır'a dönecekler.

Eğer bir asilzade Hatti memleketinden kaçarsa böyle bir adam Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral Rea Maşeşa Mai Amana'ya iltica ederse vazifesini yerine getirmek için, ister Hatti memleketi Kralı Hattuşili'ye ait olsun, ister ayrı bir şehre ait olsun, onu yakalayacak ve onu Hatti Kralı, Büyük Kral Hattuşili'ye iade edecektir.

Eğer bir asilzade Mısır memleketi Büyük Kralı Rea-Maşeşa Mai Amana'dan kaçarsa ve böyle birisi Hatti memleketine, Hatti memleketi Kralı Büyük Kral Hattuşili'ye gelirse onu yakalayacak, kardeşi Mısır memleketi Kralı Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana'ya iade edecektir.

Eğer bir adam ya da 2-3 adam Hatti memleketinden kaçarsa, Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana'ya gelirse Mısır memleketi Kralı Büyük Kral onları yakalayacak ve kardeşi Hattuşili'ye iade edecek. Mısır Kralı ve Hatti Kralı kardeştirler, bu sebepten onları bu kabahatleri için şiddetle cezalandırmasınlar, onların gözlerinden yaş akmasın, bu şahıslardan karıları ve çocuklarından intikam alınmasın."
[1][2]

facebookta paylaş

Kayıtlı

Ama bu kente gelirsen unutma beni ara
Sana bir çay ve temiz yaralar ısmarlarım

Sayfa: [1]