Gizliilimler.Org

Gizli dünyaların kapısını aralamaya hazır mısın?

Mısır'ın Ölüler Kitabı

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Haberler:

Sayfa: [1]
*GönderenKonu:

Mısır'ın Ölüler Kitabı

(Okunma sayısı 1392 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4306
  • Profili Görüntüle

Mısır'ın Ölüler Kitabı

« : Ekim 28, 2012, 03:18:01 ÖS »
Mısır'ın Ölüler Kitabı

Düşünce evreninin beşiği kabul edilen Yunanlılar, Thales ya da Euclid'e rağmen yine de zaman ve saat matematiğin'! yeterince çözümleyememişlerdi, çok daha farklı bir kültürel konumda bulunan Mısırlıların pratik çözümü şaşırtıcıdır. Gerçekten de Mısır'ın Yunan'da olduğu gibi bir matematik felsefesi, düşünürleri yoktu. Astronomik tüm bilgileri dinsel törenlerle kısıtlıydı fakat Mısırlılar, M.Ö. 3000 yakınlarında, günesin doğusunu ve batisini hesaplayarak bir dikilitaşın neresinin günün hangi saatinde ışık alacağını, bir tapınağın bir yerindeki penceresinden içeri girecek olan güneş ışığıyla bir yazı şifrelemeyi biliyorlardı. Günesin dışında, Eski Mısırlılar, gökyüzünüzün en parlak cisimlerinden Sirius' un da, yılda bir kez sabah saatinde güneşle aynı konuma geldiğini de keşfetmişlerdi. Bu astronomik konum, Nil'in taşmasıyla ilgili olarak Nil yılının başlangıcıydı, Mısırlılar için bu günler Mısır tanrıları Osiris, Horus, Seth, İsis ve Neftis'in doğum günleriydi. Nil yılı daha da doğrusu Nil Nehri'nin varlığı Mısırlılar için öylesine önemlidir ki, ölüm ötesiyle ilgili inançları da doğurmuştur.

Firavun, Bir Tanrı'ydı...

Fransız Moret'e göre, Nil Nehri Mısır'ı Akdeniz ve Afrika Mısır'ı diye ikiye ayırır, gerçekten de bu coğrafî konum 1000 yıllarca Mısır'ı Yukarı ve Aşağı Mısır ya da Krallık olarak jeopolitik olarak böldü. Bu bölünme ve temeldeki krallık kavgaları Mısır'ın tek kralının yani Firavun'un varlığım da böldüğünden önemlidir, çünkü tüm eski uygarlıkların içinde kendisinin tanrı olduğunu ileri süren tek kral, Firavundur. Gerek Mezopotamya'da, diğer Ortadoğulularda daima krallar tanrıların seçtiği temsilcilerdi, ancak ölümlerinden sonra tanrılaştılar fakat Mısır'da Firavun, tanrı demekti. Yasarken Horus, öldüğündeyse Osiris'ti. iste bu inanç topyekun Mısır mitolojisi ile, krallığın doğrudan ilişkisi demekti. Mısırlıların mumyalama ve mumyalamayla ilgili mitler, uygulanan ritüeller hep bu temelin üstündeydi. Ölüm ve ölüm ötesi yasama böylesine bir takıntı sadece Firavun'un ölümsüzlüğü ve tanrılığı nedenine bağlıdır. Fakat Mısır'da Osiris kültünün hemen yanında kökeni çok daha eskilere giden bir de Ra kültü yani güneş-tanrı ya da dinî vardı, ikisinin kokteyli ve yaşamın kökeni olan Nil inançları Mısır dinini oluşturuyordu, Çok kısa olarak Osiris'i tanımamızda yarar var.

Bilim-Kurgu Romanına Benzeyen Bir Mitoloji

Osiris bitkiler evreninin tanrısıdır, ölür ve yeniden dirilir fakat aynı zamanda da yeraltı dünyasının da hakimidir, ruhların yazgısına karar veren kurulun başıdır ve salt bu yönüyle mumyalama ritüellerinin kaynağı olur. Osiris'in erkek kardeşi Seth ile olan kavgasıysa Yukarı-Aşağı Mısır ayrımının simgesidir. Böylece Osiris'in sosyal, dinsel ve siyâsal 3 kimliği ortaya çıkar, İsis, Osiris'in kız kardeşi ve aynı zamanda da karisidir, kayın birâderleri olan Seth ve Typhon 72 ihtilalciyle beraber iyi Kral Osiris'i parçalara ayırıp, Mısır'ın 42 eyaletine bu parçaları atacaktı. İsis, Seth'in dağıttığı parçaları bulacak ve kız kardeşi Neftis'in yardımıyla yeniden yasama döndürecektir. Osiris, bundan sonra yeraltı ülkesinde yasayacak ve oğlu Horus öcünü alacaktır. Horus, daima şahinle simgelendi ve firavunların başlarında şahin arması bulunurdu. Fakat firavun aynı zamanda da Mısır'ın ilk kralı ve dünyanın yaratıcısı olan olan Ra'nın da oğluydu. Osiris ve Ra kültlerinin karışımı burada açıkça görülür. Bir bilim kurgu öyküsüne benzeyen kısa fakat temel girişten sonra Mısır'ın ölüm ve ölüm ötesiyle ilgili inançlarım daha iyi anlayabiliriz.

Simdi ölüme doğru yol alalım...

"Ölüler Kitabı" ve Ötesi...

Eski Mısır'da ölüm ve ötesiyle ilgili kaynaklar Piramit ve Tabut yazıtlarıdır, bütün bunlar "Ölüler Kitabi" denen ölüm, ölüme geçiş ve ölümden sonra yasamla ilgili kuralları ve düzeni anlatan bütün bir bilgi ya da inanç sisteminin parçalarıdırlar. Mısırlılar ölümden sonra yeniden dirileceklerine inanırlardı, Osiris'in yeniden dogması ve onun kişiliğinde simgelenen KIŞ ve BAHAR örneklerindeki gibi. İnsan, beden ve ruhtan oluşuyordu, her ikisi de ölümden sonra sonsuza kadar kalabilirdi, yeter ki ölümden sonra insan Osiris'in önünde günahlarını bağışlatsın ve saf olarak Cennet’te kalabilsin. Osiris, insanin kalbini bir tüy ile tartarak samimiyetini ölçerdi, eğer ölü insan bu ölçümde basarisiz olursa aç, susuz ve güneşsiz olarak ebediyen mezarında kalırdı. Osiris'in sınavlarından başarıyla geçebilmek için kimi yöntemler uygulanırdı, örneğin mezarlara yiyecek ve tanrıları sevindirecek tılsımlar konurdu. Ayrıca, balık, yılan, hamamböceği gibi böcekler rahipler tarafından kutsanarak ölüye yardımcı olurlardı. Fakat en önemlisi, "Ölüler Kitabı"nın satın alınıp mezara konmasıydı. "Ölüler Kitabı", ölüm rahiplerinin yazdıkları dua ve yöntemlerle, Osiris'i sakinleştirecek ve hatta aldatacak önerilerle doluydu. "Ölüler Kitabı" örneklerinden yüzlercesi papirüs rulolar halinde mezarlardan çıkarılmıştır ve en eskileri Piramitler Dönemi'ne aittir, yani M.Ö. 2500'lere. Mısır inançlarına göre tüm bilgiler ya da bilim, bilge tanrı ve yazman Toth tarafından yazılmıştır. Bugün dâhî bâzı mistik-pagan çevreler, Tarot Kartları'nın kökeninin Toth kültünden kaynaklandığına inanırlar.

Tek Tanrı'nın peşindeki Kral

Tüm bu yöntemlerin sonucunda ölen bir insan, öteki dünyada yasamak için hak kazanabilir, günahlarını affettirebilir, istenilen yasama kavuşurdu. İlginçtir tüm Eski Mısır ölüm inançlarında ahlâki öğütlere pek rastlanmaz, rahipler halkın dinsel törenleriyle uğraşırlar fakat genelde onların ahlâki düzeyiyle uğraşmazlardı. Ölüler Kitabı'nda eğer rahipler çözüm getirdiyse, iyi ve ahlâklı biri olmanın pek üstünde durulmaz. Sihir ve büyü Mısır inançlarında çok etkin ve yaygındır, Firavun'un özel büyücü ve sihirbaz danışmanları vardı, özetle Mısır dinî tüm zengin öğelerine rağmen, ahlâki bir öğreti içermediği ya da ruhsal eğitmeyi içeren bir yaklaşımda bulunmadığı için kutsal bir kitaba sahip değildir, bilindiği kadarıyla dinsel metin olarak ortada sadece "Ölüler Kitabı"nın bölümleri vardır. Fakat "Ölüler Kitabı"ndan örnekleri görmeden önce bir dönem Mısır'ı etkileyen dinsel reformu unutmamak gerekir. Reformun babası Milattan önce 14.Yüzyıl'da yaşayan 4.Amenofis'ti, bu Firavun Moneist bir temeli olan ve yaratıcı tanrı Aton'un dışında tüm tanrıları reddeden yeni bir dinî kurdu. 4.Amenofis, tahta geçtiğinde rahip sınıfının gücünün krallıktan fazla olduğunu ve yönetimi ellerinde tuttuklarını fark etti, bundan kurtulmak istemişti, bir başka kaynağa göreyse Firavun, bir güneş rahibi olan amcasının etkisindeydi. önce başkenti Orta Mısır'a Amarna'ya taşıdı, Amarna'ya "Aton'un Ufku" anlamına gelen "AknetAton" adı verildi, sonra Amon'un büyük rahipliği makamını kaldırdı ardından Teb'de isyan çıktı fakat ordu bastırdı, 4.Amenofis kararlıydı. Yeni dinin esaslarını belirledi ve mistik şiirler yazdırdı, inancın temelinde yalana karsı gelerek gerçeğe ulaşma düsturu vardı ve Tek Tanı'ya olan sevgi derin duygularla anlatılıyordu; mezar taşlarında "Ey. biricik Allah senden başkası yoktur." yazıları bulunmuştur.

Bin Yıllar, Dinleri Bağlıyor mu?

4.Amenofis. büyü ve sihri yasakladı, ölümden sonra da tek hakimin Aton olduğuna inanıldı. Yeni dine inanan, Aton'un büyüklüğü ve tebliğime iman eden kişi, öte dünyada da mutlu olacaktı. Buna rağmen. 4. Amenofis tanrı oğulluğu sıfatını reddetmedi ve yüzyıllar sonraki İsa Mesih'i anımsatan bir tür peygamberlik yaklaşımı içindeydi. Fakat önemli bir yön daha vardı, kişi Tanrı'ya asla bir ihtiyacını karşılamak için hitap etmezdi. aksine doğanın güzelliğine ve Yaratıcı'nın iyiliğine heyecan ve aşk duyan biri olmalıydı, gökten akan ve yaşamın kaynağı olan Nur'a tapılırdı. eşit olarak yayılan aydınlık adalet kavramını simgelerdi ve bu Nur Gerçeklik Ülkesi'ne bağlıydı, burada da Anadolu Tasavvufusun kimi çizgileri ister istemez akla gelir. Bir yazıtta söyle denir; "Ey yaşamın başlangıcı olan Aton, yeryüzünü güzellikle doldurursun, ışığın yarattığın her şeyi aydınlatır ve her şey senin aşkının bağlarıyla bağlanır, her göz kendi üstünde seni görür, Ey Sen ki, tek ilahsın ve hiçbir benzerin yoktur, sen dünyayı kalbinin istediği gibi yarattın..." Anlaşılıyor ki, 4.Amenofis Tek tanrı düşüncesinin simgesi olarak güneşi ve ışınlarını seçmişti. Tapılan bir heykel ya da put yoktu. Bu yeni din, yuvarlak kırmızı bir güneş ve ondan çıkarak yere inen ve uçlarında el şekilleri bulunan ışınlar olarak simgelendi. Buradan çıkan bir sonuç var...

Simgeler, Bilinmeyen Gerçeği Saklıyor

Tarihçi ve araştırmacı Arthur Weigall'a göre, Hz. Musa'nın kavmiyle beraber Mısır'ı terk etmesi, M.Ö. 1346'da Firavun Tutankhamon döneminde olmalıdır. Özgün adıyla "Manethon" yani Musa, tarihî bir kişiliktir, 4.Amenofis'in din reformu döneminde yaşamış ve bu düşüncelerden yola çıkmıştır. Buna karşın, 4.Amenofis'in din reformu, Mısır'da kökleşmemiş; 20 yıl sürmüş ve ölümünden sonra eski inançlara dönülmüştür fakat Tek tanrı inancı farklı bir yerde, Filistin'de kökleşecek ve başka bir dinin temeli olacaktır. Biz, yine "Ölüler Kitabı"na dönelim; birçok çağdaş uzmana göre "Ölüler Kitabı", çok büyük ve çok derin bir sırdır. 1758'de Fransız Cyprianus, derinliğine zor varılan gerçek kutsallığı bu kitapla tanıdığını belirtirken, bir diğer uzman Lucien; "Mısır dini, bilmecelerle doludur. Konuyu iyice bilmeden ve hatta mistik deneylerden geçmeden asla alay etmemeli ya da küçük görmemeliyiz, tanrıların gerçekten tanrı, köpek başlıların ne olduğunu bilmek için bu sırları tanımak gerekiyor." diyordu.

Ölüm Ötesine Geçiş...

"Ölüler Kitabı"nın anlamını iyi bilen ruh, Evrenin Büyükleri'ne meydan okuyabilirler ve hakimlerin karşısına korkmadan çıkabilirler. Her ölünün ruhunun tartılışı adli korkunç sınavda savunma yapabilecekler, Osiris'in önünde yeri öptükten sonra ruhlarını pisliklerden koruyacaklar. Çünkü ruh hem bir kadının karnından çıkarken, hem de yaşamı süresince kapıldığı tutkular yüzünden kirlenmiştir ve ruh bedeninin kirlendiğini hisseder. Fakat "Ölüler Kitabı"ndaki dua ve formüller sayesinde ruh Ra'nın ateşinde tutuşmadan, 42 hakimin önüne çıkmaktan korkmayacaktır. 42 hakimin her birisi, Mısır'ın bir bölgesin! ve 42 günahtan birisini temsil ederken ölüyü sorgularlar, ölü o anda Thoth'un önünde yanlışları itiraf etmelidir, Thoth gizlilerin sahibidir, bilinmeyen bir nedenle bir şebek olarak resmedilir. Peki ölü ne diyecektir ya da nasıl olmalıdır? Thoth ve çakal kafalı tanrı Anubis teraziyi dikkatle izlerlerken ölü, insanlara karsı günah işlemediğini, mevkilere saygılı olduğunu, tanrıları kızdıracak bir şey yapmadığını, öldürmediğini ve öldürmek için emir vermediğini, kimseye acı çektirmediğini. tapınaklardan bir şey çalmadığını. kimsenin toprağını çalmadığını. hileli tartı kullanmadığını, tanrıların kuşlarını ve kutsal göllerin balıklarını çalmadığını doğru olarak söyleyecek ve kendini temize çıkaracak.

Cennet'te Yaşam

Tanrıların yazıcısı olan Thoth ve mezarlıktan koruyan Anubis, ölüyü dinledikten sonra teraziye bakacaklar ve eğer Thoth terazinin 2 kefesinin dengede olduğunu yazabilirse. kefenin birisinde ölünün vicdaninin ve iradesinin simgesi olan kalbi, diğerindeyse Maat'ın yani gerçeğin tüyü vardır, yani gerçek tüy kadar hafiftir. O zaman ibiş kuşu kafalı Thoth, ölüler tanrısı Osiris'e dönecek ve ölünün kalbinin doğru olduğunu ve kalbin tüyden ağır olmadığını söyleyecektir. İşte o zaman ölü, ebediyen istediği yerlere gidebilir, canlıların arasına,yerin altına, Samanyolu'nun derinliklerine... artık o bir ölü değildir,ölümsüzlerle beraberdir,bulunduğu yerde yiyecek tarlaları vardır.incir ağaçlarının gölgesinde serinliği tadacaktır ve tanrıçaların sütünden içecektir. Bu arada kötülerin yerini de görecektir, orada kendi iç organlarını yiyen krallar, işkenceci tanrılar, kafaları kesik fakat vücutları olan belleksiz ruhlar vardır". Fakat o onlardan uzaktır ve ışık ruhların arasında. ebediyen yükselmiştir, İncil'de yazdığı gibi; "..onlar Cennet’te ışık saçan yıldızlar gibi olacaklar"dır.

"Ölüm, Geceye Benzer"

"Ölüler Kitabı"ndan kimi bölümlerdi bunlar, aslında tümü Mısır'ın gizeminden ancak birkaç damlası. Böylesine garip bir uygarlığın bir diğer örneği tarihte yoktur. Yunan uygarlığının temelinde Mısır yatar, tarihte bu kadar etkin 2 kültür aktarımı daha vardır fakat sonraki yüzyıllarda, bunlar Yunan biliminin İslam Dünyası'na, İslam kültürününse Bati Avrupa'ya aktarımıdır. Başta söz edildiği gibi, Mısırlıların matematik bilgisinin incelenmesi hayal kırıklığı yaratmıştır çünkü günümüze kadar ulaşabilen dev yapıtlar inşâ edebilmişlerdi fakat buna karşın TIP bilgileri şaşırtıcı düzeydedir. Öte yandan Eski Mısır'da Mezopotamya'da olduğu gibi, Astroloji yoktur, yerinde Astroaltri yani gök cisimlerinin tanrı kabul edilmesi vardır. Onlar, gök olaylarını dinsel bir çerçeve içinde görüyorlardı. Ayrıca, göklerde şaşmaz bir düzenin bulunduğuna, görünümler değişse bile temelde bir kararlılığın bulunduğu inancındaydılar. Fakat bu inanç mitoloji ve masallarla örülüydü ve bu yüzden Mısır astronomisi ayinlerle, dinsel törenlerle iç içeydi. Çok dindardılar, din islerinin aksamaması için çok özen gösteriyorlar, zamanın akışına anlam veriyorlardı. Onlara göre zaman bitimsiz olduğu için, daima yeniden, yeri bastan yaşanıyordu. Günleri uğurlu ya da uğursuz diye ikiye ayırırlardı, her zaman dilimi için sihir formülleri vardı, hareketlerini buna göre yönlendiriyorlardı. Geceye benzettikleri ölüm sonrasında, ruhların kendilerini düşmanlarından koruyabilmeleri ve davranışlarını düzenleyebilmeleri için dünyasal görevlerini doğru zamanlarda yerine getiriyorlardı. Salt bu yüzden mezarlıklarda lahit kapaklarının içlerini köşegensel yıldız saatleri resimleriyle süslediler.

Mısır, ünlü bir gezginin söylediği gibi anlatılması değil, gezilip görülmesi ve hatta yaşanması gereken bir yerdir. Giza Piramitlerini, Teb'i. Karnak ve Luksor'u ve de müzelerdeki göz kamaştıran eserleri yakından görmeden günümüzden binlerce yıl önce yaşamış olan bu insanları anlamak mümkün olmaz. Belki de böyle bir görsel asamadan sonra, Mısır'ın gizemi, "Ölüler Kitabı"nın içyüzü ve diğer bilinmeyenler aydınlanabilir.

facebookta paylaş

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda

Sayfa: [1]