Gizliilimler.Org

Gizli dünyaların kapısını aralamaya hazır mısın?

Celse 3 (8 Kasım 1991)

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Haberler:

Sayfa: [1]
*GönderenKonu:

Celse 3 (8 Kasım 1991)

(Okunma sayısı 943 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4306
  • Profili Görüntüle

Celse 3 (8 Kasım 1991)

« : Mayıs 28, 2012, 05:42:00 ÖS »
Celse 3 (8 Kasım 1991)

Semiyun'la görüştüm. O'na "benim bu konuda on-on 5 yıl süresince çalışma yapmak istediğimi, bunu kabul edip edemeyeceğini" sordum. Kabul etti, söz verdi. "Biz Agarthalılar bir söz verdiğimizde, onu mutlaka tutarız" dedi. Ben ise cevap olarak "Biz dünyalılar bir söz verdiğimizde, genellikle onu tutmayız" dedim ve ilave ettim "Fakat ben Tanrı bana bu imkanı ve gücü verdiği sürece bu çalışmaya devam edeceğim. Bu benim sözüm." dedim. O da aynı şeyi söyledi; "Tanrı bana da bu gücü ve imkanı verdiği sürece ben her zaman hazırım." dedi. Ve sonra kendisinden ülkesi hakkında değerli bilgiler almaya devam ettik.

Eğitim kurumları var fakat bizden çok farklı. Bizdeki okullar adeta öğretmemek için her imkana sahipler. Onlarda kitaba benzer şeyler var fakat daha önemlisi her türlü bilgiye sahip ve el altında bulunan her zaman kullanılabilen araçları var. Bu araçlar yardımıyla istenilen her bilgi, istenilen seviye ve miktarda öğrenilebiliyor. Öğrenme çok kolay ve basit yöntemlerle sağlanıyor. Bizdeki kadar zor ve yorucu değil. Belli bir maksatla bilgi öğrenilmek istendiği için bir gereksizlik hali yok. Öncelikle bilgiyi öğrenmek ihtiyacı içinde olanlara yaşam bilgisi, ruh bilgisi veriliyor. Bu konu çok önemli. Herkesin kendini, Rab' bini, hayatını ve yaşamının amacını bilmesi gerekiyor. Öncelikle bu ruh bilgisi öğretiliyor. Sonra çalışma yapılması gereken konu ya da konularda uzmanlaşılıyor. Ulaşım bir problem değil. Bu sorunu çözmüşler. Öncelikle kendi bedenlerini bir yerden bir yere anında taşıyabiliyorlar. Bunun için ruh güçlerini kullanmaları gerekiyor. Bu genel bir durum. Bunu yapamayanlar var fakat azınlıkta. Bunlar daha çok çocuklar. Teorik olarak bu yöntemi çok sık kullanmak bedende arızaya neden olabiliyor. Böylece o beden kaybedilebiliyor. Bunu bildikleri için bu yöntemi sık kullanmıyorlar. Fakat gelişmiş aletleri aracılığıyla bu amaca hizmet eden enerjiden yararlanıyorlar ve zahmetsizce kendilerini ve eşyalarını bu enerjilerin yardımıyla şuurlarını yitirmeden nakledebiliyorlar. Bu yöntem ile kimi yakın gezegenlere gidebiliyorlar. Fakat bu enerjiyi kullanma imkanlarının bir sınırı var. Bu yüzden de ve başka nedenlerle uzaygemileri çok önemli onlar için. Yerin altında yaşamalarının bizde oluşan imaj ile bir ilgisi yok. Onlar da Güneş' ten, yıldızlardan, yağmurda ıslanmaktan yararlanmak istiyorlar ve bu nedenle gün ışığından, yıldızlardan bizde olduğundan çok daha fazla yararlanıyorlar. Yeraltıyla yerüstü arasındaki tabaka bu konuda bir engel değil, bir sorun değil. O tabakayı bir kenara koymuşlar. Fakat öyle bir düzen oluşmuş ki, üstündeki tabaka varlığına halel gelmeden Güneş ışığını, yağmuru aynen geçiriyor. Bu arada üstündeki Güneş'i de izleyebiliyorlar.

Evvel emirde bir kitaba, bir peygambere, din bilgisine sahip olmamışlar. Buna gerek duyulmamış. Çünkü Rab'lerini daima bilmişler. Zaten Rab'leri öyle bir uygarlık kurmuş en başta. Kendi içlerinde nispeten hataya düşenler varsa da asla bu, bir insanı öldürme, hayvan öldürme ya da düzenleri bozma şeklinde cereyan etmiyor. Bizdeki gibi adalet düzenleri ve hapishane sistemi yok. Evet onlar insan ve bizim gibi tuvalet disiplinine sahipler yani dışkılıyorlar. Fakat kendilerini kontrol altında tuttukları için bu konuda bizlerdeki gibi sıkıntıya ya da problemlere sahip değiller. Son olarak kendisine "bu Celse odasına kendisini ışınlayıp gelebileceğini" söylüyorum. Bu, teorik olarak mümkün fakat pratik olarak adeta imkansız. Prensip meselesinden de öte Rab' bin verilmiş bir emri var. Galip' i örnek veriyor. "O da gerekirse kendisini yeryüzünde gösterebilir ve O'nun imkanları bizimkinden kat be kat daha fazla fakat O böyle bir şeyi yapmıyor. Neden?" diye soruyor. O zaman işi daha iyi kavrıyorum. Kısaca şu anda böyle olması gerekiyor. Vakti zamanı gelince biz gideriz. O zaman "Niye geldin" diyecek hâli yok ya. Bu gecelik bu kadar. Ailesine selam iletiyorum.

Kaynak: Agartha 1, Yazar: Ömer Sami Ayçiçek

facebookta paylaş

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda

Sayfa: [1]