Gizliilimler.Org

Gizli dünyaların kapısını aralamaya hazır mısın?

Bir Anı

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Haberler:

Sayfa: [1]
*GönderenKonu:

Bir Anı

(Okunma sayısı 245 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimdışı nev bahar
Süper Moderatör
Tam Üye
*

Kazandığı madalyalar:
*****
Ruh Hali: Melek-Gibi
Rep Puanı: 33
Üye No: 1484
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
İleti: 127
Bir yudumluk değil bir ömürlük sevdalara...

  • Profili Görüntüle

Bir Anı

« : Aralık 06, 2020, 12:27:44 ÖÖ »
Bir Anı



Okuyuculardan yakın takipçi olanların en çok sordukları soru "sizi şiir'e b'ulaştıran ne oldu" diye.

Henüz kimseye söylemediğim bu sırrımı, bir kişi dışında bilen yok aslında...

Kısaca anlatayım...

Çocukken ara sıra yazdığım olurdu,
Beşinci sınıfa gittiğim yıl yeni bir öğretmen gelmişti bize ve anneler günü için öğretmenimiz "herkes kendi duyguları ile bir şiir yazsın kopya yok" dedi.
Ve benim şiirim sınıfta birinci oldu.
Bu birincilik özgüven duygumu artırdı.
Çekingen, utangaç, aşırı duygusal, kendi halinde bir kızdım.
Herkes şaşırmıştı birinci oluşuma...

Sonra eski bir defter ayırdım kendime ve zaman zaman şiirler yazıyordum.
Kimse görmesin diye de kömürlükte saklıyordum.
Ablama okuttum birgün, "hadi ordan be, kimbilir hangi şarkı sözlerini yazdın buraya, sen ve şiir ha haay" diye alaylı bir kahkaha attı ve defterimi yere atıp gitti.
O gün bütün hevesim, arzum, şevkim uçup gitti...
Zaten içine kapanık bir çocuktum, hepten köreldim.
Ve bidaha şiir yazmadım.

İlkokul'dan mezun olduğumuz yıl mahallemize yeni bir aile taşındı.
Zengin ama öyle böyle değil bayağı zengin.
Kapının önünde iki araba, gece kondu mahallesinde üç katlı bahçeli bir apartman, yerel bir gazete matbaası...
Yani o yıllarda öyle bir mahalle için aşırı zenginler.
Evin ikinci oğlu ile arada bakşırıyoruz.
Ortaokula gidiyor benden bir yaş büyük...
Bizim kapının önünden geçiyor gözleri hep camlarda...
Beni görünce yol ortasında duruyor bahane ile başka şeylerle uğraşıp zaman kazanıyor falan.

Çocukluk işte güzel duygulardı o yıllarda.

Fazla detaya girip zamanınızı almayayım.
Bir yıl falan sonra biz kocaeli'ye taşınma kararı alıp göç ettik.
Ve bana bir mektup yazıp verdi, telefon yok adres yok nereye gidiyoruz, gittiğim yerden ona nasıl ulaşır haber alırım...
Bir sürü şey var aklımda ve üzüntü...

Mektubunda "seni çok seviyorum emine, seni hiç unutmayacağım ve gelip seni bulup seninle evlenicem" yazıyordu...
İnanırmısınız 13 yaşımdan 17 yaşıma kadar hep onun gelip beni bulacağını hayal ederek yaşadım.

Ama ne o geldi, nede ben ona ulaşabildim...
Evlendim yıllar geçti, çoluk çocuğa karıştım,
Sosyal medya evlerimize henüz girmişti ki, birgün büyük oğlum bana face açtı.
"Anne eski arkadaşlarını, memleketteki çocukluk ve okul arkadaşlarını bulabilirsin" dedi.

İlk aklıma gelen "o" oldu.
Geçen zamanı, tükenen ömrü, ayrı geçen yılları geri getirmek imkânsızdı biliyorum, ama merak ediyor insan, nasıl nerde, ne halde diye...

Sonra ismini yazdım arama motoruna, aman Allah'ım! onun adı çıktı ekranda, altında fotoğrafı.

Heyecanlandım tabi ki, ama az sonra heyecanın yerini şaşkınlık aldı.

Ben onun adını ararken bir şiir sitesinde şiirleri çıktı karşıma..!
Tek tek hepsini okudum, Yılmaz Odabaşı'nın şiirlerindeki duygu o keskin kalem var sanki o kadar muhteşem o kadar duygulu şiirler ki.
Günlerce girip o siteye aynı şiirleri defalarca okudum...

Fotoğraflarına baktım, facesini buldum, annesi, babası, kardeşlerinin fotoğrafları hepsine tek tek baktım.
O hiç değişmemiş, hatta yıllar ona karizma katmıştı...
Masmavi gözleri hala eskisi gibi bakıyordu.

Sonra alıştım hergün işlerimi bitirip, o siteye gidip, onun şiirlerini usanmadan bıkmadan okumaya devam ettim...
Sonra siteye üye oldum ve başladım şiir yazmaya.

(Ve biz çocukça birbirimizi severken, beklerken, özlerken ne o, nede ben şiir sevdiğimizi hiç dememiştik birbirimize, konusu bile geçmemişti...)

İşte yeniden, böyle başladı şiir'e olan aşkım, ve yıllardır sakladığım o sır ortaya çıktı sonunda .

O şairin ismini bilen yok, ve hep bende saklı kalacak :)



E.şfk

facebookta paylaş

Kayıtlı

Bir yudumluk değil bir ömürlük sevdalara...



Çevrimdışı nev bahar
Süper Moderatör
Tam Üye
*

Kazandığı madalyalar:
*****
Ruh Hali: Melek-Gibi
Rep Puanı: 33
Üye No: 1484
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
İleti: 127
Bir yudumluk değil bir ömürlük sevdalara...

  • Profili Görüntüle

Ynt: Bir Anı

« Yanıtla #1 : Aralık 20, 2020, 11:26:20 ÖS »
Bir Anı



İnsan sevilmek istediği gibi sever miş.

Yaş aldıkça, yaşlandıkça daha mı çok sevilmeye ihtiyaç duyuyor insan.
Zaman bize duygusal açlığı daha mı çok hissettiriyor...?

Ben yaşlanıyorum.
Ve yaşlanırken içime çekildiğimi farkediyorum.
Daha az konuşuyor, daha az gülüyorum.

S u s u y o r u m...

Çok özlüyorum.
Eskiden bu kadar özlemezdim, bu kadar susmaz, içime çekilmezdim...
Meselâ acıya dayanıklı olmadığımı gördüm.
Ağrıdan ve acıdan korkan biriyim artık...

Ölüm, gün be gün yaklaşırken ruhuma,
Yapmak istediğim bir çok şeyin eksikliğini daha fazla hisseder oldum.
Zayıf olduğum, direnmekten yorulduğum duygularım, daha çok acı verir oldu bana.
Direnemiyorum!

"Sen çok güçlü bir kadınsın" dediklerinde, "ben sizin sandığınız kadar güçlü değiliiim" diye haykırmak istiyorum artık...
"Görmüyor musunuz hergün tükeniyorum, biraz biraz yok oluyorum, ölüyorum ben artık, ölüyorum görün nolur" çığlık çığlığa bağırmak, haykırmak istiyorum...

Çok acı çekiyorum!
Korkuyorum,
Kendimden
Sevdiklerimden
Ölmekten...
Acı çekmekten...
Korkuyorum!

Herkese harcadığım ömrümü tüketiyorum.
Kendime ayıramadığım vakti geri alamıyorum...
Bir boşlukta gibiyim.
Bastığım, dokunduğum hiçbir yer bana ait değil...
Hiç bir yerden destek alamıyorum...
Bir boşluk...
Ne ile dolacağını bilmediğim bir boşluk içimde.
Nasıl dindireceğimi bilmediğim bir acı
Ve büyük bir korku...

Duyuyor musunuz?
C a n ı m a c ı y o r...c a n ı m a  c ı y o r... demek istiyorum...

Sarılmalar biriktiriyorum içimde.
Umutla yürümek istediğim yollar var.
Söylenmemiş sözlerin hasreti dolmuş gönlüme.
Hızla akıp giden zamana yetişemiyorum.
Yorgunum!

Yaş alıyorum
Sorguya çekiyorum kalbimi..
"Anlamını yitiren bir sevgiyi taşımaktan yorulmadın mı" diyorum.....
Gönlüm dağınık,
Toparlan...
Bu saatten sonra neyi nereye koyarsan koy eğreti duruyor işte.
Toparlan.....

Yamalı bir ömür benimki,
Kırk yama dediğimiz cinsten.
İnceldikçe yırtılan,
Yırtıldıkça dikiş tutmayan
Kırığım biraz
Kırgın...
Biraz da güçsüz...

İçimde telef edilmiş kalbim,
Yolu kesişmeyen kaderime dargın yaşıyor.

Güçsüzlüğüme ve çaresizliğime bir merhamet Rabbim...

Yaş alıyorum
Yaşlanıyorum.
Kendimle konuşuyorum en çok.
Kendime küsüyorum.
Kendimi kendim dinliyorum.
Sonra kendimle susuyorum...
"O kadar yaşadın da, mutluluğun yolu sana hiç mi düşmedi" diyorum...

Gizli bir ülke var kalbimde.
Beyaz bir duvak gibi
Henüz açılmamış, yüzü görülmemiş.
Kirden ve kötülüklerden korumaya çalıştığım bir ülke...

Ben ö l ü y o r u m...
Ve ben herşeye rağmen hâlâ mucizelere inanan bir kalbi taşıyorum...

İnsan sevilmek istediği gibi sever miş...

Ben; severken ölüyorum,
Ölürken seviyorum...

Toparlan kalbim
Gidiyorum...

(Şiir ve Hastahane odası)



E.şfk

Kayıtlı

Bir yudumluk değil bir ömürlük sevdalara...

Çevrimdışı nusya84
Yeni Üye
*

Rep Puanı: 0
Üye No: 3455
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
İleti: 2
  • Profili Görüntüle

Ynt: Bir Anı

« Yanıtla #2 : Ocak 08, 2021, 12:42:17 ÖÖ »
çok güzel

Kayıtlı
Sayfa: [1]