Gizliilimler.Org

Gizli dünyaların kapısını aralamaya hazır mısın?

28 Şubat Kronolojisi

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Haberler:

Sayfa: [1]
*GönderenKonu:

28 Şubat Kronolojisi

(Okunma sayısı 1749 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4306
  • Profili Görüntüle

28 Şubat Kronolojisi

« : Ocak 04, 2013, 05:26:26 ÖÖ »
28 Şubat Kronolojisi

1995

24 Aralık 1995: Milletvekili genel seçimi yapıldı. Refah Partisi, medyada uzun bir süre yayınlanan anketlerin aksine, %21 oy oranıyla 1. parti oldu.

25 Aralık 1995: Milliyet: “Refah Partisi, kıl payı birinci. Seçmenden sol destekli Anayol mesajı geldi.”

1996

13 Ocak 1996: Refah'sız bir koalisyon kurmak için çalışmalara başlandı. DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a bir seçim ittifakı oluşturarak yeniden sandığa gitmeyi önerdi.

23 Ocak 1996: Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz görüşmeleri çıkmaza girdi.“Anayol'un %1'lik şansı yok” diyen Mesut Yılmaz, Refah Partisi'ne yöneldi. Tansu Çiller: “Adalet ve İçişleri, Refah'a teslim edildi. Türkiye'nin geleceğine yazık.”

28 Ocak 1996: Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller, koalisyon görüşmelerine yeniden başladı. Anayol hükümeti için mutabakata varıldı ve dönüşümlü başbakanlık uygulamasına karar verildi.

15 Şubat 1996: Jandarma Genel Komutanlığı, “ibadet genelgesi” yayınlandı. Genelgeyle, mescitlere rütbeli personel ile sivil memur ve işçilerin girmesi, kışla mescitlerinde ve camilerde ezan okunması; rahle, tesbih, takke gibi Türk Silahlı Kuvvetleri Kıyafet Kararnamesi'ne uygun olmayan malzemelerin kullanılması yasaklandı.

3 Mart 1996: Necmettin Erbakan, Anayol hükümetini yok sayacaklarını belirterek, yeni hükümeti “fanus bebeği”ne benzetti. Erbakan, “Refah Partisi iktidarı ya şimdi ya yarın.” dedi.

6 Mart 1996: Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz başbakanlığındaki Anayol hükümetini onayladı.

10 Mart 1996: DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit: “Türkiye Refah Partisi'ne muhtaç olmasın diye hükümete destek verdik.”

23 Mart 1996: "İbadet genelgesi"ni eleştiren Refah partisi Genel Başkan Yardımcısı Oğuzhan Asiltürk: “Bu, laiklik değil din düşmanlığıdır. Böyle din ve vicdan özgürlüğü olmaz. İbadet etmek bir ihtiyaçtır. Böyle baskı, eski Sovyetler Birliği'nde bile görülmemiştir.”

26 Mart 1996: Genelge eleştirilerine karşı kimi üst düzey komutanlar:“Şeriat özlemcileri ve gerici takımı, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratmaya çalışıyor. Sadece medya için secdeye kapanan sahte dindarların Türk Silahlı Kuvvetleri'ne iğrenç dillerini uzatmaları doğaldır.”

3 Nisan 1996: Erbakan'a tepki gösteren Çiller, “Bizi Yüce Divan'a yollayacaklarmış. Alnımız açık, başımız dik. Biz her ortamda hesap veririz. DYP-ANAP'ı din düşmanı ilan ettiler. Şehit veren orduya dil uzattılar. Çamur ve iftira saçıyorlar.” dedi.

10 Nisan 1996: Necmettin Erbakan: “Kadayıfın altı nihayet kızardı. Koalisyon bayrama çıkmaz.”

11 Nisan 1996: Milliyet: “Erbakan Anayol'u Sallıyor”.

24 Nisan 1996: Refah Partisi ve DSP'nin yolsuzluk önergesine, ANAP'lı milletvekilleri de destek verdi. Çiller hakkında soruşturma komisyonu kurulması kararı verildi. Çiller: “Biz Mesut Bey'i lider biliyorduk ama değilmiş. Sırtımızdan hançerlendik.”

25 Nisan 1996: Bakanlar Kurulu toplantısı iptal edildi. Tansu Çiller, mecliste alınan kararı “siyâsî terör” olarak nitelendirdi.

15 Mayıs 1996: Anayasa Mahkemesi, Refah Partisi'nin, TBMM'de yapılan hükümetin güven oylamasına ilişkin oylamaların, iç tüzüğe aykırı olduğu yolundaki başvurusunu kabul etti. Necmettin Erbakan: “Anayol resmen bitti. Mesut Yılmaz, görevi iade etmeli.”

18 Mayıs 1996: Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e, İzmir'deki bir alışveriş merkezinin açılış töreninde, silahlı saldırı girişiminde bulunuldu. Olayın yakınında bulunan CHP Milletvekili Mehmet Sevigen, saldırganın “Allah!” diye bağırarak öne fırladığını iddia etti.

19 Mayıs 1996: Süleyman Demirel: “Türkiye bu saldırıyı önemsemiştir. Herkesi büyük Atatürk'e saygı görevine çağırıyorum.”

24 Mayıs 1996: Anayasa Mahkemesi'nin kararını anımsatan Tansu Çiller:“Hükümet, hukuken de fiilen de bitmiştir.”

4 Haziran 1996: TÜSİAD toplantısında konuşan Sakıp Sabancı, “Eğer demokrasiye inanıyorsak sandıktan 1. parti olarak çıkan Refah Partisi'ni iktidarda denemeliyiz.” dedi.

6 Haziran 1996: 3 aylık Anayol hükümeti, istifa etti. Mesut Yılmaz'ın istifasına sevinen Tansu Çiller, “Ya gidecek ya gidecek demiştim. İşte gitti. Allah 3 aydan fazlasını nasip etmedi. Allah'ın bir bildiği var.” dedi.

7 Haziran 1996: Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini Necmettin Erbakan'a verdi. Koalisyon çalışmaları başladı.

10 Haziran 1996: Süleyman Demirel: “Cami, okul ve kışlaya siyaset girmemeli. Siyaseti camiye sokarsanız ülkeyi, Müslümanları bölersiniz. Aynı safa durmuş insanları parçalarsınız. Laiklik herkesin yararınadır.”

28 Haziran 1996: Refah Partisi ve DYP ortaklığında Refah-Yol hükümeti kuruldu. Necmettin Erbakan Başbakanlık koltuğuna oturdu. Necmettin Erbakan: “Milletime müjdeler olsun.” Reuters: “Erbakan, NATO'ya bağlı modern Türkiye'nin tarihindeki ilk İslâmcı Başbakan.”

29 Haziran 1996: Tansu Çiller'in, hükümet protokolünün okunması ve Anıtkabir'deki tören sırasında Necmettin Erbakan'ın gölgesinde kaldığını savunan DYP'nin önde gelen kurmayları, isyan bayrağı açtı. Atatürkçü kadın dernekleri, yeni hükümetten endişeli olduklarını açıkladı. Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı: “Refah Partisi'nin iktidara gelmesi, üstelik Adalet Bakanlığı'nın onlara verilmiş olması, velayet ve boşanma davalarında kadınların aleyhine kararları daha da artıracaktır. Kadınlar için zor günler başlıyor.”

30 Haziran 1996: Milliyet: “Ata'ya laiklik sözü yok. Başbakan ve bakanlar, dün sabah Anıtkabir'i ziyaret etti. Necmettin Erbakan'ın şeref defterine yazdığı mesajında ‘laiklik' kelimesinin yer almaması dikkat çekti.” DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, güven oylaması öncesinde DYP milletvekillerine ‘tarihi sorumluluk' çağrısı yaptı. Bülent Ecevit: “Laik demokratik cumhuriyet açısından Refah Partili hükümetin oluşturduğu tehlikeyi ortadan kaldırmak DYP'lilerin vereceği karara bağlı.”

2 Ağustos 1996: Necmettin Erbakan başbakanlığında ilk askerî şûrâ toplandı ve bu şurada 13 subay, irtica gerekçesiyle ordudan ihraç edildi.

5 Ağustos 1996: Necmettin Erbakan, YAŞ üyelerine yemek verdi.

14 Ağustos 1996: Başbakanın ilk yurtdışı gezisi İran olduğundan, bu gezi çok eleştirildi. Gazeteler, bu olayı "70 yıllık Batılı imajımız yok ediliyor." şeklinde manşetlere taşıdı.

5 Temmuz 1996: Atatürkçü dernekler ve vakıflar, kimi üniversite mensupları ve sendikalar İstanbul Ankara ve İzmir'de Refah-Yol hükümetini protesto etti. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu öncülüğündeki grup, Anıtkabir'de “Ata'ya saygı” ziyaretinde bulundu. İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu üyeleri ve 16 fakülte dekanı, üniversite bahçesindeki Atatürk anıtı önünde toplandı. Rektör Bülent Berkarda açıklamasında, “Türkiye'de cumhuriyetin temel ilkelerini ve demokratikleşme hedefini benimsemiş hükümetlere ihtiyaç vardır.” ifadesini kullandı.

7 Temmuz 1996: Kızının ODTÜ'deki diploma törenine katılan Başbakan Necmettin Erbakan, alkışlı protestoyla karşılaştı. Rektör Canan Özgen'in, mezun olan öğrencilere “Atatürk ilkelerine bağlı laik mühendisler.” olmalarını tavsiye etmesi, salondakiler tarafından uzun süre alkışlandı.

8 Temmuz 1996: Refah-Yol hükümeti, meclisten güvenoyu aldı.

16 Temmuz 1996: Refah-Yol'a güvenoyu vermeyen 8 muhalif DYP'li, partilerinden istifa etti.

17 Temmuz 1996: Adalet Bakanlığı atama kararnamesiyle 1600 hâkim ve savcının farklı yerlere atanması tepkilere neden oldu. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal: “Türk yargısı ağır tahribat altındadır. Refah partisi, devleti işgal ediyor.”

4 Ağustos 1996: Erbakan'ın başkanlığındaki ilk Yüksek Askerî Şura'da 13 subay ve astsubay, irticai eylemler nedeniyle ordudan ihraç edildi.

5 Ağustos 1996: Erbakan'ın ilk yurtdışı gezilerinin İran, Pakistan ve Malezya'ya yapılacağının açıklanması tepkilere neden oldu. Milliyet: “Saltanat Gezisi”

30 Ağustos 1996: Başbakan Necmettin Erbakan'ın eşi Nermin Erbakan, Genelkurmay Başkanı Karadayı'nın verdiği 30 Ağustos resepsiyonuna katılmadı. Başbakanın sakallı korumalarıysa Genelkurmay'a alınmadı. Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, gazetecilere bir anısını anlattı: “Humeynî'den kaçan İranlı bir komutanla sohbet ediyordum. Ona ‘irticai gelişmeyi nasıl fark edemediniz' diye sordum. Şu cevabı verdi: ‘Devamlı bir çiçeğe bakarsanız büyüdüğünü göremezsiniz. Örneğin bir gülün nasıl açtığını fark edemezsiniz. Santim santim ortaya koydukları şeyleri halkımızın temiz duyguları sandık. Fark ettiğimizde iş işten geçmişti.'"

7 Eylül 1996: Barolar Birliği başkanı Eralp Özgen ve Yargıtay başkanı Müfit Utku, adlî yargı açılışında "lâiklik" vurgusu yaptılar.

21 Eylül 1996: TÜSİAD (Rahmi Koç ve Sakıp Sabancı), erken seçim talebinde bulundu.

23 Eylül 1996: Mesut Yılmaz, hükümeti devireceklerini ima etti; İsmet Sezgin ve Mehmet Ali Yılmaz, yeni parti kurmak için harekete geçti. Refah-Yol'u sarsmaya çalışan ANAP lideri Mesut Yılmaz, Fethullah Gülen'le bir görüşme yaptı. Refah-Yol'un Türkiye'yi tıkadığını savunan Yılmaz, Erbakan ve Çiller'e destek verilmemesini istedi.

28 Eylül 1996: Afganistan'daki Taliban meseleleri manşetlere taşındı.

30 Eylül 1996: Süleyman Demirel, Taliban'a atfen “lâikliğin kıymetini bilin!” ifadesini kullandı.

2 Ekim 1996: Milliyet: “Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları meclisin açılışını Refah sıralarının üstündeki locadan izledi. Demirel konuşurken dikkat kesilen komutanlar zaman zaman aşağı eğilip kimin alkışlayıp kimin alkışlamadığını görmeye çalıştılar.” Başbakan Necmettin Erbakan Mısır, Libya ve Nijerya'yı kapsayan Afrika gezisine çıktı. İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, Erbakan'a Türkiye adına görüşme yapma yetkisi veren ve geziyi resmî hale getiren kararnameyi imzalamadı.

3 Ekim 1996: Necmettin Erbakan; Mısır, Libya ve Nijerya gezisine çıktı. Kaddafi'nin Kürt meselesini eleştirmesi üzerine Libya krizi yaşandı. Deniz Baykal, 1989'da Refah Partisi'nin Libya'dan para aldığını ileri sürdü.

23 Ekim 1996: Aczimendîler ortaya çıktı. 113 kişi tutuklandı ve bu konu 1.sayfaya taşındı.

3 Kasım 1996: Susurluk kazası yaşandı. Hüseyin Kocadağ, Abdullah Çatlı ve Gonca Us bu kazada hayatlarını kaybettiler. Sedat Bucak ağır yaralandı. Devlet-medya ve polis üçgeni gündeme geldi. Hükümet, bu olay değerlendirirken “fasa fiso” ifadesini kullandı.

4 Ekim 1996: Refah Partisi Ankara İl Teşkilatı'nın çağrısıyla, İsrail'in Filistin'de gerçekleştirdiği katliamlar, Ankara Kocatepe Camii'nde protesto edildi. Gösteri, medya tarafından “şeriat gösterisi” olarak duyuruldu. Adalet Bakanı Şevket Kazan'sa, avukatlara başörtüyü yasaklayan genelgenin kalkacağını ya da değişeceğini söyledi.

5 Ekim 1996: Milliyet gazetesi, Aczimendî tarikatıyla ilgili hazırladığı yazı dizisini yayımlamaya başladı. Tarikat lideri Müslüm Gündüz ile yapılan röportajda, Aczimendilerin “Afganistan'da devrik lider Necibullah'ı direğe asan şeriat düzenini” Türkiye'de kurmak istedikleri belirtildi. Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı'nın, Atatürk'ün ölüm yıldönümü olan 10 Kasım'da yapılacak olması, tepkiyle karşılandı.

6 Ekim 1996: Erbakan'ın Libya ziyareti geniş yankı buldu. Sirte'deki çadırında Erbakan'ı kabul eden Libya lideri Muammer Kaddafi, Türkiye'nin İsrail'le ilişkilerinden Kürt sorununa kadar birçok konuda sert eleştirilerde bulundu. Türk medyası yıldırım baskıyla olayı duyurdu. Kaddafi'nin sözlerini “deli saçması” olarak nitelendiren Devlet Bakanı Abdullah Gül: “Onun terbiyesizliğine, aynı terbiyesizlikle mi cevap vermek lazım?” dedi.

7 Ekim 1996: Milliyet: “Libya Faciası. Kaddafi'nin Türkiye düşmanı sözlerine Erbakan tepkisiz kaldı.” Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in devreye girmesiyle, Türkiye'nin Trablus Büyükelçisi'nin geri çağırılması kararlaştırıldı.

8 Ekim 1996: Genelkurmay Başkanı, Tansu Çillerle 3.5 saatlik bir görüşme gerçekleştirdi. Toplantıya Genelkurmay 2. Başkanı Org. Çevik Bir de katıldı.

13 Ekim 1996: İBB Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Refah Partisi'nde konuştu: “Bizi karanlık gösteren karanlık güçlere sesleniyorum. Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın. Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın.”

16 Ekim 1996: Başkent Üniversitesi'nin öğretim yılı açılış töreni laiklik gösterisine dönüştü. Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, Başkent Üniversitesi Rektörü Mehmet Haberal ve YÖK Başkanı Kemal Gürüz, laiklik mesajları verdi. Özden: “Atatürkçülük yürek işidir, sözde olmaz. Şeriatçıdan laik olmaz.”

19 Ekim 1996: İstanbul Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Hemşirelik bölümünde okuyan 30 başörtülü öğrenci, başını açmadığı için topluca sınıfta bırakıldı. Okul müdürü Demir Tiryaki, bıyıklı olan birinin tıraş olup başörtüsü takabileceğini, tesettürlü öğrencinin erkek mi, yoksa kadın mı olduğunun anlaşılmasının güç olacağını söyledi.

21 Ekim 1996: 8 Müslüman ülke tarafından oluşturulan D-8 örgütü, İstanbul'da “İslâm Şurası” çerçevesinde toplandı. Said Nursi için Kocatepe Camii'nde okutulan mevlitte gözaltına alınan Aczimendî tarikatı üyesi 113 kişiye, DGM savcısı Nuh Mete Yüksel'in talimatıyla 12 günlük gözaltı süresi verildi.

3 Kasım 1996: Balıkesir'in Susurluk ilçesi yakınlarında gerçekleşen trafik kazası, büyük bir skandalı ortaya çıkardı. DYP milletvekili Sedat Bucak, Polis Okulu Müdürü Hüseyin Kocadağ ve İnterpol tarafından aranan Abdullah Çatlı, aynı otomobilde bulundu.

8 Kasım 1996: Susurluk skandalı, İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ın istifasına neden oldu. İçişleri bakanlığına Meral Akşener geldi.

9 Kasım 1996: İstanbul Sultanbeyli'de tören alanı ve Atatürk anıtı olmadığını gören subaylar, ilçenin en işlek caddesi olan Fatih Caddesi'ne Atatürk heykeli dikti. Askerler, anıt çevresinde gece gündüz nöbet tutmaya başladı.

10 Kasım 1996: RP'li Kayseri Belediye Başkanı Şükrü Karatepe'nin, Atatürk'ü anma törenleriyle ilgili sarf ettiği sözler üzerine, İçişleri Bakanlığı inceleme, Kayseri DGM ve Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma açtı.

17 Kasım 1996: Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya: “Türkiye'yi kendi çıkarlarına uygun yola sokmak isteyenler orduyu hedef alıyor. Eğer birileri size laik devlet anlayışı dışında yaklaşırsa dikkatli olun.”

24 Kasım 1996: Mesut Yılmaz, Macaristan'da saldırıya uğradı. Gerekçe olarak Abdullah Çatlıyla ilgili açıklamalar gösterildi.

26 Kasım 1996: Tansu Çiller, Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı'yı kastederek, “Devlet uğruna kurşun atan da kurşun yiyen de bizim için saygıyla anılır. Onlar bizim için şereflidir” dedi.

30 Kasım 1996: İstanbul, İzmir, Adana, Antalya, Bursa ve Kayseri'de, devlet-mafya ilişkileri çeşitli gösterilerle protesto edildi. Üniversitede uzmanlık sınavını kazanan Dr. Şükran Erdem'in, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde ana bilim dalı başkanı Kemal Alemdaroğlu tarafından, başörtülü olduğu gerekçesiyle mesai saatleri içinde, görev alanı dışındaki müzede tecrit edildiği ortaya çıktı.

2 Aralık 1996: Kocatepe Camii'ndeki olaylarda gözaltına alınan Aczimendîler için toplam 1210 yıl hapis cezası istendi.

6 Aralık 1996: Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı, Refah Partisi'nin Siyasi Partiler Yasası'na aykırı faaliyetleri olduğu iddiasıyla hazırladığı fezlekeyle, Yargıtay Başsavcılığı'na başvurdu.

7 Aralık 1996: Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısı Nuh Mete Yüksel; Necmettin Erbakan, çalışma bakanı Necati Çelik ve milletvekilleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

10 Aralık 1996: Üniversiteler, sürece dahil olmaya başladı. Rektörler komitesi deklarasyonuyla uyarıda bulunuldu; okuyan Kemal Gürüz'dü. Başbakan Erbakan'ın başkanlığında toplanan Yüksek Askerî Şura'da, irticai eylemleri nedeniyle 58 subay ordudan ihraç edildi.

13 Aralık 1996: Kumarhaneciler kralı Ömer Lütfi Topal'ı öldüren silahta, Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı'nın parmak izi bulundu.

14 Aralık 1996: Cumhurbaşkanı Demirel, Türkiye'yi sarsan devlet-mafya ilişkilerini görüşmek için siyâsî parti liderlerini toplantıya çağırdı.

20 Aralık 1996: Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, Türkiye'ye resmi ziyarette bulunan İran Cumhurbaşkanı Rafsancani'nin Anıtkabir'i ziyaret etmemesi nedeniyle, Çankaya'da onuruna verilen yemeye katılmadı. Ankara'da toplanan 61 üniversite rektörü, YÖK yasa teklifi hakkında bildiri yayımladı: “Bağımsız yargı, çağdaş ve hür üniversiteyle özgür basın demokratik toplumun vazgeçilmez unsurlarıdır. Yargı ve basından sonra, üniversitelerimiz üstünde yoğunlaşan kimi girişimlerden ciddi şekilde endişe etmekteyiz.”

24 Aralık 1996: Mesut Yılmaz, Meclis Susurluk Komisyonu'na açıklama yaptı: “Elimdeki bilgi ve ifadeler, Özer Çiller'e uzanıyor.”

25 Aralık 1996: Genelkurmay Başkanı Org. İsmail Hakkı Karadayı: “Laiklik üstünde kavram kargaşası yaratılmak isteniyor. Amaç laik demokratik düzeni değiştirerek ülkeyi ortaçağ karanlığına sürüklemek. Bu kabul edilemez.”

28 Aralık 1996: Fadime Şahin olayı gündeme geldi. Aczimendi lideri Müslüm Gündüz'ün İstanbul'da bulunduğu eve polis operasyonu yapıldı. Müslüm Gündüz, Fadime Şahin ile Hüseyin Üzmez'in evinde basıldı. Polisin beraberinde getirdiği basın mensupları, evin her köşesini ve evde bulunan Fadime Şahin'i tüm Türkiye'ye afişe etti. Aynı zamanda Ali Kalkancı televizyonlarda gösterilmeye başlandı ve buna daha sonra eşi Emire Kalkancı da katıldı.

1997

3 Ocak 1997: Susurluk Komisyonu'na ifade veren Kenan Evren, “Bu tür işler, Cumhurbaşkanı düzeyinde konu olmaz. Gizli servisler istihbarat alabilmek için her türlü olanağı kullanırlar. İti uğursuzu da kullanırlar.” dedi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Özden: “Kimsenin inanç sorunu olmayan ülkemizde en büyük tehlike din kalkışmalarıdır. Fakat hiçbir güç Türkiye'nin yönünü ve yolunu değiştiremez.” dedi. Aczimendi lideri Müslüm Gündüz'le aynı evde bulunan Fadime Şahin, televizyon kanallarında başından geçenleri ve tarikatları anlatmaya başladı.

5 Ocak 1997: Türk-İş'in organize ettiği “Türkiye'ye Sahip Çık” mitingi Ankara'da yapıldı.

6 Ocak 1997: Fadime Şahin'in suçladığı ve her yerde arandığı iddia edilen “sahte şeyh” Ali Kalkancı, bir televizyon kanalına çıkarıldı. Kalkancı, program çıkışı gözaltına alındı.

7 Ocak 1997: DYP'ye tepki duyan partililer, istifa edip Hüsamettin Cindoruk'la DTP'yi (Demokrat Türkiye Partisi) kurdular. Milliyet Gazetesi, tarikatlarla ilgili bir yazı dizisi yayımlamaya başladı. Kimi kadınlarla yapılan röportajlarda, tarikatların “ne kadar kötü yerler olduğu” vurgulanmaya çalışıldı.

9 Ocak 1997: Başbakanlık Kriz Yönetimi Merkez Yönetmeliği, yürürlüğe girdi. Buna göre başbakanlık asker denetimine bırakıldı.

11 Ocak 1997: Necmettin Erbakan, cemaat liderlerine iftar yemeği verdi. Fethullah Gülen, yemeye katılmadı. Genelkurmay, 10 Kasım'da Sultanbeyli'ne belediye başkanına rağmen diktirdiği Atatürk heykeline tepki gösteren Necati Çelik hakkında suç duyurusunda bulundu.

12 Ocak 1997: Başbakanlığın talimatıyla, izin almaksızın kamu, özel ve askeri her türlü yapıyı denetleyebilecek ve soruşturma açabilecek bir müsteşarlık oluşturmak için yasa tasarısı hazırlandı.

13 Ocak 1997: Necmettin Erbakan, izin almaksızın kamu, özel ve askeri yapıyı denetleyebilecek yetkili İnsan Hakları Müsteşarlığı yasa tasarısını hazırladı.

22 Ocak 1997: Yüksek rütbeli subaylar, Gölcük'te irtica toplantısı gerçekleştirdiler. 9 komutan, 72 saat süren bir toplantı yaptı. Yapılan görüşmede şu sonuçlar çıktı: 1. Org. Koman'ın sürekli Susurluk Komisyonu'na çağrılması şova yöneliktir. 2. Bir generalin, bir semte Atatürk heykeli dikilmesindeki tutumu için söylenenler üzüntü vericidir. 3. Türk Silahlı Kuvvetleri iç ve dış tehdide karşı ülkeyi korumakla görevlidir.

26 Ocak 1997: Taksim'de kurulan Ramazan çadırını ziyaret eden Başbakan Erbakan, Taksim Camii'nin temelinin 27 Mart'ta atılacağını açıkladı.

27 Ocak 1997: Milli Güvenlik Kurulu, yıkıcı ve bölücü yayın yapan kuruluşların kapatılmasını tavsiye etti.

28 Ocak 1997: Medyada irtica haberleri artmaya başladı. Taksim'e cami, Ayasofya meselesi, 500 tarikat, 5000 şeyh, defilenin yasaklanması gibi haberler gündeme taşındı. Ayrıca Milli Güvenlik Kurulu'ndan uyarı geldi. Buna göre bölücü ve yıkıcı yayınlar önlenmeliydi. Danıştay, memurların mesai saatlerinin Ramazan ayına göre düzenlemesini öngören Bakanlar Kurulu kararının yürütmesini durdurdu.

29 Ocak 1997: Ramazan mesaisi uygulaması, Danıştay tarafından durduruldu.

30 Ocak 1997: Sincan'da Kudüs gecesi yapıldı. Gecede İran büyükelçisi konuktu. Sergilenen "cihat" oyunu, ülkenin bir numaralı gündemi haline geldi.

31 Ocak 1997: Yargıtay başsavcılığı, "siyasî partiler yasası"na aykırı davrandığı gerekçesiyle Refah Partisini uyardı. Partili gençlerin "özel üniformalar" giydiğini öne sürdü. Aynı zamanda Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Org. İlhan Kılıç, MİT müsteşarı Sönmez Köksal, Genelkurmay Başkanı İbrahim Hakkı Karadayı, Süleyman Demirel'i ziyaret ettiler ve Taksim'e cami, türban, ramazan mesaisi, kurban derileri ve karadan hac gibi konularda görüşlerini aktardılar. Başbakan Necmettin Erbakan, gizli bir emirle Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri'ne 1 yıllığına başbakanlık yetkilerini devretti.

1 Şubat 1997: Bayram Meral (Türk-İş), Mustafa Özbak (Türk Metal), Atatürkçü Düşünce Derneği, İÜ ve HÜ yetkilileri; 3 general ile görüştü.

2 Şubat 1997: Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, Ankara Sincan'da gerçekleştirilen Kudüs Gecesi hakkında inceleme başlattı. Necmettin Erbakan, “Ordu ve Demirel, bizden çok memnun.” dedi. Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna:“Türban ile Taksim ve Çankaya'ya cami, laik düzeni zedelemeye yönelik girişimlerdir. Atatürk ilkelerinden asla taviz vermeyiz. Gerekirse koalisyonu gözden geçiririz.” Sabah: “Bu Ne Rezalet! İran'ın Ankara Büyükelçisi Sincan Belediyesi'nin düzenlediği Kudüs Gecesi'nde şeriat çağrısı yaptı”

3 Şubat 1997: Devlet Güvenlik Mahkemesi Kudüs gecesine soruşturma başlattı. İbrahim Hakkı Karadayı, komutanlarla toplandı ve İçişleri bakanının görevini yerine getirmesi ve gerekli işlemleri yapması gerektiğini açıkladı. Sincan'da çadırın sökülmesini izleyen Star TV muhabiri Işın Gürel'e saldırıldı. Bu konu, günlerce tartışıldı. Olay, laikliğe saldırı olarak lanse edildi. İran'ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Rıza Bagheri, Kudüs Gecesi'nde yaptığı konuşma nedeniyle Dışişleri Bakanlığı'na çağırılarak protesto edildi. Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları gelişmeler üzerine toplantı yaptı. Üst düzey bir komutan Sincan olayını değerlendirdi: "Kamuoyunun rahat nefes alabilmesi için İçişleri Bakanı görevini yerine getirmeli ve gerekli işlemleri yapmalıdır."

4 Şubat 1997: Milliyet: “Tehlikeli Gidiş”. Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız, İçişleri Bakanı Meral Akşener tarafından görevinden alındı. Sincan'da tanklar yürütüldü. Ordu, Anadolu Ajansı ve birçok başka medya kuruluşunu haberdar etmişti. Jandarma Genel Kom. Org. Teoman Koman ertesi gün yapacağı açıklamasında “Sincan'da olsaydım kendimi tutamazdım.” dedi. Ordunun gösterisinin ardından Çiller, Cumhurbaşkanı Demirel'le bir buçuk saatlik bir görüşme yaptı. Erbakan: “Cumhuriyet Bayramı'nda da 240 tank geçiyor. Ne olmuş yani?” dedi.

5 Şubat 1997: Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan'ı uyardı. Oramiral Güven Erkaya, irticanın PKK'dan daha tehlikeli olduğunu ileri sürdü.

6 Şubat 1997: Sincan belediye başkanı Bekir Yıldız, gözaltına alındı. Ecevit'e göre karşı karşıya gelinen durum bir askeri darbe değil bir Refah partisi darbesiydi. Amerika dışişleri bakanlığı sözcüsü, sivil hükümeti önemsediklerini belirtip endişe duymadıklarını belirtti. İstanbul'daki kimi rektör ve öğretim üyeleri, iktidarın üniversitelerden elini çekmesi ve laik rejimin korunmasını istedi. İstanbul Üniversitesi Rektörü Bülent Berkarda, “Türkiye hızla tarikatlar ve şeyhler ülkesi olmaya doğru itilmektedir.” dedi.

7 Şubat 1997: İstanbul'daki öğretim üyeleri, Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak isteyenlerle mücadele edeceklerini söylediler. Doğu Perinçek, “Cumhuriyet Devrimi
Kanunları uygulansın!”
kampanyasını başlattı.

8 Şubat 1997: Mesut Yılmaz, Refah Partisi'nin silahlandığını ileri sürdü. Bunun üzerine pompalı silah satışları arttığına dair haberleri yapıldı ve olay, Milli Güvenlik Kurulu'na taşındı. Cumhurbaşkanı Demirel: “Partiler karşısındaki tarafsız konumum yanlış anlaşılmasın. Ben laik cumhuriyetten tarafım. İslâm'da zorlama yok. Dini siyâsallaştırmaya çalışanlar hem günah hem suç işliyor.”

9 Şubat 1997: Süleyman Demirel, bayram mesajında dinî siyâsallaştırmaya çalışanların suç ve günah işlediklerini vurguladı.

10 Şubat 1997: Erbakan, Susurluk kazası sonrası ortaya çıkan mafya-siyaset-polis ilişkilerini protesto etmek için başlatılan ‘Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık' eylemini eleştirdi: “Ne kadar çocukça bir şey. Hasetten çatlarsan, elektriği kapıyı sökersin.”

11 Şubat 1997: Muhsin Yazıcıoğlu: “Sincan'dan tank geçiren ordu mensupları hakkında soruşturma açılmalı. Millete namlusunu çeviren tankları asla selamlamayız.”MİT müsteşarı Sönmez Köksal, merkezi istihbaratın güçlendirilmesi talebinde bulundu.

12 Şubat 1997: Amerika Dışişleri Bakanı Madeleine Albright: “Türkiye'nin laik bir ülke olması bizim için çok önemli. Bu konuyu Başbakan Erbakan'a da ilettik.”

13 Şubat 1997: Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız ve 9 kişi, Ankara DGM tarafından tutuklandı.

14 Şubat 1997: Sincan davasında Devlet Güvenlik Mahkemesi, Bekir Yıldız dışında 10 kişinin daha tutuklanması kararını verdi.

15 Şubat 1997: Süleyman Demirel, Türkiye'nin İran ve Cezayir olmadığını belirttikten sonra şeriat isteyenlerin Atatürk cumhuriyetine karşı çıktığını ifade etti. Ankara'da "Şeriata Karşı Kadın Yürüyüşü" yapıldı. Yürüyüşe katılanlar "şeriata hayır" ve "kara çarşafa hayır" sloganları attı.

16 Şubat 1997: Milliyet: “Çağdaş Kadının Şeriata İsyanı”. Bülent Ecevit: “Artık Refah partisi iflas etti. Bu hükümetin yıkılması gerekiyor. Türkiye adım adım bir rejim bunalımına gidiyor.”

17 Şubat 1997: Demirel: “Ne Cezayir, ne de İran olan Türkiye'de şeriat istenemez. Şeriat isteyen, Atatürk cumhuriyetinin koyduğu hukuk sistemine ve hukuk devletine karşı çıkıyor demektir.”

19 Şubat 1997: İstanbul Barosu'na bağlı avukatlar, mevcut adalet sisteminin tarafsızlığını yitirip tıkandığı gerekçesiyle, Tünel'den Taksim Meydanı'na kadar cübbeleriyle yürüdü.

20 Şubat 1997: Tansu Çiller, mal varlığı konusunda Yüce Divan'a gitmekten kurtuldu.

21 Şubat 1997: Kudüs gecesi nedeniyle Türkiye ve İran, büyükelçilerini çekti. Org. Çevik Bir, İran'ın terörist devlet muamelesi görmesi gerektiğini belirtti ve
Sincan olayı için “Demokrasiye balans ayarı yaptık.” ifadesini kullandı. Refah Partili Salih Kapusuz, Çevik Bir'in bu “balans ayarı” ifadelerini eleştirdi: “Kimse ateşle oynamasın.”

22 Şubat 1997: Refah Partisi Başkanlık Divanı'nda ordu-hükümet ilişkileri değerlendirildi. Erbakan: “Şeriat din demek. Kamuoyu da bunu böyle anlıyor. ANAP ve DSP liderleriyle şeriat konusunda aynı noktadayız. CHP'yi önemsemeye gerek yok.”

23 Şubat 1997: Medya manipülasyon malzemesi seçkisi çok genişti. Bu sefer de Beşiktaş'ın ünlü futbolcusu Amokachi'nin açıklamalarına yer verildi: "İslam, güzel din; fakat çok istismar ediliyor." Açıklamanın yanına Necmettin Erbakan'ın fotoğrafı da kondu.

24 Şubat 1997: Süleyman Demirel, dinî siyaset malzemesi yapanların, rejimi bozmaya çalışanların cumhuriyet savcısıyla yüzleşeceğini ve de savcılar ve hakimlerin görevlerini yerine getireceklerini açıkladı. Mesut Yılmaz: “Hükümet Cumhurbaşkanı'nın çarşaf çarşaf uyarılarını anlamayacak kadar gaflet içinde. Koskoca tank ları göremeyecek kadar kör. TSK, Sincan benzeri bir uyarıyı 28 Şubat'taki MGK'da yapacak.”

25 Şubat 1997: Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya, yıllarca devletin geleceği için PKK'nın bir tehdit oluşturduğunu ancak PKK kontrol altına alındığından dinci akımların daha büyük bir tehlike arz ettiğini söyledi. Ona göre 3 boyutlu bir tehdit söz konusuydu: laik cumhuriyete, çoğulcu demokrasiye ve sosyal hukuk düzenine. Mesut Yılmaz, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Sincan benzeri bir uyarıyı 28 Şubat'ta yapacağını ve hükümetin bunu anlayamayacak kadar kör olduğunu ifade etti. Türk-İş, DİSK ve TESK rejime yönelik tehditlere karşı güç birliği kararı aldı.

26 Şubat 1997: Türk-İş, DİSK ve TESK, güç birliği kararı aldı. Gerekçesi, rejime karşı tehditlere karşı durmaktı. Türk-İş, DİSK ve TESK'in oluşturduğu ‘Sivil Dayanışma' Cumhurbaşkanı Demirel'le görüşmek için köşke çıktı. İstanbul kadın kuruluşları birliğiyse lâiklik için eylem başlattı. Necmettin Erbakan Taksim'e cami yapılmasını eleştirenlere cevaben %3'ü teşkil eden bu kesimin konuşamayacağını söyledi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, İsrail gezisi kapsamında, 1967 Arap-İsrail Savaşı'nda ölen İsraillilerin anısına Tel-Aviv'de yapılan mezarlığa çelenk koydu. Karadayı, “Rejim konusunda endişem yok. Türkiye'de demokrasi işliyor” dedi. Mesut Yılmaz: “Bütün kavgaları anlaşmazlıkları askıya alıp darbe olmasın diye işbirliği arıyorum. Çağrıma yanıt vermeyenler, olabilecek kötülüklerin sorumluluğunu üstlenirler.”

27 Şubat 1997: Türk-İş, TESK ve DİSK köşke çıktı. 1 ordu komutanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu, İstanbul Devlet güvenlik Mahkemesini ziyaret etti. 27 Şubat: Elçisinin Türkiye'den gönderilmesine tepki gösteren İran, Türkiye'nin Tahran Büyükelçisi'nin İran'ı terk etmesini istedi.

28 Şubat 1997: Milli Güvenlik Kurulu toplantısı yapıldı. Alınan kararlar, hükümete bildirildi. Necmettin Erbakan, 5 gün direndikten sonra kararları imzaladı. Milli Güvenlik Kurulu kararlarını uygulama komitesi kuruldu ve irtica avına çıkıldı.

2 Mart 1997: Alınan Milli Güvenlik Kurulu kararlarına Mesut Yılmaz: “Yaptırım sözcüğü içeren bir bildiri, Milli Güvenlik Kurulu'nın görevi değil. Fakat fâil, hükümetti.” dedi. Hüsamettin Cindoruk'sa: “Halkın seçtiklerinin yapması gereken işlere bir devlet kurumu müdahale ediyor. Nasıl 27 Mayıs'a, 12 Mart, 12 Eylül'e karşı çıktıysak 1 Mart'taki bu karara da karşı çıkıyoruz. Bugün Milli Güvenlik Kurulu, bu kararıyla parlamentonun, hükümetin, halk iradesinin üstüne çıkmıştır.” açıklamasını yaptı. Fakat Necmettin Erbakan, “Milli Güvenlik Kurulu'nda tam bir uyum vardı.” sözleriyle bu konuyu değerlendirdi.

3 Mart 1997: Genelkurmay Genel Sekreteri Erol Özkasnak, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Atatürk'ün kurduğu laik cumhuriyet'in temel ilkelerini hayata geçirmeye inananlar ve buna gönül verenlerle uyum içinde olduğunu ve bunun dışında kimseyle uyum içinde olmadığını ifade etti. Emekli Org. Kemal Yavuz'sa, daha bunun bir başlangıç olduğunu ve sürecin ve sonucunun radikal sağın algısına bağlı olduğunu söyledi.

5 Mart 1997: TÜSİAD, KESK, DİSK, TİSK, Türk-İş; verilen kararları tam desteklediklerini açıkladılar. İngiliz basınında Milli Güvenlik Kurulu kararları, "siyasî darbe" olarak değerlendirildi.

6 Mart 1997: Necmettin Erbakan, Milli Güvenlik Kurulu kararlarını imzaladı. Ayrıca ANAP, DYP, DSP ve CHP'nin ortak teklifiyle 8 yıllık eğitim meclis gündemine taşındı.

7 Mart 1997: Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Milli Güvenlik Kurulu kararlarının uygulanmaması halinde devletin yürümeyeceğini, uygulamayanların sorumlu olacağını söyledi.

9 Mart 1997: Türk Silahlı Kuvvetleri, mesaj yayınladı. Buna göre “Türkiye, Atatürk'ün emanet ettiği laik ve demokratik cumhuriyetin tüm imkanlarından yararlanarak çağdaş uygarlık yolunda azimle ilerleyecektir. Buna hiç kimse mani olamaz ve olmayacaktır.”

12 Mart 1997: Kararların ilk uygulaması bağlamında Ankara'da 3 Kurân kursu kapatıldı.

14 Mart 1997: Milli Güvenlik Kurulu kararları, meclisten geçti.

17 Mart 1997: Türk-İş, DİSK ve TESK'ten oluşan sivil inisiyatif grubu, 18 maddelik bir bildiri yayınladı.

20 Mart 1997: Gebze İmam Hatip lisesiyle birlikte 8 okula Topçu Alay Komutanı tarafından büst dağıtıldı.

22 Mart 1997: Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup Başkanı Pauline Gren başkanlığındaki heyetle görülen Org. Çevik Bir, demokrasi güvencesi verdi.

28 Mart 1997: Komutanlar, dönüşün olmadığını söylediler. Ayrıca asker, 70.9 trilyon TL ek ödenek talebinde bulundu.

30 Mart 1997: Beethoven konseri verildi. Konsere 10.000 kişi geldi ve bu, çağdaşlaşma göstergesi olarak takdim edildi. Süleyman Demirel, bu durumu “İşte çağdaş Türkiye!” sözleriyle izah etti.

5 Nisan 1997: Genelkurmay 2.Başkanı Çevik Bir, “İlk hedef irtica!” dedi ve Washington Post'a benzer açıklamalar yaptı.

20 Nisan 1997: Tuğgeneral Osman Özbek, bir tiyatro oyununun orduyu eleştirmesi üzerine Necmettin Erbakan'a ağır hakarette bulundu. Genelkurmay başkanı Karadayı, ona destek verdi. "Hükümet gitmezse daha ağır şeyler olacak." dendi.

26 Nisan 1997: 8 yıllık kesintisiz eğitim, Milli Güvenlik Kurulu'da kararlaştırıldı.

29 Nisan 1997: Genelkurmay, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay üyeleri, rektörler ve gazetecilere karargahta brifing verildi.

20 Mayıs 1997: Erken seçim kararı alındı. 1 aylığına başbakanlık Tansu Çiller'e devredildi.

21 Mayıs 1997: Vural Savaş, Refah Partisi için kapatma davası açtı. Burada, parti hakkında "kan emici", "ur" gibi kavramlar kullandı.

7 Haziran 1997: Genelkurmay, sakıncalı görülen şirket isimlerini listeledi. Hedef, “İslâmî sermaye”ydi.

10 Haziran 1997: Savcılara Genelkurmayca "İslâmî sermaye" brifingi verildi. Yekta Güngör Özden ve Vural Savaş da brifinge katıldılar. Batı Çalışma grubu kuruldu. Burada, gerekirse silah kullanılacağı ifade edildi.

18 Haziran 1997: Necmettin Erbakan, istifa edip görevini Tansu Çiller'e devretti.

21 Haziran 1997: Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini Mesut Yılmaz'a verdi. Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve Hüsamettin Cindoruk, hükümeti kurdular.

1 Temmuz 1997: Sarmısak olayı çıktı: onbaşı, gizli belgeler dışarı çıkardığı iddiasıyla tutuklandı. Ordu içindeki Batı Çalışma Grubu ortaya çıktı. Güven Erkaya, “Batı Çalışma Grubu yasal bir kuruluştur, görevi irtica tehdidinin resmini çıkarmaktır.” açıklamasını yaptı.

17 Temmuz 1997: Orakoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik istihbarat faaliyetinde bulunduğu için tutuklandı.

1998

17 Ocak 1998: Refah Partisi kapatıldı.

27 Mart 1998: İçişleri Bakanlığı, 80 ilin valisine bölücü ve irticai faaliyetlerle mücadele için yeni ve sert talimatlar gönderdi.

2 Nisan 1998: İçişleri Bakanı Başeskioğlu, 300 belediye başkanı hakkında soruşturma başlattı.

21 Nisan 1998: Bu dönemde İstanbul büyükşehir belediye başkanı olan Tayyip Erdoğan, okuduğu şiirin bölücülüğü teşvik ettiği gerekçesiyle Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından mahkum edildi.

29 Nisan 1998: Semdin Sakık'ın ifadesine dayanılarak gazeteci Cengiz Çandar ve Mehmet Ali Birand'ın yazılarına ara verildi.

24 Mayıs 1998: Vakıf yöneticilerinin evlerine seri baskınlar düzenlendi. Akabe Vakfı yöneticileri gece yarısı ev baskınlarıyla Emniyet'e götürülerek sorgulandı.

9 Haziran 1998: İstanbul Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu'nda sınava giren başörtülü öğrenciler, çevik kuvvet ekiplerince zorla dışarı çıkarıldılar.

10 Haziran 1998: İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'nden 11 başörtülü öğrenci mezuniyetlerine bir hafta kala okuldan atıldı.

12 Haziran 1998: Anadolu ve fen liseleri sınavlarına başörtülü öğrenciler alınmadı.

17 Haziran 1998: Uludağ Üniversitesi'nde dönem birincisi başörtülü. Hatice Topçu yerine 1. ilan edilen Nihat Karabek, ödülünü reddetti.

24 Haziran 1998: 100.000 öğretmen açığı olan Milli Eğitim Bakanlığı, 3.500 öğretmeni başörtülü oldukları için görevden aldı.

27 Haziran 1998: Diyanet, camilerde okuttuğu hutbeyle Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhindeki propagandalara dikkat çekti: "Türk Silahlı Kuvvetleri, peygamber ocağıdır".

9 Temmuz 1998: MASK, yine değişti: Milli Askerî Stratejik Konsept'in yeni hedefi: "İslâmî sermaye"

9 Ağustos 1998: İstanbul Üniversitesi Rektörü Alemdaroğlu, üniversitelerde kılık kıyafet yasağını serbest bırakan 2547 sayılı yasanın ek 17. Maddesini üniversitenin mevzuat kitabından çıkarttırdı.

26 Kasım 1998: Başörtüsü yasağı, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ne de sıçradı. 6 Aralık 1998: 3 yılda 626 Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu, ordudan ihraç edildi. Büyük çoğunluğunun gerekçesi, "irtica"ydı.

1999

11 Şubat 1999: İrticai faaliyetleri izlemek için emniyet müdürlerinden 20'şer kişilik izleme birimleri kuruldu.

23 Mart 1999: Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Nuh Mete Yüksel, Siyasi Partiler Yasası'na aykırı hareket ettiği gerekçesiyle Fazilet Partisi hakkında yasal işlem yapılması için Yargıtay Başsavcılığı'na başvurdu.

3 Mayıs 1999: Merve Kavakçı'nın Meclis'te başörtülü olarak yemin etmesi engellendi.

10 Mayıs 1999: İstanbul Valisi Erol Çakır, Emniyet Müdürü Hasan Özdemir ve 1. Ordu Komutanı Org. Çevik Bir, medya patronu Aydın Doğan'ın Çamlıca'daki villasında 4 saat görüştüler.

23 Temmuz 1999: Malatya'da başörtü yasağını protesto eden 76 kişi, Malatya 1 no'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'de yargılandı.

26 Temmuz 1999: Açık Öğretim Fakültesi sınavına giren başörtülü öğrencilerin kağıtlarına sıfır notu verildi.

29 Temmuz 1999: Danıştay, sarı basın kartlarında "türbanlı fotoğraf kullanılamayacağına" dair görüş bildirdi.

2 Ağustos 1999: Kemal Gürüz: "Türban yasağına uymayan gider."

4 Eylül 1999: Org. Kıvrıkoğlu'ndan mesajlar: "28 Şubat, 1000 yıl sürecek."

29 Ekim 1999: Milli Güvenlik Kurulu'nın önceki günkü toplantısında asker kanadı, RTÜK'ü de gündeme getirdi. Bölücü ve irticai televizyon ve radyo yayınlarının arttığına dikkat çeken askerler, denetim için RTÜK yasasında gerekli değişikliğin yapılmasını ve yaptırımların artmasını istediler.

16 Aralık 1999: Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanı Hasan Celal Güzel hapse girdi. Güzel'e 1997'de Kayseri'de türban yasağına ilişkin sözleri üzerine dava açılmıştı.

facebookta paylaş

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda

Sayfa: [1]