Gizliilimler.Org

Gizli dünyaların kapısını aralamaya hazır mısın?

Haçlı Seferleri

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Haberler:

Sayfa: [1]
*GönderenKonu:

Haçlı Seferleri

(Okunma sayısı 1480 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4306
  • Profili Görüntüle

Haçlı Seferleri

« : Haziran 11, 2012, 08:50:11 ÖS »
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=fFRtfOf4csw" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=fFRtfOf4csw</a>

Haçlı Seferleri

Haçlı Seferleri, Papalığın teşvikiyle Hıristiyan Avrupalıların Müslümanlara karşı düzenledikleri seferlerin genel adıdır. En önemlisi dinî olmak üzere; siyâsî, sosyal ve iktisâdî nedenlere dayanan Haçlı seferlerini Papa 2. Urbanus, 1095’te toplanan "Clermont Konsülü"nde yaptığı konuşmasıyla başlatmıştır. Yüzyıllarca devam edip milyonlarca insanın can kaybına, devletlerin yıkılıp ülkelerin tahrip olunmasına sebep olmuştur.

Doğu Hıristiyanlığının temsilcisi Bizans İmparatorluğu, 1071'de Selçuklu Devletiyle yaptığı Malazgirt Savaşı'nda yenilince, Türklere Anadolu kapıları açıldı. Selçuklu akıncıları, birkaç yıl içinde Ege, Akdeniz ve Marmara kıyılarına ulaştılar ve Bizans'ın başkenti olan İstanbul'u zorlamaya başladılar. 1075'te Türkiye Selçukluları Devleti'ni kurup İznik'i başkent yapmaları, Avrupa'nın en büyük Hıristiyan devleti olan Bizans'ı kökünden sallamaya başladı. Bu durum, Avrupalıları telaşa düşürdü. Çünkü Bizans'ın çökmesi, Türklerin Avrupa'ya hâkim olmasına yol açacaktı.Bunun önüne geçilip Türklerin durdurulması gerekiyordu. Hatta Anadolu dâhil bütün Ortadoğu'dan atılmalıydılar. 2. nedeni ise, iktisâdîydi. Avrupa, 11. yüzyılda müthiş bir yoksulluk içindeydi. Kralların sarayları bile taş yığınlarından ibâretti. Altın, gümüş ve değerli mâdenlerin birçoğu, Türklerin ve Doğu kavimlerinin elindeydi. Avrupa, en iptidâi maddeler için bile Doğu'ya muhtaçtı. Ziraat, çok ilkel usullerle yapılıyordu. Sulama sistemi yoktu. Fransa, Almanya, Venedik gibi büyük sayılan Avrupa devletlerinin senelik geliri, en Mütevâzi Türk beylerinin gelirlerinden azdı. Halk, önüne gelenin yağma ve talanından bıkmış, bir asilzâde ya da eşkıyâ tarafından öldürüleceği günü bekliyordu.

Bu sırada Selçuklu Sultânı Melikşâh, vefât etmiş; iç karışıklıklar baş göstermişti.Şiî-Fâtımî Devleti, Selçukluların amansız düşmanı olup Hıristiyanların müttefikiydi. Bütün bunlar, Papa 2. Urbanus'u Hıristiyanları birleştirerek Müslümanların üzerine saldırtmaya teşvik ediyordu. Böylece bu papaz, Kudüs şehrini Türklerin elinden almak için faaliyete başladı. Sadece Pierre L'Ermite isminde yoksul bir Fransız keşişi, etrafına 50.000 Fransız toplamıştı. Bunlar, Almanya'ya gelince, kendilerine 50.000 Alman daha katıldı. Macaristan'da ve Balkanlar'da daha da çoğalan bu çapulcu ordusu, 1096-1270 yılları arasında tertiplenen 8 Haçlı seferinin ilk ordusu oldu.

Birinci Haçlı Seferi (1096-1099)

Papaz Pierre L'Ermite ve şövalye Yoksul Gautier öncülüğünde İstanbul'a gelen topluluk, Bizans İmparatoru tarafından hemen Anadolu'ya geçirildi. Bunlar, Doğu'nun zenginliklerine kapılıp yağma ve tahribâtlar yaparak yerli halkı katlettiler. Anadolu Selçuklu Sultânı 1. Kılıç Arslan, İznik önlerinde bu ilk Haçlı kuvvetlerini durdurarak kılıçtan geçirdi. Bunların ardından Aşağı Lorraine Dükü Gedefroi Bouillon'un komutasındaki Haçlı ordusu yola çıktı. Bu orduda, birçok ünlü şövalye, soylu, kont ve dukalar vardı. Avrupa'nın bütün imkanları kullanılarak hazırlanmış olan bu ordu, 600.00 kişiden oluşuyordu. Almanya'nın Rhein kıyılarında 10.000 Yahudi'yi kılıçtan geçiren bu Haçlı ordusu, İstanbul'a doğru gelirken ülkesinde de yağma ve katliam yapılmasından endişe eden Bizans İmparatoru Aleksios Kommones, onlarla anlaştı. Haçlılar, erzak ihtiyaçlarının temini karşılığında Anadolu'da aldıkları yerleri Bizans'a vereceklerdi. Antlaşma sonrası Anadolu'ya geçen Haçlılar, 1097 yılının Mayıs ayında Türkiye Selçuklularının başkenti İznik'i kuşattılar. Kanlı çarpışmalar, 2 taraftan da ağır kayıplara sebep oldu. 600.000 kişilik Haçlı ordusu karşısında verdiği kayıplara dayanamayan 1. Kılıç Arslan,çarpışarak geri çekildi. İznik, Bizans'ın eline geçti. Eskişehir istikametinden Anadolu'ya giren Haçlı ordusuna karşı Sultân 1. Kılıç Arslan, yıpratma savaşlarına başladı. Anadolu'da Haçlıları en stratejik bölgelerde yakalayıp ani baskınlarla imha hareketlerine girişti ve birçoğunu kırdı

Haçlıların yanında, Bizans İmparatoru da, durumdan faydalanarak Türkiye Selçuklularının batı bölgelerindeki topraklarını işgâl etti. Ermeniler ise, Türklerin Haçlılarla uğraşmalarını fırsat bilip, Toroslar'a bir süre hâkim oldular. Altı yüz bin kişilik kuvvetle Anadolu'ya geçen Haçlılar, Türklerin imhâ hareketi sonucu Antakya Kalesi önlerine geldiklerinde 100.000'e inmişti. 1097 yılı Ekim ayında Antakya'yı kuşatan Haçlılar, kale içindeki Hıristiyan ahâliden birinin ihâneti sonucu 9 ay sonra, Haziran 1098'de şehre girebildiler. Musul Atabeği Kürboğa Beyin kumandasındaki Müslüman-Türk ordusu, Antakya'yı Haçlılardan geri almak için teşebbüse geçti. Fakat şehir alınmak üzereyken aralarında çıkan fitne başarısızlığa yol açtı. Haçlılar yaptıkları huruç hareketiyle bu Müslüman ordusunu dağıttılar.

Antakya'yı alan Haçlılar, 40000’e düşen kuvvetleriyle Kudüs'e hareket ettiler. Şiî-Fâtımîlerin elinde olan şehir, kısa sürede haçlıların eline geçti. Müslüman, Mûsevî ve Hıristiyanların yaşadığı ve her 3 din mensuplarınca da mübârek olan Kudüs, Haçlıların eline geçince, büyük bir katliama uğradı. Yetmiş bin Müslüman ve Yahûdî'yi, mâbetlere sığınan kadınlar ve çocuklar dâhil, acımasızca kılıçtan geçirdiler. Şehrin sokakları kan ve cesetlerden geçilmez oldu.

Birinci Haçlı Seferi netîcesinde Kudüs'te Katolik Lâtin Krallığı, Antakya ve Urfa'da birer Haçlı devleti kuruldu. Hıristiyanlar Ortadoğu'yu bu vesîleyle tanıyıp, Doğu Akdeniz kıyılarına yerleştiler. Müslümanlarca Mekke ve Medîne'den sonra en mübârek şehir olan Kudüs'ün, Şiî-Fâtımîlerce Haçlılara teslîmi büyük üzüntüye yol açtı. Müslümanlar, Haçlıları Ortadoğu'dan atmak için hemen teşebbüse geçtiler. 1144’te Musul Atabeği İmâdeddîn Zengî, Urfa'yı geri aldı. Bu durum 2. Haçlı Seferine sebep oldu.

İkinci Haçlı Seferi (1147-1149)

Urfa'nın Müslümanlar tarafından geri alınması üzerine, papa Eugenius'un teşvîki ve papaz Saint Bernard'ın propagandası netîcesinde 2. Haçlı Seferi başlatıldı. Seferin komutanlığını Yedinci Louis ile Almanya İmparatoru 3. Konrad yapıyordu. Alman İmparatoru komutasında 75.000 kişilik ilk kâfile, Konya Ovasına geldi. Bu ordu, Türkiye Selçukluları Sultânı Birinci Mes'ûd tarafından imhâ edildi. Alman İmparatoru canını zor kurtararak, 5.000 kişiyle İznik'e sığındı. Fransa Kralı Yedinci Louis, 150.000 kişiyle yola çıktı. Alman İmparatorunun geriye kalmış döküntü kuvvetleriyle İznik'te birleşti. Bu kalabalık orduya karşı meydan muhârebesi yapmayı uygun bulmayan Sultan Mes'ûd, Haçlıları Toroslar geçidine çekti. Burada büyük kayıplara uğratılan Haçlıların artıkları Antakya'ya sığındılar. Şam'ı muhâsara ettilerse de, Türkler tarafından mağlup edildiler.

Üçüncü Haçlı Seferi (1189-1192)

Selahaddin Eyyübi, Şiî-Fâtımî Devleti'ni ortadan kaldırıp, Eyyübi Devleti'ni kurduktan sonra, Haçlılara karşı harekete geçti. 1097’den beri Haçlıların elinde bulunan Kudüs'ü, 1187’de Hattin Zaferinden sonra ele geçirdi. Hıristiyanların birkaç kıyı şehir hâriç, Ortadoğu'dan atılmaları, Avrupalıları endişelendirdi. Papa 3. Clemens'in teşvikiyle Fransa ve İngiltere Krallarıyla Alman İmparatoru, 3. Haçlı Seferine katıldılar. Sonu hezîmet olmasına rağmen, Avrupa'nın en ünlü kral, imparator ve kumandanlarının katıldığı bu sefer meşhurdur.

Alman İmparatoru Friderich Barbarossa, siyah yolu, Fransız Kralı Philippe Auguste'yle İngiliz Kralı Arslan Yürekli Richard deniz yoluyla hareket ettiler. Alman İmparatoruna, Türkiye Selçukluları Sultânı 2. Kılıç Arslan, elçileriyle Anadolu'ya girmemesini teklif etmişse de, kabul etmedi. Türkleri dinlemeyen İmparator Friderich Barbarossa, ordusunun büyük bir kısmını Selçuklu askerlerinin elinde kaybetti. Sonunda, Akdeniz'e ulaşamadan nehirde boğuldu. Başsız kalan ve ağır zâyiat veren haçlılar, perişan bir vaziyette Filistin'e ulaştılar. İngiltere Kralı, deniz yoluyla Kıbrıs'a varıp, Bizans vâlisini adadan kovarak Lâtin Krallığını kurdu. Kıbrıs'tan Akka'ya geçen Arslan Yürekli Richard ve deniz yoluyla Akka'ya varan Fransız Kralı, uzun süren muhâsaradan sonra kaleyi aldı. Kudüs'ü yeniden almak için savaştılarsa da muvaffak olamadılar. Fransa ve İngiltere kralları, acı tecrübeler ve ağır kayıplar netîcesinde Kudüs'ü alamayacaklarını anlayınca, ülkelerine döndüler.

Dördüncü Haçlı Seferi (1204)

Papa 3. İnnocentius'un çağrısı, Foutges de Neville'nin propagandası netîcesinde Bonifacio'nun tertip ettiği bu Haçlı seferine Almanya İmparatoru Altıncı Heinrich katıldı. Papanın îtirâz etmesine rağmen Haçlılar, Venedik gemileriyle İstanbul önüne geldiler. 1204’te Ortodoks Bizanslılardan İstanbul'u aldılar. Şehrin zenginliği, Katolik Hıristiyanları şaşkına döndürdü. İstanbul'u yağmalayıp, tahrip ettiler. Dindaşlarına her türlü zulmü, her çeşit kötülüğü yaptılar. Bizans İmparatoru, tahtını İstanbul'dan İznik'e taşıdı. Bu olay, Bizans târihinde ilk defâ oluyordu. Nihâyet İstanbul'da 1261 senesine kadar devâm eden “Lâtin İmparatorluğu” kuruldu. Bu sefer sonunda Venedik ve Ceneviz Devletleri, Yakındoğu'da, büyük nüfûz ve toprak parçaları elde edip zenginleştiler. Haçlılar, dindaşları olan İstanbul'un Ortodoks Hıristiyanlarına çok zulüm ve eziyet yaptılar. İstanbul'un sanat eserleri, zengin olmak hırsıyla tahrip edildi, evler yağmalanıp, binlerce İstanbullu şehrin târihinde görülmemiş insanlık dışı tecâvüzlere uğradı, soyuldu ve işkenceyle öldürüldü. Dördüncü Haçlı Seferinden, Müslümanlardan ziyâde, Ortodoks Hıristiyanlar zarar gördü.

5. Haçlı Seferi (1217-1221)

Papa 3. Honorius'un teşvîkiyle Macar Kralı 2. Andrias, Kuzey Avrupa'dan gelen Haçlılarla, 1217’de Akka'ya geldi. Kral Andrias, Müslümanlar karşısında dayanamayınca, geri döndü. Geride kalanlar Dimyat'a saldırıp, şehri aldılar. Daha sonra Kâhire'ye yöneldilerse de Eyyûbîler tarafından bozguna uğratılıp, dağıtıldılar.

Altıncı Haçlı Seferi (1228-1229)

Papa Dokuzuncu Gregorius'un teşvikiyle Alman İmparatoru 3. Frederich tarafından tertip edildi. Alman İmparatoru Kudüs'e kadar geldi. Eyyübi Sultânı Melik Kâmil'in dış baskılardan bunaldığı bir devrede, Haçlıların Kudüs'e gelmeleri antlaşma zemîni doğmasına sebep oldu. Antlaşmayla Kudüs Haçlıların eline geçti. Fakat Türkler tarafından mağlup edilmeleri netîcesinde şehir, tekrar Eyyûbîlere teslim edildi.

Yedinci Haçlı Seferi (1248-1254)

Kudüs'ün Müslümanlar tarafından alınması üzerine, Fransa Kralı Aziz Louis tarafından tertip edildi. Mısır'da yeni kurulan Memlüklüler, Haçlıları 1250 yılında, Mansûre Meydan Muhârebesinde mağlup edip, Fransa Kralını da esir aldılar. Haçlılar dağıldı. Aziz Louis, Dimyat'ı Müslümanlara verip ülkesine döndü.

Sekizinci Haçlı Seferi (1268-1270)

Antakya'nın Müslümanlar tarafından fethedilmesi ve Yedinci Haçlı Seferinin öcünü almak için Fransa Kralı Aziz Louis tarafından tertip edildi. Bu seferin hedefi, Kudüs olmayıp, Akdeniz kıyılarındaki Müslüman denizciler üzerineydi. Aziz Louis, Tunus'a çıktıysa da, salgın hastalıktan öldü. Fransa ordusu geri döndü. Bu sefer de başarısızlıkla sonuçlandı.

1096-1270 yılları arasında, Müslümanlara karşı tertip edilen Haçlı seferleri sonucunda birtakım Lâtin devletleri kuruldu. Bunlar, Kudüs Krallığı, Kıbrıs Krallığı, Trablus Kontluğu, Antakya Prensliği, Urfa Kontluğu, İstanbul Lâtin İmparatorluğu, Mora Prensliği, Atina Dukalığı, Kefalonya Kontluğu, Naksos Dukalığı, Saint Jean Şövalyeleriydi. Bu Lâtin devletleri Türkler tarafından ortadan kaldırıldı ve Haçlılardan hiçbir iz bırakılmadı. Fakat Haçlı seferleri, 1270’te son bulmuş değildir. Her zaman Hıristiyanlar, Müslümanlara karşı askerî kuvvet birleşiminin yanında; siyâsî, kültürel ve ekonomik alanlarda da cephe birliği içinde olmuşlardır.

Yüzyıllarca devâm eden Haçlı seferleri sonucu, pek çok kan döküldü ve milyonlarca insan can verdi. Nice ülkeler harap oldu. Dînî, siyâsî, sosyal, kültürel, iktisâdî birçok hâdiselere sebep oldu. Müslümanlara karşı savaşa katılmaya teşvik için Avrupa'da birçok Hıristiyan tarîkatları kuruldu. Seferlere iştirâk için Avrupalıların dindârına, mâcerâperestine, işsiz-güçsüzüne ayrı ayrı vaatlerle propaganda yapılıp, Müslümanların karşısında bütün bunların boş çıkması netîcesinde papalığın ve kiliselerin otoritesi sarsıldı.

Bu seferler sonunda Hıristiyanlar, Müslümanları yakından tanıdılar. Muhârebe meydanlarında aslanlar gibi cesûrâne dövüşen Müslümanların, aslında çok merhâmetli, iyiliksever, misâfirperver olduklarını yakından gördüler. Müslümanların, papazların bahsettikleri gibi olmaması, Avrupalı Hıristiyanların daha önceki düşüncelerini değiştirdi.

Papalık, bu seferlerin masraflarını karşılamak gâyesiyle Hıristiyanların rûhânî işleri için vergi almak âdetini çıkardı. Bulunduğu çevrenin kilisesine vergisini vermeyenler Hıristiyanlık'tan aforoz edildi. Misyonerler faaliyetlerini artırıp, Asya ve Afrika'da Hıristiyanlığı yaymaya çalıştılar.

Haçlı seferlerine katılan şövalyelerin Müslümanlar karşısında güçsüzlüğü anlaşılınca, derebeylik yönetimi zaafa uğradı. Merkezî otoritenin hâkimiyeti artıp, Avrupa'da krallık rejimi kuvvetlendi. Köle durumundaki köylü, toprak sâhibi efendilerinden arâzi alarak, mal mülk sâhibi oldu. Avrupa'da aralarında büyük eşitsizlik ve adâletsizlik uçurumu bulunan sınıflar arasındaki fark kısmen azaldı.

Doğu sanat ve uygarlığını tanıyıp, İslâmî eserlere hayran olan Haçlılar, Müslümanlardan sanat ve teknik alanda birçok yenilikleri ve keşifleri öğrendiler. pek çok eseri yağmalayarak Avrupa'ya kaçırdılar. Bu ise Avrupa'da ilim ve tekniğin gelişmesine sebep oldu. Müslümanlardan kâğıt ve pusulayı da öğrenen Haçlılarda gemicilik çok gelişti. Venedik, Cenova, Marsilya, Pisa gibi Akdeniz limanlarının önemi artıp, ticârî faaliyetler hız kazandı. Bu şehirler serbest bölgeler mâhiyetini alıp, Batı ve Doğunun ticâreti gelişti.

Haçlı seferleri netîcesinde Müslümanlar, Bizanslılar ve Yahûdîler çok zarar gördü. İslâm ülkeleri ve devletleri harap oldu. Yüz binlerce Müslüman; Anadolu, Mısır, Suriye ve özellikle Kudüs'te kılıçtan geçirilip, yerleşim alanları yağmalanarak yakılıp yıkıldı. Kadınlar ve çocuklar bile hunharca öldürüldü. Haçlıların kılıcından sâdece Müslümanlar değil, Yahûdîler, özellikle Ortodoks Bizans da nasîbini aldı. İstanbul'un zenginliğine hayran kalan Lâtin Katolikler, şehrin sanat eserlerini zengin olmak hırsıyla yağmaladılar. Ortodoks ahâliye saldırıp mal, can ve ırzlarına ziyâdesiyle zarar verdiler. İstanbullular şehri terk etmek zorunda kaldı. Haçlı zulmü o kadar arttı ki,yüzyıllar boyunca İstanbul'da bulunan Bizans İmparatorluk tahtı şehirden çıkarılıp, önceden Türkiye Selçukluları Devleti'nin başşehri olan İznik'e taşındı. Bizanslılar 1261’de tekrar İstanbul'u Haçlılardan geri aldılar.

Haçlı seferleri netîcesinde, İslâm uygarlığını tanıyan Avrupa'da ilim ve teknikte gelişmeler olup, merkezî otoritenin kuvvetlenmesi yanında, Müslümanlara karşı yüzyıllarca devâm edecek askerî, siyâsî, iktisâdî ve kültürel politikanın da tespit edilip, safha safha tatbikine sebep olmuştur.

Osmanlı Devletine ve diğer Müslüman devletlere karşı, 1364 Sırpsındığı, 1389 Birinci Kosova, 1396 Niğbolu, 1444 Varna, 1448 2. Kosova, 1453 İstanbul, 1538 Preveze, 1571 Kıbrıs, 1683 Viyana Kuşatması, Osmanlı Devleti'nin yıkılması ve 1919-1922 İstiklal mücâdelemizde Haçlılar ittifak edip, Müslümanlara karşı cephe aldılar. Hattâ Kudüs'ün elimizden çıkması üzerine müttefikimiz olan Almanlar bayram yaptılar.

Batılıların geçen yüzyıllarda ve günümüzde İslâm ülkelerine karşı tatbik ettikleri yayılmacılık ve sömürgecilik hareketleri, İslâm dînine saldırmaları ve Müslümanları dinlerinden uzaklaştırmak için yaptıkları bütün dejenerasyon faaliyetleri, geçmişteki haçlı seferlerinin hâlen soğuk harp, kültürel ve ekonomik savaş olarak devâm ettiğini göstermekte, bugün bile pek çok eserimiz çalınarak Batı'ya kaçırılmaktadır. Aksine batıdan ülkemize kaçırılmış bir tek eser bile görülmemiştir. Batı her konuda bunu bugün bile tatbik etmektedir.[1]

Kaynaklar

[1] Yeni Rehber Ansiklopedisi, "Haçlı Seferleri" maddesi, c. 8, s. 206-210.

facebookta paylaş

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda

Sayfa: [1]