Gizliilimler.Org

Gizli dünyaların kapısını aralamaya hazır mısın?

Celse 4-5 (Kasım 1991)

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Haberler:

Sayfa: [1]
*GönderenKonu:

Celse 4-5 (Kasım 1991)

(Okunma sayısı 870 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4312
  • Profili Görüntüle

Celse 4-5 (Kasım 1991)

« : Mayıs 28, 2012, 05:43:14 ÖS »
Celse 4 (12 Kasım 1991)

Bu akşam tamamiyle Üstadımızın Muzaffer Kınalı'nın yüksek varlığıyla konuştum. Dünyanın ve Ülkemin sorunlarını sordum önce Bir bütün olarak cevap aldım: "Dünyanın bir cehenneme dönüştüğünü, bu cehennemi topyekun değiştirme arzusu ve çalışması içinde olduklarını, arzularının dünyasal bir arzu olmadığını ve sonuç doğurduğunu" söyledi. Hayırlı olaylar içinde Agarthalılar bize yardım edecekler, kendi bilgilerini ve tekniklerini bize vermeyecekler fakat bize yol yordam gösterecekler. O çağda doğru ve yanlış birbirinden ayrılmış olacak ve yeryüzünde artık yanlışın yapılmasına izin verilmeyecek. Çünkü dünyayı cehenneme çeviren biziz, Sebep sonuç yasası işliyor. Bu hal ancak bir süre devam edecek. İnsanlar artık yanlışa sapmayacaklar. Çünkü doğrular öyle bir ortaya çıkacak ki, insanlar bundan ibret alacaklar. Semiyun'u soruyorum: "Sizi bu çalışmanın içine iten yine biziz." diyor. Üstadımız. Umarım bundan almamız gereken nasibi alırız. Semiyun' un da pek değerli bir varlık olduğunu anımsatıyor.

Celse 5

(22 Kasım 1991)

Bu gece genel olarak Semiyun kardeşimle görüştüm. Aşağıda arz ediyorum:

Onlarda da evlilik kurumu var. Fakat onlar bu kurumu karşılıklı güvensizlik ortamına dayandırmamışlar. Bu yüzden de garanti için herhangi bir kağıda imza atmıyorlar. Kaderleri icabı neyi gerektiriyorsa onu yapıyorlar. Bir araya geliyorlar ve evlilik hayatı yaşıyorlar. Bu yaşantıdan ancak hayır ortaya çıkıyor. Birkaç yüzyıllık hayatları boyunca bir kere de evlenen var, yüz kere de. Fakat bu, bizim nefsani ve cinsel yaklaşımımızın çok dışındaki bir değerlendirme. Onlarda asla kıskanma, nefsani yaklaşım, çekememe gibi duygular olmadığı için ayrılmalarda toplum düzenini bozucu bir durum yok. Ve ayrılmalar bir kavga ya da kötü durum sonucunda olmuyor. Fakat daha yüksek bir hayır için ayrılma oluyor. Onlarda asla aynı anda 2 kişiyle evlilik olmuyor. Bu çok ilkel ve nefsani bir düşünce. Bu evlilik tarzı asla dejenere değil ve toplumlarını bozmuyor. Aksi halde zaten bu günlere gelemezlerdi.

Onlar da uykuya ihtiyaç duyuyorlar. Fakat örneğin, Semiyun günde en fazla 1.5-2 saat uyuyor. Dolaysıyla bizlerden daha hızlı tekamül ediyorlar. Onlar vücudun yaşaması için gerekli olan ve uykuda bizim aldığımız şarj edici enerjileri uyanıkken de alabiliyorlar ve dolaysıyla daima dinç olabiliyorlar. Yorgunluğu bilmiyorlar. Uykuda varlıkları daha yüksek varlıklarıyla bütünlük kuruyor. Bunu kolayca gerçekleştirebiliyorlar. Günlerinin geri kalan kısmını çalışarak ve sosyalizasyon ile geçiriyorlar fakat onların çalışma anlayışı ve şekli bizimkinden çok değişik. Onlar çalışırken güzellik, ahenk yaratıyorlar. Mutluluğu yaşıyorlar ve çalışma asla yorucu değil bir zevk, hayatın ta kendisi. "Çalışmak ibadettir" sözünün anlamını yerine getiriyorlar ve daima ibadet halindeler. Birbirleriyle biraraya geliyorlar.

Robotlar kullanıyorlar. Günlük rutin işlerin yanısıra çalışmada ve teknik konularda yaygın bir şekilde bunlardan yararlanabiliyorlar. Robotlarının bir miktar düşünme kapasitesi bile var. Fakat duygulardan ve ruhtan yoksunlar. Gerektiğinde bir robotla bile konuşuyorlar. Robotlar değişik şekillerde ve bu şekillerde estetik anlayışı var. Sanatlarını bizimkilerle karşılaştırmaya imkan yok. Gerçekten sanatları var ve bu sanatlar bizimkilerinden çok değişik. Örneğin; Semiyun kitap okuyor fakat bizimkinden çok farklı bir şekilde. Bizim kitaplarımız onlar için ağırlık. Onlar bilgiyi kolayca alabiliyorlar. Bizim kullandığımız şekilde kitap kullanmıyorlar.

Çalışırken ya da herhangi bir durumda birisiyle, sözgelimi eşiyle istediği anda yüz yüze görüşebilir. Bunun için saate benzetebildiğimiz, yanlarında taşıdıkları aletleri var ve onu kullanmak suretiyle istedikleri yere anında gidebiliyorlar. Bu aletler daha büyük ana aletlerle ilişkili ve böylece lokal aletleri var. Bu aletler teoride bozulabiliyorlar. Fakat sistem öyle bir kurulmuş ki, bozulmalarına imkan yok. Bu imkanla yeryüzündeki herhangi bir yere anında gidebiliyorlar. Kendi Ekol'ümüzün bir görevlisi olarak orada doğmuş olabilir. Oranın doğal sakinlerinden biri de olabilir. Bunun önemi yok. Her 2 halde de şu anda oranın insanı.

"Üstatlar Heyeti" onların uygarlıklarını yönetiyor. Fakat onlar Üstadımız seviyesinde değiller, arada çok çok büyük fark var ve onların Üstadımız seviyesinde olmalarına gerek yok. Üstadımızın görevi ve durumu çok değişik. Ellerinde dünya insanlarının moral, negatif, pozitif durumlarını toplam olarak değerlendiren aletler ve imkanlar var. Daha bilmediğimiz pek çok değer ölçüleriyle insanlığı sürekli inceliyorlar. Hakkımızdaki her türlü bilgiye sahipler ve bu konuda oluşturulmuş çalışma ekipleri var. Bu konu onlar için çok önemli. Dolaysıyla Üstadımız ve ekibinin yaptığı çalışmaların kendi seviyelerine uygun olan kısımlarını değerlendiriyorlar ve ellerinde bu hayırlı neticeler var. "Üstadımızdan Allah razı olsun" diyorlar.

Bizim dünyamızın cin toplumuyla ilişki içindeler. Ortak çalışmaları var. Onların yüksek seviyeleriyle ilişki içindeler ve bizim seviyemize uygun âlemlerinin görevlileriyle de ilişkideler. Cin toplumu da çok gelişmiş, kendi maddelerinin imkanlarından çok iyi yararlanıyorlar ve çok güçlü, güçlü bir topluluk oluşturuyorlar. Semiyun ile görüşmemizi burada tamamladık.

Kaynak: Agartha 1, Yazar: Ömer Sami Ayçiçek

facebookta paylaş

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda

Sayfa: [1]