Gizliilimler.tr.gg

Gizli dünyaların kapısını aralamaya hazır mısın?

Elektrikli Sandalye

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Sayfa: [1]
*GönderenKonu:

Elektrikli Sandalye

(Okunma sayısı 3556 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimdışı Akhenaton
Admin
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
***************
Ruh Hali: Hasta
Rep Puanı: 0
Üye No: 1
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: Paralel Evren
İleti: 4301
  • Profili Görüntüle

Elektrikli Sandalye

« : Mayıs 28, 2012, 02:54:30 ÖS »
Elektrikli Sandalye
Yunis Ferman oğlu Halilov

"Asâbî insanlar ve kalp hastası olanlar, bu yazıyı okumasın!"

Size ilgi çekici bir makalemi takdim ediyorum. Makalede, “idam cezasının gayri insânî usûlü ya da teknolojik gelişmenin çirkin evladı” diye adlandırdığım “elektrikli sandalye” hakkında insanlık tarihine siyah leke getiren bir “ölüm aracı”ndan bahsedip ve bu konudaki fikirlerimi SİZİNLE paylaşmak istiyorum.

İdam Cezasının Gayri insânî Usûlü Ya da Teknolojik Gelişimin Çirkin Evladı: Elektrikli Sandalye Tamamiyle Amerikan icadı olan elektrikli sandalye, 19. yüzyılın sonlarında, daha da belirginleştirirsek, 1889'da “en insânî ve kolay” idam yöntemi olduğu iddia edildiğinden, demokratik ülkeler içerisinde ilk yeri tutan Amerika’nın yasalarına dâhil edilmiş ve ilk kez Obern Hapishânesi'nde tatbik olunmuştur.

Elektrikli sandalye hakkında çok sözler söylenilmiş, onunla ilgili cilt cilt kitaplar kaleme alınmış, bir dizi edebî ve sanatsal filmler çekilmiştir.

Ünlü “İdama Davet” adlı sanatsal filmde, bu çirkin ve tüyler ürpertici ceza usûlünün uygulanışı, tüm korkunç detayları ve iğrençlikleriyle birlikte aşağıdaki gibi tasvir edilir: “Mahkumun bağırmaması için ağzına plaster yapıştırılır, elektriğin şiddetinden mahkumun gözlerinin parçalanıp yerinden çıkmaması amacıyla gözleri sargıyla bağlanıyor. Çırpınmasın diye ayakları ve başı, özel kayışla sandalyeye bağlanılıyor. Şakakları, elektrotlarla sıkılıyor... Geriye elektrik şalterini (düğmesini) çalıştırmak kalıyor. Cellat, son işi de görüyor. Güçlü gerilimli elektrik akımının “Yıldırım” şiddetiyle mahkumun bedeni bir kaç saniye içerisinde adamakıllı titriyor, ağzını kapatan plastırın altından kanlı bir köpük akıyor... Ölümün gerçekleşip gerçekleşmediğini kontrol etmek için; doktor, yaklaşıp nabzını yokluyor ve idamın devam ettirilmesinin gerektiğini bildiriyor. Cellat, yeniden elektrik şalterine el atıyor...”.

Aslında, bu filmden önce de elektrikli sandalyenin daha insânî ve kolay idam yöntemi olmadığı, Amerika halkınca biliniyordu. Şöyle ki, 1928'de milyonlarca Amerikalı, Rufi Snayder'in idam ânını tasvir eden fotoğrafa bakarken elektrik akımı verildiği vakit mahkumun nasıl çabaladığının şâhidi olmuştu. Bu fotoğraf, T. Harward tarafından New York'un ünlü Sing Sing Hapsanesi'nin idam odasında gizlice çekilmişti.

Ne yazık ki, Amerika halkının genel hoşnutsuzluğu ve itirâzına rağmen, idam cezasının bu gayri insânî usulünün uygulanışı, ilk uygulandığı zamandan bugüne kadar hâlâ da uygulanmakta devam ediyor. Şöyle ki, hâl-i hazırda Amerika’nın 13 eyaletinin yasalarında idam cezasının bu gayri insânî usûlü yer almaktadır.

Oysa çoktandır biliniyor ki, en yüksek gerilimli elektrik akımı bile insanının işkencesiz ve acısız ölümüyle neticelenmiyor. Çoğu zaman mahkumun beynini tamamiyle felç etmek ve kalbini durdurmaktan ötürü yüksek gerilimli elektrik akımının insan organizmasına yayılmasını bir kaç defa tekrarlamak gerekiyor. Somut örneklerle fikrimize açıklık getirelim. İnanılması ne kadar güç de olsa, belirtelim ki, 1983'te Alabama eyaletinde 33 yaşındaki mahkum Con Lui Evans, elektrik sandalyede idam olunurken organizmasına 1900 volt yüksek gerilimli elektrik akımı verilmiş; fakat o, sağ kalmıştı. Güçlü elektrik akımının etkisiyle ellerinin sandalyeye bağlı olduğu kayış parçalanmış, elektrik akımının yaktığı etin kokusu, etrafı bürümüştü. Fakat doktorlar, onu muayene ettikten sonra mahkumun kalbinin attığını ve hâlâ ölmediğini bildirmiş, bununla da 4 dakika geçtikten sonra Evans'ın başına 2. kez elektrik akımı verilmiş ve o, yine de sağ kalmıştı. Barbar idam usulünün gaddarlığı, Amerika anayasasının ilgili maddelerine aykırı olması nedeniyle mahkumun avukatları, eyaletin valisinden mahkumun bağışlanmasını rica etseler de, red cevabı almışlar ve 10 dakikalık aradan sonra sıradaki elektrik akımı verme işi başlamıştı. Bununla da, Con Lui Evans, fillî olarak 3 kere idam olunmuştu.

Belirtelim ki, bu durum, az rastlanılan bir olay değil. Şöyle ki, 1985'te mahkum William Vendivari, 3. denemeden sonra da sağ kaldığında, Amerika Yüksek Mahkemesinin özel kararı talep olunmuş ve bu kararda idam cezasının tekrar icrasının anayasayla zıddiyyet teşkil etmediği kararı verilmiştir. Sonuçta mahkum konusunda çıkarılmış ölüm hükmü, bir yıldan sonra tekrar icra olunmuştur.

3 kez elektrikli sandalyenin vahimesini hissetmiş ve onun işkencesini tatmış birinin 4. kez, kendisi de belirli bir aradan sonra (ne az, ne çok, tam bir yıl Yunis Halilov) aynı korkuyu ve acıyı yaşayacağını düşündüğü zaman geçireceği hisleri bir anlık da olsa hayal etmek bile insanın damarlarındaki kanı donduruyor. Bu mudur, kendisinin demokratik ülke olduğunu iddia eden Amerika'da “en insânî ve ve kolay” idam usulü? Bu mudur, insanın vazgeçilmez hakkı olan yaşama özgürlüğüne saygı göstermek adı altında, aslında ona özel acımasızlıkla kast eden Amerika'da Allah'ın bahşettiği cana insancıl kaygı? Görün, bu ülkede bu cinayeti icra edenlerin kendilerinin katil olduğunu düşünen kaç insan var? Her neyse...

Biraz da bu idam usulünün uygulanışı prosedürünün diğer meselelerine göz atalım.
Bu merasim, bu idam usulünün tatbik olunduğu tüm eyaletlerde, aynı şekilde yerine getirilir. Şöyle ki, cellatlık görevini yerine yetiren gönüllüler, adet olduğu üzere, hukuk-gardiyan organlarının emeklileri arasından seçilir.

İdam prosedürünün her detayının göz önünde bulundurulduğu talimatta, icra mekanizmasıyla ilgili meselelerin bütün tafsilatıyla belirtilmesi, “ölüm aracı”nın muammalı görünen sırlarının insanlarda yarattığı korkuyu daha da korkunç hâle getiriyor. Örneğin, orada belirtiliyor ki, idam cezasının icrâ edileceği haftayı vali, günü hapishane müdürü, saatiyse bu prosedürden sorumlu olan gardiyan tayin ediyor. Talimatta o da gösteriliyor ki, bu kurala son derece ciddiyetle uyulmalıdır.

Cezayı icra etmeye onay vermiş kişilerin adlarını hapishane müdürü ezberlemelidir. Kabaca belirlenmiş gün ve saatte hapishanenin müdür telefonla cellatlardan birine baş vurup görüş yerinin adını söyler, günü ve saati tayin eder. Daha sonra görüş yerine özel bir araba gönderilir. Cellat, arabaya biner ve onun için gönderilmiş olan siyah maskeyi giyer. Onun arabaya bindiği andan itibaren hiç kimseyle, hatta şoförle bile konuşması asla yasaktır. Şoför, onu sadece yüzünden tanır, çünkü onu maskesini takmadan önce çıplak yüzüyle görmüştür. Fakat soyadını bilmez. Bununla da, o, istese bile 3. kişilere onun kim olduğunu bildirecek bir şey diyemez. Hapishane müdürüyse, şoförden farklı olarak celladın soyadını bilir; fakat o da maskeli celladın yüzünü tanımaz. Demek ki, hapishanenin müdürü de onun kim olduğunu ortaya çıkaracak dolgun bir enformasyondan yoksundur.

İdamın icra olunacağı günün akşamı, hapishane müdürünün muavini, baş gardiyanla birlikte mahkumun kaldığı tutsak koğuşuna yeni bir çeket, bir çift yeni ayakkabı, yüzünü tıraş etmek için alet ve temiz bir havlu getirir. Mahkumun saçı ve yüzü tıraş edildikten sonra, mecburi bir kural olarak duş yaptırılır. Bundan sonra mahkumun -eğer istiyorsa- bir tane sigara içmesine izin verilir...

Sonunda, mahkum, idamın icra olunacağı hapishane odasına getirilir. Onu özel kayışlarla elektrikli sandalyeye bağlayıp, başına ve sağ ayağına elektrotlar takılır. Hapishane müdürü, mahkumdan son sözünün olup olmadığını sorar. Eğer mahkumun bir şeyler söylemeye meyli varsa, tüm söyledikleri özel bir deftere yazılır. Mahkum son sözünde belirli etik kurallar çerçevesinde, kimin hakkında ne isterse söyleyebilir. Son sözünden sonra hapishane müdürü, eyaletin valisini arayarak ondan bu idama bir itirazının olup olmadığını ve siyah maskeli celladın cezanın icrasına hazır olduğunu bildirir. İtiraz yoksa, cellat 40 şâhitin gözleri önünde 1800 volt gerilimli elektrik akımını verecek olan (şaltere ya da) düğmeye basar ve artık makalemizin başında da tasvir olunan sahne, yeniden canlanır...

Böylelikle, yazının sonuna geldiğimizde; insanlık dışı, gaddar ve tüyler ürpertici olan idam cezası hakkında bahsettiğimiz bu yöntemi, “teknolojik gelişmenin çirkin evladı” olarak adlandırmaya, düşünüyorum ki, hakkım vardır. Ümit ediyorum ki, insanlık tarihine siyah leke getiren bu iğrenç ve lanetli “ölüm aracı”, tez bir zamanda ortadan kaldırılacaktır.

Yunis Halilov,
Hukukçu.
yunishalil@yahoo.com

Türkiye Türkçesi'ne Çeviren: Akhenaton

facebookta paylaş

Kayıtlı

Facebook / Twitter / Paltalk: Akhenaton41 / Paltalk Odası: Edep Sahiplerine Munhasir Oda



Çevrimdışı @Bircan
Süper Moderatör
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
************
Ruh Hali: Huzurlu
Rep Puanı: 430
Üye No: 762
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
Cinsiyet:
Nerden: ♥Ben, düşler ülkesinin gel-git akıllısıyım...♥
İleti: 2649
♥Kaderini kabullenirsen, rehberin olur...♥

  • Profili Görüntüle

Ynt: Elektrikli Sandalye

« Yanıtla #1 : Ocak 18, 2013, 03:20:36 ÖS »
Neden?...
Bir suçlunun bu şekilde idam edilmesi, işlenecek suçlarımı engelliyor?
Hiç sanmıyorum…
Bir insanın hayatının elinden alınması asla onaylayıp bünyemin kaldırmadığı bir şey…
Ne kadar kötülük yaparsa yapsın, çaresi olmayan bir insanın bu şekilde ölümünü izlemek ondan hiçbir farkının olmadığını gösterir…Cezaymış neyin cezası?
Benim ceza evi anlayışım, suça meyilli kişilerin topluma kazandırılması…Bunların arasında gerçek anlamda böyle bir cezaya çarptırılanlar dışında, aralarında birçok kişinin haksız nedenlerle idam edildiklerini duyuyoruz…Ne olursa olsun çok çirkin bir olay bir cana kıyabilmek…Hadi böyle bir cezayı hak etti diyelim, bu kadar vahşice olmamalı…Bu tip yazıları okuduğumda günlerce etkisinden kurtulamıyorum…Ama okumaktan kaçalım diye binlerce kişinin acısı ardına gizlenemeyiz…Üzücü…

Kayıtlı

♥'Hiç kimse sizin yazdığınız bir şeyi, düşündüğünüz gibi okumaz.'♥

aysegul
Ziyaretçi

Ynt: Elektrikli Sandalye

« Yanıtla #2 : Ocak 18, 2013, 04:40:00 ÖS »
Değerli Yunis Bey'in az sayıda ama kıymetli yazılarındandır :) Saygıyla kulaklarını çınlatmak isterim. Her ne kadar ürkütücü görünse de bundan çok daha fazlasını hak eden insanların var olduğunu biliyoruz. Zaten bu yazıda o tür insanlara atfen yazılmıştır. Bu yazıyı ilk okuduğum zamanda -ki bu en az bir 3-4 yıl vardır- o gün de ve bugün de idam cezasının gerekliliğini savunuyorum. Çünkü bazı durumlar, kamunun vicdanını ve ruhunu kanatıyor... Tekrar okumak güzeldi.

Kayıtlı
Sayfa: [1]