Gizliilimler.Org

Gizli dünyaların kapısını aralamaya hazır mısın?

12 Levha Kanunları (Leges Duodecim Tabularum)

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Haberler:

Sayfa: [1]
*GönderenKonu:

12 Levha Kanunları (Leges Duodecim Tabularum)

(Okunma sayısı 2194 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4306
  • Profili Görüntüle

12 Levha Kanunları (Leges Duodecim Tabularum)

« : Mayıs 27, 2012, 02:53:20 ÖÖ »
12 Levha Kanunları (Leges Duodecim Tabularum)

Günümüz Avrupa Hukuku'nun temelini oluşturan Roma'da, ilk yazılı yasalar olan 12 Levha Kanunları, Roma toplumundaki Patrici (soylular) ve Pleb arasındaki sınıf mücadelesi sonucu hazırlanmıştır.[1] M.Ö. 452’de yazılı olmayan hukuku tedvin için halk tarafından seçilen on kişi 2 yıl çalışarak 12 levhaya, hukukun bütün sâhalarına ait maddeleri yazmışlar ve bunlar halk meclislerince kabul edilerek kanunlaşmıştır.[2] O zamanda geçerli olacak hukukun tümünü kapsayacak biçimde hazırlanan 12 Levha Kanunu Roma'nın daha sonraki hukuki gelişimine de temel olmuştur.[3]

7 tepe üzerine yerleşmiş aileler ve liderleri olan Patres'ler birleşerek bir rex (lider) altında toplanmaya karar verirler. Bu aileler, aynı zamanda toprak sahibi olup Roma vatandaşıydılar.[4] Plebler hakkında tam ve kesin bir bilgi olmamasına rağmen bu kişilerin surların dışında yasayan fakat Roma vatandaşı olan fakir kimseler oldukları tahmin edilmektedir.12 Levha yasalarıyla bu 2 sınıf arasındaki fark hukuksal olarak büyük ölçüde giderilmiştir.Daha sonraları da ortadan kalmıştır.[5]

5. yüzyılın başında 2 sınıfa ayrılmış olan Roma halkı arasında bir savaş başlar. Patriciler (Yönetici Sınıf), kendilerinin ilk senatörlerin varisleri olduklarını iddia ederek bütün idareci ve rahiplerin haklarının kendilerinde bulunmasını gerektiğini savunurlar. Buna karşı isyan eden Pleb'ler (yönetilen sınıf) Aventino (Kutsal Dağ)y'a çekilip kendi dinî ibadet yerlerini inşâ ederek kendi idârecilerini (tribunus) ve dinî görevlilerini seçerler. Daha sonra 2 sınıf arasında barış yapılarak "12 Levha yasaları" olarak adlandırılan ortak yasalar yayımlanır (M.Ö. 451-450). Bu 12 Levha yasaları, sadece Roma hukukunun değil; aynı zamanda geçmişte birçok ülke tarafından ilan edilen "İnsan Hakları Beyannamesi"nin de temeli sayılmaktadır. Bu yasalar dizisiyle 2 toplum arasında daha önce hiç olmayan adalet ve dürüstlük mekanizması kurulmuş ve güçler Patrici'li ve Pleb'li büyük toprak sahipleri tarafından paylaşılmıştır. Böylece, her 2 halk grubu da seçme seçilme hakkına sahip olmuştur.[9] Kanuna göre toprak, el değiştirebilir nitelik kazanmış; asalet rejimi yerine servet rejimi geçerli olmuştur.[6]

Bu kanun, Roma'nın Cumhuriyet Döneminin başında güçleri alabildiğine artan soylular sınıfıyla halk arasındaki toplumsal ve siyâsal çatışmanın ve bunun yol açtığı sınıf kavgalarının halk tarafından kazanılmış sonuçlarından biridir. Bu çatışma ve kavgalar, halkın toplumsal, ekonomik, siyâsal ve hukûkî alanlarda soylular sınıfıyla eş duruma gelmeyi istemesinden ortaya çıkmıştır. Hukuk, söz konusu sınıf kavgalarının en önemli alanlarından biri oldu çünkü cumhuriyetin kuruluş yıllarında tüm hukuk hayatına soylular sınıfı egemendi. Devletin başında bulunan büyük memurlar hep soylular sınıfındandı. Hukuk bilimi de gene, yalnız soylular sınıfı arasından seçilmiş olan rahiplerin tekelindeydi. Böylece, hukuk bu çağda örf ve adet hukuku olarak, yani yazılı olarak saptanmış kesin ve belirli kurallardan oluşmadığı gibi, bu hukukun uygulanması da tek bir sınıfın tekelinde bulunduğundan, halka kapalı ve gizliydi. Bu durumda ise, halkın, soylu sınıfının keyfi davranışlarına uğrasına yol açıyordu. Bu yüzden de 12 Levha Kanunu, halkın hukukun yazılı olarak saptanması, herkes için erişilebilir ve bilinebilir kılınması isteğiyle ortaya çıktı. Uzun mücadeleler sonunda, Milattan Önce 451’de kurulan özel bir hükümet tarafından hazırlanan ve on levha üzerine yazılan kanuna Milattan Önce 449’da 2 levha daha eklendi.[3]

12 Levha Kanunu, tarihte bilinen ilk yazılı yasalardır. Roma devleti tarafından Roma vatandaşlarına uygulanmak üzere yapılmışlardır.12 adet levhaya yazılarak şehrin meydanına asıldıkları için adı 12 levha kanunudur.orijinali: “LEX DUODECIM TABULARUM”dur ve hükümleri “si’in ius vocat, it....”; yani “seni magistra (yargıç-mahkeme anlamında) önüne çağırırsa git....” kelimeleriyle baslar.Eğer çağırılan kimse itiraz eder ve gitmeyi kabul etmezse, diğer taraf onu bizzat ve zor kullanarak götürebilir.[5]

12 Levha Kanunu bir yenilik getirmekten çok, eskiden beri geçerli olan örf ve adet hukukunun yazılı olarak saptanması yoluyla, yürürlükte olan hukuku herkes için açık, kesin ve anlaşılabilir duruma getirmek düşüncesiyle hazırlanmıştır. Bu büyük Roma yasasının tam metni, Galyalıların istilası sırasında tahrip edildiğinden çağımıza kadar gelememiştir. Fakat, Romalı hukukçuların ve yazarların eserlerinde rastlanan bu kanunla ilgili bölümler toplanarak söz konusu yasanın niteliği ve kapsamı hakkında biraz bilgi edinmek mümkün olmuştur.[3]

Roma İmparatorluğu'nda yazılı yasalar olmadığı dönemde, örf ve adete göre hareket edilirdi.Bu örf ve adetleri de ancak Patriciler bilirdi. Bunun için Patriciler, örf ve adetlerin yazıya geçirilmesine, mümkün olduğu kadar uzun bir zaman karşı koymuşlardı.

Pleblerin baskısıyla M.Ö. 450'de yasaları yazmak üzere 10 kişilik bir komisyon ('decemviri legibus scribundis') kuruldu. Solon Yasaları'ndan da yararlanılarak 2 yılda hazırlandı. 12 madeni ya da tahta levha üzerine yazılarak ve meclisin onaylamasından sonra, herkesin görebilmesi için Roma'nın en büyük meydanına (Forum Romanum) asıldı. M.Ö.307'de Galler'in Roma'yı yağmalamalarında imha edilene kadar orada asılı kaldı.[7/2]

Bu levhalarda aile hukuku, veraset hakkı, dava hakkı, borç ve ceza yasanına dair hükümler vardı. Bunlar Roma Hukuku'nun hiç değişmeyen esaslarını teşkil ettiler. Bu yasalar dizisiyle 2 toplum arasında daha önce hiç olmayan adalet ve dürüstlük mekanizması kurulmuş ve güçler Patricili ve Plebli büyük toprak sahipleri tarafından paylaşılmıştır. Böylece, her 2 halk grubu da seçme seçilme hakkı edinmiş, toplumdaki sınıf farklılıkları için ekonomik durum belirleyici olmuştur.

Kimi suçlar ilâhların kutsal haklarına tecavüz şeklinde anlaşılmış, suçlu cemiyet dışı ve her türlü haklardan mahrum bırakılmıştır (herkes tarafından öldürülebilir). Şahıslara yönelik suçlarda kişisel intikam usûlü kullanılabilir. Diyeti kabul etmeyen suçlu, zarar görene teslim edilir; o da göze göz, dişe diş şeklinde öcünü alır. Aile reisinin (babanın) riyaseti altındakilere karşı hayat ve ölüm hâkimiyeti vardır.[7]

Kanunun İçeriği

Kişisel öç alma yasaklanmış, suçluları devletin cezalandıracağı kabul edilmişti. Dişe diş, göze göz diyebileceğimiz kısas usulü ancak tarafların anlaşamaması halinde geçerli kılınmıştır. Eğer bir kimse diğerinin bir organını kullanılamaz hale getirmişse, mesela bacağını kırmış ya da gözünü kör etmişse bu hukuka aykırı bir eylemdir. Buna kısas uygulanır. Kısas zarar görenin öç alma duygusunu karşılar; fakat bu emredici değildir. Taraflar belli bir bedel konusunda anlaşabilirler; fakat anlaşamazlarsa bu fiile maruz kalan aynen karşılık verebilir.

El ya da sopayla kemik kırılmışsa zarar gören hür bir kimseyse 300, köleyse 150 Roma parası ödenirdi. Diğer bütün hallerde, yani hukuka aykırı diğer fiillerde ceza 25 Roma parasıydı.

Yalan yere tanıklık ve hakimin rüşvet alması durumu için ağır cezalar öngörülmüştür.

Vatana ihanet ölümle cezalandırılıyordu. 12 Levha Kanunu'nda yangın çıkarmaya ilişkin hükümler vardı, ancak M.Ö. 5. yüzyılda bile kasten ya da ihmal ile yakma arasında fark gözetilmişti. Böyle bir ayırım kasıtla ve ihmal ile adam öldürme arasında da yapılmıştı.

Kanun hırsızlık hakkında ayrıntılı hükümler getirmişti. Suçüstü hırsızlıkla suçüstü olmayan hırsızlık arasında fark vardı: Suçüstü ya da gece hırsızlık yaparken yakalanan ya da kendini silahla savunan hırsızın öldürülmesi caizdi, ancak malı çalınmak istenen kimsenin bağırarak halkı haberdar etmesi gerekirdi. Buna karşı suçüstü olmayan hırsızlık daha hafif cezaya tabi tutulmuştu, hırsız çaldığı malın değerinin 2 katını ödemekle yükümlüydü.

Kamu adına takip edilen suçlar arasında sihir ve büyücülük de sayılmıştır. Başkalarının sağlığını ve hayatını kötü etkileyecek sihir ve büyü, başkasına ait ürünün kötü olması için edilen dualar ölümle cezalandırılıyordu.

Miras hukukunda mirasçı bırakmadan ölen kimsenin kanuni mirasçılığı düzenlenmiş, bu durumda mirasın akrabalık yönünden en yakın mirasçıya, böyle birisi yoksa devlete kalacağı hükmü konmuştur. Bunun yanında kişinin daha hayattayken vasiyetnameyle mallarına mirasçı olacak kişi ya da kişiler tayin edilebileceği belirtilmiştir.

12 Levha Kanununda toplum sağlığı ve ahlâkıyla ilgili hükümler bulunmaktaydı. Ölülerin gömülmesi için lüks sayılabilecek harcamalar yapılması ve ölülerin şehir içine gömülmesi ve yakılması yasaklanmıştı. Mezara altın da konulamazdı.[3]

Kimi Örnek Hükümler

12 Levha yasalarına göre; Bir kimse, kendisine borçlu olan vatandaşı hâkim (majistra) önüne götürür, borçlu borcunu ödeyemezse muayyen şekillere riâyet ederek ona el kor, evine götürür ve zincire vurur. Muayyen zaman içinde yine ödeyemezse öldürebilir. Veya köle olarak satar. Alacaklı birden fazlaysa borçlu, alacaklar nispetinde parçalara ayrılır...[8][2]

Devlete ve ammeye karşı işlenen suçların çoğuna ölüm cezası verilir: Vatana ihanet, ana ya da babayı öldürme, kundakçılık (suçlu kırbaçlanır, zincire vurulur, ateşle öldürülür), yalancı tanıklık (suçlu uçuruma atılır), hâkimin rüşvet alması, üfürükçülük bu suçlar arasındadır. Kimi suçlar ilâhların kutsal haklarına tecavüz şeklinde anlaşılır, suçlu cemiyet dışı ve her türlü haklardan mahrum bırakılır. Herkes tarafından öldürülebilir.

Hususî menfaatlere ve şahıslara yönelik suçlarda kişisel intikam usûlü geçer. Diyeti kabul etmezse suçlu, zarar görene teslim edilir; o da göze göz, dişe diş şeklinde öcünü alır. Hırsızlık gece olur, suçu işlerken yakalanırsa hırsız öldürülebilir. Daha hafif durumlarda hırsız yaptığı zararı 2 misliyle öder.

Aile reisi babadır. Riyaseti altındakilerin hayat ve ölümlerine şâmil bir baba hâkimiyeti vardır. Kimi malların mülkiyetinin devren iktisabı için malın, tarafların, 5 şâhidin (bâliğ Roma vatandaşı) ve bir terazicinin hazır bulunması şarttır. Ve bir seri şeklî muâmele gerçekleşir...[10][2]

Amaçları

Tarihçi ve hukukçuların naklettiği kısımlardan anlaşıldığına göre 12 Levha Kanunları'nda 2 gaye güdülmektedir:

1. Siyâsî gayesi: Asillerle halk arasında mümkün olduğu kadar eşitlik sağlamak ve vatandaşları, idarecilerin keyfi davranışlarına karşı korumak. (Fakat yasalar bunu tam mânasıyla gerçekleştirememiştir; o dönemde asillerle halk arasındaki evlenme yasağı devam etmiştir.)
2. Hukûkî gayesi: Eski teâmül hukukunu (örf ve adet hukukunu) toplayıp tespit etmektir.[2][7]

Önemi

Hukukun uygulanmasında, soylular sınıfına mensup olan rahiplerin tekelinin kırılması, 12 Levha Kanunu'nun çıkarılmasından ancak bir buçuk yüzyıl sonra sağlanabildi. Böylece hukuk bilimi rahiplerinden tekelinden kurtulmuş ve laik bir nitelik kazanmıştır. 12 Levha yasalarında modern Avrupa uygarlığının 3 temel düşüncesi yer almaktaydı:

1. Kişisel mülkiyet
2. Vasiyet
3. Kişisel Hak

Ayrıca 12 Levha Kanunuyla kişiler arasında eşitliğin sağlanmasına, hürriyetin kayırılmasına, fertlere hukuki muhtariyet verilmesine, Özellikle dikkat edilmiştir. Ceza hukuku bakımından bile, cemiyetin sınıfları arasında fark gözetilmemektedir. 12 Levha Kanunu, eski hukukun bilinmesi bakımından faydalı bir kaynaktır. Elimizde bulunan kaidelere bakarak, o dönemde yaşanan hayat tarzlarını, adetlerini ve zihniyetlerini tahmin etmek mümkün olmaktadır. Ayrıca, çok muhafazakar olan Romalılar nezdinde, o dönemde yürürlükte olan ana kaideler, çok sonraki yüzyıllara kadar, az çok değişikliklere rağmen, esas sistemi itibariyle baki kalmış olduklarından, klasik dönemin kurumların açıklanması bakımından da faydalı olmaktadırlar.[3]

Sonuç

12 Levha Kanunu bir sınıf çatışması sonucu ortaya çıkmış, sınıflar arasında uzlaşma sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Kanunun kimi hükümleriyse tamamen reform amacıyla getirilmiştir. Kanun önünde hiç kimseye ayrıcalık tanınamayacağı, zengin bir kişinin kefilinin yine zengin bir kişi olması gerektiği gibi hükümler bu niteliktedir. Bu kanunla halk, keyfi davranışlara karşı belli bir ölçüde de olsa güvenceye kavuşmuştur. 12 Levha Kanununun birçok hükmü zamanla değiştiği halde kanun hiçbir zaman açıkça yürürlükten kaldırılmamıştır, Roma anlayışına uygun olarak yeni hükümler eski hükümlerin yanında uygulamaya girmişti.[3]

Kaynaklar

[1] sonbaski.com/anayasa1.htm
[2] Hayrettin Karaman, "Roma Hukuku", hayrettinkaraman.net/kitap/tarih/0030.htm
[3] yorumla.net/dunya-tarihi/351199-12-levha-yasaları.html
[4] exsohbet.blogcu.com/roma-tarihi_40418581.html
[5] sorucevap.com/bilimkultur/sosyalbilimler/hukuk/ders.asp?207747
[6] canaktan.org/ekonomi/iktisat-okullari/okullar/klasikler-oncesi.htm
[7] tr.wikipedia.org/wiki/12_Levha_Kanunları
[8] Andreas B. Schwarz, "Roma Hukuku Dersleri", İst. 1945, s. 91.
[9] "İtalya'nın Tarihi", "Patriciler ve Plebler", İtalyaonline.net/İtalya/hakkında/tarih/patrici_&_plebei_s.htm
[10] Bu konuda geniş bilgi için bknz. Andreas B. Schwarz, a.g.e, s. 87-107.

facebookta paylaş

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda

Çevrimdışı Mydg
Yeni Üye
*

Rep Puanı: 0
Üye No: 773
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
İleti: 1
  • Profili Görüntüle

Ynt: 12 Levha Kanunları (Leges Duodecim Tabularum)

« Yanıtla #1 : Ocak 14, 2013, 03:11:44 ÖS »
İtalyanca dilini kolay bir şekilde öğrenmeniz için hazırlanmış dersleri bulabilirsiniz. İtalyanca dilini kurslara ve kitaplara gerek kalmadan öğrenebilirsiniz. Ayrıca sitede İtalyanca Tercüme yapmanızda mümkün.

Kayıtlı
Sayfa: [1]