Gizliilimler.Org

Gizli dünyaların kapısını aralamaya hazır mısın?

Celse 2 (3 Kasım 1991)

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Haberler:

Sayfa: [1]
*GönderenKonu:

Celse 2 (3 Kasım 1991)

(Okunma sayısı 977 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4312
  • Profili Görüntüle

Celse 2 (3 Kasım 1991)

« : Mayıs 28, 2012, 05:40:39 ÖS »


Celse 2 (3 Kasım 1991)

Celseye Rehberim Galip ile başladık. Benim niyetim önceki celse hakkında konuşmaktı. Ve doğal olarak yeni tanıştığım Semiyun hakkında sorular sormaya başladım. Galip, "Bu sorulara kendisinin cevap verebileceğini; fakat ilgili kişiye sormamın daha uygun olacağını" söyledi. Bu benim için sürprizdi. Ben görüşmenin Semiyun'la daha sonra olacağını tahmin ediyordum. "Eğer sizler uygun görürseniz görüşelim." dedim.

Bu görüşme Semiyun için de sürpriz oldu. Görüşmeden o da haberdar değildi. Fakat bu O'nun için zor bir şey değildi ve "her hal altında benimle görüşebileceğini, bunun için elbette tenha bir ortamın olması gerektiğini fakat bunun bir sorun olmadığım, çok kısa sürede evine gidebileceğini" söyledi.

Görüşmemiz yine soru cevap şeklinde oldu. Ben soruları değil, cevapları toplu olarak naklediyorum. Kendisi 1.90 boyunda, ortalama boy bu kadar. Kadınlar doğal olarak daha kısa. Genellikle kumral ve renkli gözlüler fakat içlerinde esmerleri de var, Şişman ya da zayıf değiller. Mükemmel bir beslenme sistemine sahipler, bu yüzden şişmanlık ya da zayıflık gibi hastalıklar onlarda yok. Hiçbir hastalığa sahip değiller. Çünkü hastalıkların asıl nedenlerinin manevi olduğunu biliyorlar ve ona göre manevi tedbirler almışlar. Bu yüzden de vücutlarının hasta olması mümkün değil. Bize göre biricik farklılıkları saç, tüy gibi maddelerin olmaması. Fakat hepsi çok güzel. İçlerinde çirkin yok. (Burada şu sözlerini de ilave etmeliyim: Çirkinliği sizin anlamanız için kullandım yoksa size verilen vücutların dahi çirkinliğinden söz edilemez. Onlar Rabbin yarattığı çok değerli hediyelerdir. Gerçekten o vücutların ne olduğunu bilseydiniz, ondaki güzelliği anlardınız). Kendilerinin ilk çağlarında vücutlarında kıl varmış fakat zaman içinde kalkmış. Hiçbir zaman aralarında savaş olmamış. Çünkü her zaman için Rab'lerini bilmişler.

Ortalama ömür 400 yılın üstünde. kendisinin yaşı da 200' ün üstünde. Israrla yaşını soruyorum, "223" diyor. Ben şaşırıyorum: "Size nasıl hitap edeyim?" diyorum. Şakayla cevap veriyor, "ikimiz de orta yaşta sayılırız, bu nedenle arkadaşız." diyor. Fakat arkasından ekliyor: "Sizlere göre ben bilge biriyim." diyor. Şu anda aynı geceyi paylaşıyoruz. Tek fark var ki, o Cennet’te yaşıyor, ben cehennemde. "Tanrım nasip eder de buraya ziyarete gelirseniz gerçekten burasının cennet olduğunu anlarsınız" diyor. "Biz cennet yarattık, siz cehennem..." Kendisinin de evi var. Odaları var. Uykuya onların da ihtiyaçları var. Kendisi teknik konularda çalışıyor. Uzayla ilgili teknik işler yapan bölümde. Dünyadaki manada "mühendis" denilebilir. O'na okul durumunu, düzenlerini soruyorum: "Bizde, sizdeki gibi çökmüş, dejenere olmuş bir eğitim kurumu yok" diyor. "Sizdeki okullar hayat hakkında hiçbir şey öğretmiyor. Çünkü büyükler hayat hakkında hiçbir şey bilmiyor. Dolayısıyla küçükler de hayatı öğrenemiyorlar. Hayatı bilmeden, hayatı yaşamanın sonucu ise dünyayı cehenneme çevirmeniz oldu. Başka bir şey de beklenemezdi." Onlarda olup bizde olmayan ana, temel düzenin, sistemin ne olduğunu soruyorum. Cevap aslında başka bir şey olamazdı:

"Sizin temel noksanlığınız, Rabbinize inanmamanızdır. Aramızdaki temel fark, sistem budur. Biz Rab' be iman ettik. Siz ise O' nu reddediyorsunuz, O'na inanmıyorsunuz. Sonuç ortada; Biz Rab' be inanıp, iman edip, O'nun nimetlerinden yararlandık ve bir cennet yarattık. Siz ise her yerde hakim olan O'na ve O'nun nimetlerine sırt çevirdiniz. Sonunda cehennem yarattınız. Aramızdaki temel fark budur."

Ailesinin dünkü görüşmeden haberi olmuş. "Kaç çocuğunuz var?" diyorum. Söylemiyor. Çocukların eğitimini soruyorum, daha ziyâde ruhsâl öğreti açısından. "Bu bizim için çok önemli" diyor. "Burada yaşayan her insan mutlaka ruhsal bilgiyi alır. Hayatı, Rabbini öğrenir. Burada sizinkine benzeyen çalışmalar çok ciddi boyuttadır. Sizlerse bu çalışmalara inanamıyorsunuz. Bizde, sizin Derneğinizdeki gibi büyük mücadeleler olmaz, celselerimizde bunlar yoktur. Sizin durumunuz çok ayrıdır. Bu, sizin için yararlanmanız gereken bir durumdur. Genellikle bizdeki ruhsal çalışmalar şu andaki gibi seyreder. Fakat bildiğiniz o büyük mücadeleler farklıdır, durum değişiktir."

Boş zaman olarak nitelendirmemekle birlikte, biz de bu tür zamanlarımızda spor yaparız, oyun oynarız. Yaptığımız spor tamamen vücudun sağlığına uygundur. Yenme hırsı yoktur. Bu, bir savaş değildir. Sizin satrancınıza benzeyen oyunlarımız vardır. Daha ziyade zekaya dayanmaktadır. Fakat satrancınızın çok daha gelişmişidir. İskambil türü oyunlarımız ise yoktur. Dünyada tekamülünü bitiren bir ruh varlığı buraya doğamaz. Onun Agartha'ya doğabilmesi için arada birkaç okulu daha bitirmesi gereklidir.
Burada yaşayan birinin aynı zamanda görevli olarak dünyaya doğması hatta fiziki bedenini bir süre burada bırakması ya da aynı zamanda kullanması teorik olarak mümkündür. Fakat gerçek hakkında şu aşamada bilgi veremem. Nüfusumuz bir milyardan biraz fazladır. (Kesin rakam vermiyor). Bizler sizin gibi değiliz. Yersizlik yapmayız ve ilahi sistemi bozmayız. Dengelere dikkat ederiz.

Sizinle ilgilendik, sizi koruduk ve size her bakımdan yardımcı olduk. Olmaya da devam ediyoruz. Eğer "Atalarınız" diye bir kavram düşünülürse buna en yakın bizleriz.

Biz de sizler gibi toplumumuzdan ve uzayın derinliklerinden haberdar olmayı arzularız, Medyamız vardır. Televizyonumuz vardır. Fakat biz onu çok yönlü olarak kullanırız. Sizin televizyonunuz bize göre taş dönemindeki bir eşya gibi kalır. Sizin bütün yayınlarınızı izleyebiliriz. "

"Senden haberdarım" dedi. Benim hakkımda çok şey biliyormuş. Evimi gördün mü? Dedim. "Hayır" dedi, "Tanrım nasip ederse birgün görürüm." "Bu nasıl olur, ben sizin hakkınızda bir şey bilmiyorum." dedim. "Fakat ben biliyorum. Bu da benim sırrım olarak kalsın" dedi.

Aşağı yukarı bu kadar görüştük, sonra ayrıldık. Ben ardından Galip ile görüştüm. "Rabbin her türlü nimetinin üzerimde olduğunu" söyledi ve "Neden?" diye sordu. Kendime göre birkaç cevap verdim. Fakat sonuç ne olursa olsun iyi gidiyoruz. Ben bu çalışmadan memnunum.

Şu bilgiyi de unutmadan eklemeliyim; O'na "bizdeki gibi bilginin yukarı âlemden mi alındığını" soruyorum. "Hiç şüpheniz olmasın." diyor. Bu ilahi bir yasa. fakat kendileri bize göre çok daha hızlı gelişiyorlar. Bizim son yüzyılda bilgi alışımızda artış var fakat onlarda, bizdeki gibi karışıklık, adaptasyonsuzluk olmuyor. Gereken bilgiyi alıp hemen hazmediyorlar ve topluma yayıyorlar. Her şey gün ve gün değişmemekle beraber muhafazakarlığı da yine tekamül açısından değerlendiriyorlar.[1]

Admin yorumu: Gerek Agartha ve gerekse diğer ruhsâl celseleri incelediğinizde, Bilgi Kitabı'nda da sık sık kendisini gösteren CİNLER'in varlığını seziyoruz. Tesadüf ki, Türk-Yabancı ayrımı olmadan birçok arkadaşımızın başından bu benzer deneyimler geçmiş. Karabasan ve albastı olayları gibi, bu da bütün insanlığı kaplayan bir mistik yanıldı. Kimi zaman kendilerini Agarta ırkı, ari ırk, kimi zaman da UFO, kimi zaman bir din büyüğü ya da evliya, Mevlana, İmam Gazali, İsa Mesih vs olarak tanıtıyorlar. Sadece Hz. Muhammed'in kılığına giremiyorlar. Karşılarındaki insana kendisinin özel ve seçilmiş bir insan olduğunu telkin ediyorlar ve burada zihin yıkama süreçleri başlıyor. Daha çok doğal; fakat saklı telepatik yeteneklerin bulunduğu, yani iletişim kurabilecekleri insanları seçiyorlar. Çoğu zaman, Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat bilgi ve yaşantısından uzak kişileri.

Cinler insanı aldatır. En etkili silahları halüsinasyon ve zihinsel kontrol yetenekleri oldukça fazladır. Kurân, bunu VESVESE olarak tabir eder. Bunun için de Nas ve Felak surelerini çokça okumak faydalıdır. Vesvese, kalbe ve zihne sokulan YANILTICI İLÜZYONLAR'dır. Kişi, yaşamadığı şeyleri aslında yaşamış gibi görünebilir. Örneğin bu illüzyonlarla, geçmişteki bir sahne kişiye telkine dilerek REENKARNASYON'a inandırılabilir. Aslında o kişinin böyle bir anısı hiç yaşanmamıştır. Fakat böyle bir hatıra yaratılır zihinde. Bu konuda Ahmet Hulusi'nin yazılarına göz atmanızı tavsiye ediyorum.

Kaynaklar

[1] Agartha 1, Yazar: Ömer Sami Ayçiçek

facebookta paylaş

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda

Sayfa: [1]