Gizliilimler.tr.gg

Gizli dünyaların kapısını aralamaya hazır mısın?

Gece Hanım, Gündüz Bey

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin

Sayfa: [1]
*GönderenKonu:

Gece Hanım, Gündüz Bey

(Okunma sayısı 4709 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimdışı Güneş
Yeni Üye
*

Kazandığı madalyalar:
*
Ruh Hali: Neseli
Rep Puanı: 0
Üye No: 1557
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
İleti: 5
  • Profili Görüntüle

Gece Hanım, Gündüz Bey

« : Şubat 26, 2017, 07:00:34 ÖÖ »
Gece Hanım, Gündüz Bey

Sahibini Arayan Mektuplar 2. Bölüm

Bir kış daha bitti Gece Hanım. Bir külkedisi masalının üzerinden sekiz mevsim geçti. Geriye elindeki hüzün sarısı altın bir ayakkabıyla karbondioksitli sokaklarda o ayakkabıların sahibini arayan bir prens değil, sadece sizden başka hiçbir yüreğe uymayacağını bildiğim birkaç şiir, bir de “gece”nin üçünde beyaz bir attan bozma bir arabaya atlayıp bir deniz kıyısında sessizce dalgaları izleyen bir çirkin prens kaldı.

Sizden geriye dudaklarıma donmuş bir nefes gibi yapışan ardışık geceler kaldı Gece Hanım, yüklemsiz ve devinimsiz saatler, yıkanmamış kupa bardaklar ve mevsimine göre elektrikli soba ya da bir vantilatörün yalnızlığımı bölen sesi.

Kırgın bir yürek nasıl atar bilir misiniz Gece Hanım, hani içlerindeki yaşama sevinci gün geçtikçe çekilen eskimiş paçavra bir pilin döndürmeye çalıştığı, ama çoğu zaman beceremediği yelkovanlı bir saat gibi. Siz de eski saatlerinizi sigara dolusu bir yalnızlığın en kireç tutmamış köşesine benim gibi asar mısınız Gece Hanım?

Her şiir, sahibini arar da Gece Hanım, sahibi de soldu mu çiçeklerim diye su vermez mi onlara? İnsanlar gibi ölürler, ümitler gibi ölürler, çiçekler gibi ölürler; ölürler imlası uzun zamandır düzeltilmemiş şiirler de Gece Hanım. Varoş bir dudağa bir fısıltı gibi konmayı beklemiş her şiir, kelimeleri unutulunca bir karış toprağa gömülür. Hadi beni unuttunuz, can verdiğiniz kelimeleri de mi Gece Hanım?

Sahi siz hiç öldünüz mü Gece Hanım? Kaç kere öldünüz? Ya da kaç kere bir adamı bir daha bir daha öldürdünüz? Benim bu, sekizinci olacak… Her mevsimde, beni gündüzleri götürüp toprağa verdiler. Siz, geceydiniz, nerden görecektiniz! Ama siz, ruhuma Orhan Veli’den bir şiir okuyup göndermediniz Gece Hanım... Annem yalnızlık ve kardeşim hüzün, mezarımın başucunda sessizce ağladılar. Siz bir Adana, bir Samsun türküsü bile söylemediniz Gece Hanım…

Karanlıktı. Koyu bir karanlıktı kırgın bir yüreğin üstüne bulaşan mürekkep. Ölümüne sevgililer, öldürüp öyle gittiler hep… Duymak mı lazım illa mühürlü dudaklardan sesli bir lisan… Konuşmadan da seni seviyorum, seni seviyorum diyemez mi bir insan… Sahi, siz kaç mezardan konuşmasını, dile gelmesini beklediniz bir ölünün? Ne farkı vardı ki Gece Hanım, mezarda yatan bir ölüden can verişi eksik kalmış bir ölü gönlün…

Karanlıktı. Koyu bir karanlıktı zaman, geceleri perdeleri sıkıca çekilmiş üç metre kare bir odada. Tutuşturdum donmamak için cam kırığı yüreğimi yatağımın başucundaki sobada. Sahi, siz yine çok üşüdünüz mü Gece Hanım, yine üşeniyor musunuz biriken makbuzları yatırmaya? Patlayan bir ampulün yerine yenisini takıyor musunuz ya da? Sahi… Siz üşüdünüz mü Gece Hanım, sevdiğiniz insanın size sarılışını özlerken yatağınızda.

İlk cemre düştü. Ama odamın içi hala buz gibi. Odamı saran soğukluk, mevsimler değil Gece Hanım… Kalbime dolan ayazın sebebi, ince battaniyeler değil. İlkin dakikaları atmalı ateşe, önce saniyeleri değil Gece Hanım. Üşüyorsa gönlü bir insanın, önce eski defterleri, kırgınlıkları kapatmalı, pencereleri değil…

Sahi siz, parmaklarınızın izleriyle dolu aynalarda kendi yalnızlığınızı yüzlerinden öptünüz mü Gece Hanım? Siz, uyumadan önce hüzünlerinize iyi geceler dilediniz mi? Sahi, siz hiç kederlerinizi mahalle bakkalından kendiniz satın aldınız mı? Siz hiç karanfillerinizi bardağa ya da bir vazoya değil; yüreğinize koydunuz mu? Sevgilinizin adı diye “gece”leri çok sevdiğiniz oldu mu? Siz hiç rengi sevgilinizin gözlerini hatırlatıyor diye çay yerine şekersiz neskafe içtiniz, duvarları baştanbaşa kahverengiye boyadınız mı?

Özledim mi sizi? Hayır, hayır… Özlediğim için, gel demek için yazmıyorum bunları. Çünkü ben, hiç tahmin etmediğiniz kadar öldüm. Ruhuma bir Fatiha yerine Sezai Karakoç’tan, Cahit Zarifoğlu’ndan, Erdem Beyazıt’tan şiirler üfledim. Belki biraz lor peynirinin tadını özledim. Belki sıcak, üstü susamlı ince yayla ekmeğinin kokusunu. Belki biraz, yarısı tükenmiş bir sigaradan içime nikotin sarısı bir nefes içebilmeyi. Belki biraz çok sevdiğim 8 yaşındaki yeğenimi… Belki biraz beyaz peynirle rakı içmeyi. Belki biraz, 11 yaşımla mahallenin bir ucundan bir ucuna koşmayı. Belki biraz, unuttuğum tüm kelimeleri hatırlayıp yeni bir şiir yazmayı. Belki biraz bu yaz kestirdiğimiz yaşlı erik ağacını. Belki biraz iki şekerli bir çay içmeyi. Belki biraz… Eski resimlerinize bakmayı hani şu elinizi belinize doladığınız… Belki biraz size yine şakalar yapmayı –ki biliyorum çok çocukça- Belki biraz Ahmet Kural gibi öyle hoyrat size laf dokundurmayı…

Kabul ediyorum… Bir miktar özlemiş olabilirim. Ya da bütün başlangıç paragrafını reddedip sizi çok çok özlediğimi yazabilirim… Ama bu bir şey değiştirmez ki Gece Hanım, siz de bilirsiniz. Çok iyi bilirsiniz, dönseniz hiçbir şeyin değişmeyeceğini. Yine ağzımı açmayacağımı, mühürlü kelimelerimi.

Ah Gece Hanım, bana göre değil anlamak kadınları… Ya da anlamalarını ummak, suskun bir adamın neden konuşmadığını. Altı-üstü buyum işte. Fazla kırılgan, fazla savurgan, fazla aldırışsız, fazla yalnızlığına düşkün, ama en çok fazla yorgun. Ama biliyordun uçmayacaklarını ve uçmayı asla beceremeyeceklerini kanadı kırık incir kuşlarına kâğıttan kanat yapsan. Çünkü Gece Hanım, Mecnun, çöllere düşmüşse bir kere, atamaz o yabanlığını asla kamburundan. İster çöller denize dönüşsün, ister karşısına dikilsin Leyla, onun susması mecnunluğundan...

Ama siz, Güneş dolu gündüzler görün Gece Hanım, ama siz gümüş bir tepside gündüzler… Dikilmesin koyu bir yalnızlık gibi karşınıza: Eller ne der… Ama siz, hala liseli bir kız gibi örün saçlarınızı Gece Hanım, ama siz, dost tutmayın yalnızlıklarınızı… Bakışlarınızı uzak bir memleket bilsin, erişmesin dünyada ve ahrette gözlerinize keder….

facebookta paylaş

Kayıtlı
Çevrimdışı siyahgece
Yeni Üye
*

Kazandığı madalyalar:
*
Rep Puanı: 0
Üye No: 3033
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
İleti: 7
  • Profili Görüntüle

Ynt: Gece Hanım, Gündüz Bey

« Yanıtla #1 : Temmuz 02, 2017, 01:33:19 ÖÖ »
Yazı sen sus konuyu ben biliyorum demiş.

Kayıtlı


Çevrimdışı Free
Süper Moderatör
Özel Onur Üyesi
*

Kazandığı madalyalar:
*********
Ruh Hali: Merakli
Rep Puanı: 11
Üye No: 1508
Açtığı Konuları Göster
İletilerini Göster
İleti: 1054
  • Profili Görüntüle

Ynt: Gece Hanım, Gündüz Bey

« Yanıtla #2 : Temmuz 29, 2017, 12:44:15 ÖÖ »
Güneş içim gitti yazını okurken aşk masalın tek kelimeyle muhteşem o kadar içli o kadar harbi...
yanlız sonlara doğru çelişkiye düştüm hani derlerya cümlenin sonunda ama varsa önceki sözlerin hiç bi anlamı yoktur diye öyle...
Yinede yazı olarak bu sitede okuduklarımın en iyilerinden aslında bi yarışma yapıp yılın en iyilerini seçsek iyi fikir yaa :)
selamlar....

Kayıtlı
Sayfa: [1]