Gizliilimler.Org

Gizli dünyaların kapısını aralamaya hazır mısın?

Naacal Tabletleri

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Haberler:

Sayfa: [1]
*GönderenKonu:

Naacal Tabletleri

(Okunma sayısı 2145 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4306
  • Profili Görüntüle

Naacal Tabletleri

« : Haziran 03, 2012, 02:45:31 ÖS »


Naacal Tabletleri

Naacal Tabletleri, Mu Uygarlığı'na ait, günümüzden yaklaşık 15.000 yıl önce yazıldıkları kanıtlanan taş tabletlerdir. Tabletleri yazan ve uygarlıklarını anlatan rahip Naacaller, birgün bu sonla karşılaşacaklarını ve gelecek kuşaklara bu bilgilerin kalmasını istiyorlardı. James Churcward, 50 yılı aşkın bir zaman içerisinde tüm dünyayı dolaşarak, Muyla ilgili pek çok belge elde etmiştir. Tibet'teki bir tapınağın başrahibi Rishi tarafından kendisine verilen bu tabletler, en önemli bilimsel kanıtlardır.

Tabletlerin Bulunuşu

Naga-Maya dili, Hindistan'daki arkaik Sanskritçe olarak bilinen en ilkel Hint dilinden daha eskidir. Churchward, Batı Tibet'teki bu tapınağın -baş rahip Naga-Maya dilini bilmektedir.- baş rahibinden bu ölü dili 2 yıllık bir çalışma sonunda öğrenir ve rahibin de yardımıyla bu tabletlerde yazılanları çözer. Burada yazılanlara göre; bu yazılar, 15.000 yıl önce yazılmış olup Hindistan'a Mu'nun bilim rahipleri dedikleri "Naakaller" tarafından getirilmiş tabletlerdir.

Rishi'nin Churchward'a, binlerce yıldır sır olarak saklanan tabletleri niçin gösterdiği bilinmiyor. Fakat, kendisi de bir inisiye olan Rishi'nin, başka kanallardan da olsa Ezoterik doktrini bünyesinde yaşatan bir diğer kardeşlik örgütüne üye olan Churchward'ı kendisine yakın bulduğu ve kimi sırların Batı dünyasına açıklanması zamanının geldiğine inandığı tahmin ediliyor.

Tabletlerin İçeriği

Naacaller'in sembolleri daha çok geometrik şekilleri kapsıyordu. Bu sembollerin Ezoterik anlamlarını, sadece inisiye edilmişler ve imparator Ra-Mu bilmekteydi. Naacal tabletleri, bu kıtanın uygarlığın beşiği olduğunu öne sürmektedir. Yaklaşık 70.000 yıllık bir uygarlık geçmişine sahip olan Mu; zaman içerisinde tüm dünyada birçok koloniler ve büyük imparatorluklar oluşturmuştur. Tibet tabletlerinde eksik kalan bilgilerini, Churchward, Amerikalı Jeolog William Niven'in, 1921-1923 yılları arasında Meksika'da yaptığı kazılarda bulduğu, 11.500-12.000 yıl önce yazıldıkları saptanan 2600 dolayında tablet ile tamamlamıştır.

Naacal tabletlerinden edindiği bilgilerle 5 kitap yazmıştır. 1930'lu yıllarda kaleme aldığı eserler ve yaptığı konferanslarla James Churcward, bilim dünyasında büyük yankılar uyandırmıştır. Naacal öğretisinde Güneş, doğrudan Tanrı değil, onun birliğinin ve tekliğinin kitleler tarafından daha iyi anlaşılması için seçilmiş olan bir semboldü. Sembollerin kullanılmasındaki bir diğer amaç da, belirli ifade tarzlarının kalıplaşmasını önlemek ve gelişmeler doğrultusunda sembollere yeni anlamlar yükleyerek, dinin bağnazlıktan ve doğmalardan kurtulmasını sağlamaktı. Fakat, uygarlık çöküp, ana kaynak yok olunca, zaman içinde bu sembollerin kendileri putlaştı ve çok ve çok tanrılı dinlerin doğmasına sebep oldu.

Semboller aracılığıyla tek Tanrı'ya tapınımı öğreten dinin büyük rahibi, dolayısıyla kutsal kardeşlik örgütünün de başı, Ra Mu'nun kendisiydi. Fakat imparatorun hiçbir Tanrısal kişiliği yoktu ve sadece konumu nedeniyle, sembolik olarak "Güneşin Oğlu" unvanını taşıyordu.

Naacal kardeşlerinin, öğretilerini yaydıkları ve yeni üyeleri inisiye ettikleri tapınaklar, kıtanın her yerine ve kolonilere dağılmış vaziyetteydi. Dev blok taşlardan yapılan bu tapınaklarin damları yoktu ve bunlara "şeffaf tapınaklar" deniliyordu. Güneş ışıklarının inisiyeler üzerine doğrudan ulaşması için tapınaklare dam yapılmıyordu. Bu da bir tür semboldü ve Ezoterik anlamı, Tanrı'yla insan arasında hiçbir engel olamayacağı şeklindeydi. Günümüz Masonluğunda da aynı sembol kullanılmakta ve Mason tapınaklarının tavanları, sanki üstü acıkmış gibi, gökyüzünü sembolize eder biçimde düzenlenmektedir.

Naacal Tabletleri'nden Kimi İfâdeler

'Yüce büyük Melik'inâ. Yüce Hükümdarın, Yüce Tanrı'nın karada gücü nedir? O Hükümdar, nebatatı (bitkileri) büyütür, gökyüzünün rengini değiştirir... Bizi genç bitkilere, taze sürgünlere, yeni filizlere karşı merhametli kılan, bize gökyüzünün çeşitli renklerini seçtiren, yükselen bulutları gösteren, parlak yıldızlarla beraber gelen nimetleri, hafif çiyi, serinletici yağmuru gönderen, Güneş'i; Ay'ın ışığını sevdiren büyük Melik'in, Yüce Hükümdar'ın, Yüce Tanrı'nın gücünü evren selâmlasın! O, yeryüzünde insan yaratmış, insanları çoğaltmış, emirlere emir dinleyecekler, emir dinleyeceklere emirler ihsan etmiştir. İnsanları yaratan, emirlere yetkiler sunan, ulusları itaatli kılan büyük Meliki, Yüce Hükümdarı, Yüce Tanrı'yı evren alkışlasın.... Büyük Melik'in, Yüce Hükümdarın, Yüce Tanrı'nın denizde gücü nedir? O Hükümdar, gümüş balıklarını, yılan balıklarını, maymun balıklarını, istakozları, derin sularda yüzen iri balıkları, denizdeki diğer çeşit balıkları ve diğer şeyleri denizle beraber yaratmıştır. Bu Yüce Yaratıcı'yı evren selâmlasın!... Bizi sineklerin, böceklerin, kurtların, diğer böceklerin zararlarına karşı dayandıran odur. Onu, herşeyin Yaratıcı'sını, evren sübhânekelerle yücelesin!'

NOT: Sübhaneke kelimesi, tablette "Sübhaneke" olarak geçmektedir.

'Mu kıtası sıcak, fakat pek bereketli ve verimli, ovalık bir memleketti. Her tarafı güzel çayırlar, otlaklar, düzlüklerde bitmiş zengin ormanlar süslüyordu. Akışları sakin, düzgün, geniş yataklı, trafiğe oldukça uygun ırmaklar kenarında kalabalık nüfuslu, büyük, zengin şehirler vardı. Dünya cenneti denmeye lâyık olan bu kıtada hiç yüksek dağ yoktu. Dağlar yalnız orada değil, dünyanın başka taraflarında da daha fazla yükselmemişti. Mu ve Mu'luların varlığı yeryüzünde büyük dağların oluşmasından önceki jeolojik zamana, 3. arz dönemine rastlıyordu. Mu ormanlarında ve sularında bu devrin hayvanları yaşıyordu. Mu insanları her çeşit hayvanı evcilleştirmenin yolunu biliyorlardı. Koca kıtayı pek düzgün yollarla kurşuni örümcek ağını örnek tutarak örmüşlerdi. Yollar nereden başlar, nerede biter, kestirilemez idi. O kadar mükemmel yapılmışlardı ki, kalıntıları karşısında günümüzün mühendisleri, kaldırım ustaları gözlerine inanamamaktadırlar. Main şeklindeki kaldırım taşları yan yana konuvermiş değil, birbirine kopmayacak şekilde eklenmiştir. Ne taraftan bakılsa kenarlar düzgün çizgi oluşturur.'

'Mu kıtası halkı, bir hükümetin yönetimi altında 10 kabileden oluşuyordu. Hükümet başkanına Mu'nun güneşi: tâcı, hükümdarı, yöneticisi, valisi anlamına Ra-Mu deniyordu. Ramu'lar halkı Tanrı'nın vahiy ettiği kutsal yazılar ahkâmına göre yönetiyorlardı. Liderler halka karşı görevini kavramış, merhametli, halk liderlere karşı samimi bir istekle saygılıydı. Emretsin, ya da emre uysun bütün Mu sakinleri tek Allah'a inanıyordu.'

Kaynaklar

[1] antrak.org.tr/gazete/081998/mutlu.htm, "Antrak" Maddesi.
[2] historicalsense.com/Archive/CG/CG_2.htm, "Ezoterik Tarih" Maddesi.
[3] irad.org/eu1.htm, "İrad" Maddesi.
[4] Kayıp Kıta Mu; James Churchward. (Rengin Ekiz, Ege Meta Yayınları)
[5] Batık Kıta Mu'nun Çocukları;James Churchward. (Ercan Arısoy, Ege Meta Yayınları)

facebookta paylaş

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda

Sayfa: [1]