Gizliilimler.Org

Gizli dünyaların kapısını aralamaya hazır mısın?

Şiirde İmaj'ın Yeri ve Önemi

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Haberler:

Sayfa: [1]
*GönderenKonu:

Şiirde İmaj'ın Yeri ve Önemi

(Okunma sayısı 3309 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4306
  • Profili Görüntüle

Şiirde İmaj'ın Yeri ve Önemi

« : Şubat 10, 2013, 11:06:30 ÖS »
Şiirde İmaj'ın Yeri ve Önemi
Tarık Özcan

Şiir sanatı, günlük dilin yüceltilmesi gayesini taşır. Bunun için şâir, şuursuz sayıklamayı cümle nehirlerine, kelime kanallarına kadar düzenleyen kişidir. Bir dil mimarı olan şâir, şiir evini kurarken günlük dil içerisinde birtakım seçmeler yapmasının yanı sıra, kelime kombinasyonları vasıtasıyla şiirini arındırma ve süsleme işine girişir. Şâirin çift cepheli olan bu çalışmasındaki hedefi, şiirini kristalize etmek ve tefsire müsait bir hale getirmektir. Sanatın her şubesinde olduğu gibi şâirin, şiir sahasında da hayalgücünün anlam ve yorum cephesini besleyen imajdan bu tür bir çalışma anında kaçınması mümkün değildir. Şiir, sadece imaja dayanmaz. Ancak imajsız şiir de şiir olmaz. İmaj, dilin günlük düzeni içerisinde ona söz olma vasfını kazandıran en önemli unsurdur. Sanatın büyülü dünyasında yer alan güçlü şâirlerin mutlaka güçlü bir imaj dünyası vardır.

Bu çalışmamda imaj üzerinde durmamızın sebebi, imajın sınıflandırılmasında karşılaştığımız problemlerden kaynaklanmaktadır. Çalışmamızda imajla ilgili yaptığımız sınıflandırmanın gerekçeleri üzerinde durmak istiyorum.Yaptığımız araştırmalar, birçok eserde imajın sadece tanım düzeyinde kaldığını –bu tanımlar arasında bir bütünlük söz konusu değildir- ve büyük bir kısmında da dar bir sınıflandırmaya tabi tutulduğunu göstermektedir. Potebnya, imajı; “aşkın fiziksel bir forma bürünmesi” olarak tanımlarken; psikoloji ilmi; “bir şeyin insan zihnindeki temsili (yeniden yaratılmış bir sureti), bir hatırası, geçmişe ait bir duygu ve düşüncenin izi”; Perrine ise, imajı “duyuyla edinilen deneyimin dil aracıyla sunulması” olarak tanımlamaktadır.

İmajın tanımında gördüğümüz belirsizliği onun sınıflandırılmasında da görmekteyiz. Ancak Bachelard’ın belirttiği gibi: “şiirsel imgenin yer aldığı dize ya da dörtlüğü, bir mekân-çözümleme (topo-analyse) aracılığıyla incelerken, bilimsel incelemenin gerektirdiği sınıflamaya tabi tutmak çözümlemenin yolunu kolaylaştıracağı için” incelememizde mevcut olan sınıflandırmalardan bahsederek, daha sonra çalışmamızda takip ettiğimiz sınıflandırmayı tercih ediş sebeplerimiz üzerinde duracağız.

Günümüz edebiyat araştırmalarında imaj konusundaki en büyük problemlerden birisi neyin imaj olup olmadığıdır. Araştırmamızın bu yönünü Engin Üzmen’in makalesinden hareketle çözmeye çalışacağız:
  • Benzetmeler, mecazlar, istiareler, cinaslar ya da diğer kelime oyunları,
  • Şahıslandırmalar ve yarı şahıslandırmalar ki bunlar soyut bir fikrin, beraber kullanıldığı fiildeki bedeni hareketin tesiriyle adeta kişilik kazanmasıdır,
  • Atıflar.
  • Çeşitli fikirleri eser içinde sürdüren ve bu fikirleri icabında daha genişleten bazı kelimelerin tekrar tekrar kullanılması,
  • Önemli olan ya da sonradan önem kazanan bazı sıfatlar,
  • Tarih ve coğrafya bakımından olayların geçtiği yerler ve yabancı ve uzak yerlere ait özel isimlerin kullanılması,
  • Sembolik bir şahıs
  • Bazı madde ya da eşyaların manevi bazı kavramları ifade edecek şekilde kullanılmaları.
Bunlara ayrıca şunları da ilave edebiliriz:
  • Alışılmamış Bağdaştırmalar,
  • Yan anlamdan yararlanma,
  • Duygu değerine sahip kelimelerin kullanılması,
  • Uzak çağrışımlara yol açacak kelimelerin kullanılması,
  • Karşılaştırmalar,
  • Eşadlı ve çokanlamlı kelimelerden yararlanma,
  • Ad aktarması. Bir kavramın bağıntılı olduğu bir başka kelimeyle anlatılması.
  • Sinestezi: Duyusal algılamanın birbirleriyle karıştırılarak anlamın yaygınlaştırılması ve zenginleştirilmesi amacıyla yapılır.,
  • İnsana ait organ adlarının kullanımı yoluyla ilgili organların, şiir tarihi içerisindeki geleneksel anlam bağlarından faydalanmak,
  • Hayvan sembolizminden faydalanmak, (çeşitli çağrışımlara açık bir rolü olmalı.),
  • Soyutun somutlaştırılması ya da somutun soyutlaştırılması.
Yukarıdakilerin yanı sıra sayılacak bir çok unsurun imaj yaratma gücü vardır. Özdemir İnce’nin imajla ilgili aşağıdaki soruları kayda değerdir:

1. Sözcük, incelenen metinde geçen nesneden başka bir nesneyi işaret ediyor mu? Ya da benzetme yapılması, benzeyen ve benzetilen nesne arasında yeterli uzaklık var mı?
2. Bu sözcük, bir benzetme ya da bitişiklik ilişkisiyle işaret ettiği nesneyle birleşmiş midir? (Bitişiklik, parça-bütün, bütün- parça ilişkisidir).

Ancak bu iki maddenin imajların tümünü izah etmek için yeterli olamayacağına inanmaktayız. İmajı, sadece dil aracılığıyla nesnenin zihinde yaratılan görüntüsü olarak tanımlamak yanlış olur. Çünkü görme duyusuna hitap etmeyen imajların varlığını da biliyoruz. İmajlar, psikolojik bir intiba uyandırmak amacıyla yapılabileceği gibi, şâirle okuyucu arasında manevi bir bağ kurmak amacını da taşıyabilir. Yine muhtevaya bir derinlik kazandırarak farklı çağrışımlar aracılığıyla şiirin iç ikliminde duygusal bir atmosfer oluşturmak amacıyla da yapılabilir. Böylece gizin, şiirin tümüne yayılması, anlamın zenginleşmesi ve kendi içinde çoğalması sağlanır. Nihayetinde, “imaj, muhayyileyi tahrik etmelidir.”. İmaj, okuyucuya bir fikri telkin edebileceği gibi, bir duygunun okuyucunun ruhsal dünyasında dal budak salmasına da yol açabilmelidir. Aklımıza imajın sınırı nedir, sorusu gelebilir? İmajın sınırı şâirin yaratıcı gücünün ve okuyucu muhayyilesinin sınırlarıdır. “İmajların yayılma alanında görünenin ötesindeki derin ve evrensel birliğe ulaşma ve onu çözümleme arzusu da vardır.”.

İmaj, bir kelimenin şiir içerisinde farklı yerlerde tekrarlanması şeklinde görülebileceği gibi, en az iki kelimeyle yapılmış alışılmamış bağdaştırma şeklinde, mısra ve kıta halinde ya da şiirin bütününü kapsayacak bir biçimde de görülebilir.

Bir yazınsal yaratı olan imajın sınıflandırılmasına gelince bu konuda da birbirinden farklı sınıflandırılmalarla karşılaşmaktayız. Vladimir Prop imajı “dişil imge” ve “eril imge” şeklinde ikiye ayırırken; Rene Wellek-Augustin Warren ikilisi “görme, tatma, dokunma, işitme ve koklama duyularına ait imajların yanı sıra; sıcaklık, soğukluk ve basınç imajlarının varlığından da bahsetmektedirler. Aynı eserde hareketsizlik (statik) ve hareketlilik (kinetic yahut dinamik) imajlarıyla birlikte anlayış kabiliyeti yeterli olan her okuyucunun aynı şekilde hayalinde canlandıracağı “bağlı” imajlar ve insandan insana ayrılıklar gösteren “serbest” imajların varlığına da işaret edilmektedir.”. Henry Wells, 1924’te yayınladığı Poetic Imagery adlı eserinde imajları, hayallerin mahiyetine ve yoğunluk derecelerine göre en basitten en hayalî ve impresyonistik olana doğru süsleyici imajlar, batık imajlar, şiddetli imajlar, radikal imajlar, yoğun imajlar, geniş ya da yaygın imajlar, coşkun ya da zengin imajlar şeklinde sınıflandırmaktadır. Wells’in, değerlendirici olmaktan ziyade tarif edici olan bu imaj anlayışı, hayallerin mahiyetlerine ve yoğunluk derecelerine göre değerlendirilmelerinin mümkün olmadığı iddia edilerek eleştirilmektedir. Kaldı ki Wells, bu imajlarının özelliklerini açıklarken kullandığı kriterlerinin bir kısmı yapısal bir özellik arz ederken, bir kısmı da tematik özellikler taşımaktadır. Bu da bir sınıflandırılmada olması gereken değerlendirme ölçülerinin birliği ilkesine ters düşmektedir.

Bachelard, muhayyilenin hakimiyeti altında, imajları ilgilerine göre, ateş, hava, su ve toprak olmak üzere dört temel maddenin hakimiyeti altında sınıflamanın mümkün olduğunu söyler. Ancak bütün imajları, bu sınıflama içerisinde incelemenin mümkün olmadığını gören Bachelard, söz konusu maddi imajlara “dinamik muhayyile” olarak adlandırdığı bir başka muhayyile çeşidini eklemek zorunluluğunu duyar. Böylece o imajları maddi ve dinamik olmak üzere ikiye ayırır ve bunları arz ettikleri özelliklere göre çözümlemeye çalışır. Şerif Aktaş ise dilin geleneğine yerleşmiş “geleneksel” imajlar ve “yeni-orijinal” imajlar şeklinde bir sınıflandırmayı uygun görmektedir. Oktay Rifat ise, kimi yazarların imgeyi (imajı) dış ve iç imge olmak üzere ikiye ayırdıklarını söyleyerek dış imgelerin (imajların) istenirse akıl diline çevrilebileceğini; iç imgelerin kökünü her tür toplumun kolektif bilinçaltında, daha derinlerde anlamları değişmeyen ağaç, su, toprak, güneş gibi simgelerde aramak gerektiğini belirtmektedir.

Yukarıdaki sınıflandırmalardan ve tecrübelerimizden hareket ederek sınıflandırmadaki dağınıklığı önlemek maksadıyla imajın ayrıca tematik bir değerlendirmeye tabi tutulmasının sağlıklı olacağı kanaatindeyiz. Örneğin: aşk imajı, ölüm imajı, aydınlık-karanlık imajları, tabiat imajı, su imajı, ayna imajı, insan imajı v.b.

Buraya kadar anlattıklarımızın rehberliğinde aşağıdaki şekilde yapılacak bir imaj sınıflandırmasının bu konudaki eksikliği en aza indireceğine inanmaktayız:
  • İmajın tematik bir değerlendirmeye tabi tutulması,
  • Özgün ya da geleneksel olup olmadığının gerekçeleriyle birlikte açıklanması,
  • Zekâya mı (imajın dansı ve ışığı kucaklaması), ruha mı (imajın labirente ve karanlığa girmesi) hitap ettiği?
  • Statik mi, dinamik mi olduğunun izahı?
  • Duyular alanından hangisine hitap ettiği,
  • Benzetme, istiare, alışılmamış bağdaştırma, şahıslandırma, ad aktarması, yineleme vb.nden hangisiyle yapıldığı.
Böylece, gerek tematik gerekse yapısal bakımdan bir değerlendirmeye tabi tutulan imaj, daha sağlıklı ve kapsamlı bir biçimde çözümlenecektir.[1]

Kaynaklar

[1] Tarık Özcan, “Şiir Sanatında İmajın Yeri-Önemi ve Bunun Cemal Süreya’nın Şiir Dünyasına Uygulaması”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, C.13, 1, 115-136 (Ocak 2003).)

facebookta paylaş

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda

aysegul
Ziyaretçi

Ynt: Şiirde İmaj'ın Yeri ve Önemi

« Yanıtla #1 : Şubat 10, 2013, 11:38:19 ÖS »
Gerçekten şiir yazmaya.istekli olanlarımız için yol gösterici ve ogretici bir yazı..sadece yazmak yeterli değil demek ki..şair ve yazarlarin kaynakları çok zengin çünkü yaratılmış ne varsa onların malzemesi...yapılması gereken kelimelerle resmedebilmek ..bu da ayrı bir maharet ister..

Kayıtlı
Sayfa: [1]